28 Şubat 2018 Çarşamba

Lotus'un Alet Parkı

Lotus'un el aletlerini yenileme kararı çok eskiden beri kafamızda vardı. Ancak bir türlü elimiz varıp da üzerine gidememiştik. Geçtiğimiz kış başında jeneratör yardımıyla, 220V matkap baş bodoslama kromunu delmeye çalışırken ısınıp, hatta alev alıp tamamen devre dışı kalınca listeyi gözden geçirmeye karar verdik.
İlkini sağolsun Yasin hediye etti. Doğrusu bizim tekne için biraz büyük kaçtı belki ama, mavi seri profesyonel Bosch takımlara her zaman hayranımdır. Eskisi gibi mandren ile sıkıştırılmadığı için çok pratik ve avantajlı kullanımı var. Bu kısmının metal olması, plastik olanlara göre çok uzun ömürlü olmasını sağlıyormuş, bayıldım. Mutlaka düşük devir olması bizim kullanımımızda şart.
14 mm'e kadar uçları rahatlıkla kullanabiliyor, sağ sol devir değişikliği devir ayarı butonu kullanımı gayet pratik.

Bosch serisine girince distribütöründen yine çok uygun fiyata egzantrik zımparayı da değiştirme yoluna gittik. Bu tip zımparalar konusunda Bosch gerçekten çok iyi. Uzun süre kullanım söz konusu ise ısınma ve yarattığı hasarlar sebebiyle mavi-profesyonel seri tercih ettik biz. Bence asıl cevap verilmesi gereken soru, bu aşamada kaç saat süreyle kullanılacağı. Zımpara tablası temini açısından da Bosch rakiplerine göre çok avantajlı. Tabla genişliği 150 mi? Yoksa 125 mi olsun diye çok düşündüm. 150 ağır olduğu için ve düz olmayan yüzeylere girebilmesi açısından dezavantajlı. Ancak zımparası hemen her yerde bulunuyor. 125 ise daha hafif, daha ucuz ve kenar köşeleri daha kolay girebiliyor. 125'liklerin çoğu tek el ile kullanılıyor, Makita'nın yeni seri bir ürünü var iki elle de kumanda edilen cinsten, doğrusu onu da çok beğendim ama biz 150 mm tablası olan Bosch tercih ettik.
Uzun yıllar bizi idare eden Skill şarjlı matkap da artık elimizde kalmak üzere olduğundan, değiştirme planına alındı. Dewalt bu konunun lider markalarından. Günümüzde fırçasız motorların piyasaya çıkmasıyla daha hafif ve güçlü modeller bulmak mümkün. Bunlar genelde profesyonellerin tercih ettiği 14 ve 18V aralığındaki modeller. Lityum İon piller, yine pillerin ömrünü arttırmada çokça tercih ediliyor. Biz Devalt'ta 10,8V Lityum İyon pilli ... modeli tercih ettik. Daha hafif, çift pilli ve en önemlisi küçük olduğu için ve her yere sığdığı için bu modeli aldık. Tekne kullanımında torku gayet yeterli.
Teknede en pratik aletlerin başında tel zımba aleti geliyor. Manuel olan ürünlerde en iyi olan markalardan birisi Novus. Teknede ve marin kullanımda paslanmaz telleri kullanmak önemli. Bu yüzden öncelikle paslanmaz telleri bulup, aleti ona göre seçmekte yarar var. Maalesef her ürünün paslanmaz telini bulmak mümkün olamıyor.
Son malzeme eskiden beri istediğim bir türlü elim varıp da almadığım ağır devir pasta-poliş aleti. Bunda da Makita modeli tercih ettik. Profesyonel aletler (Makita, Dewalt ve Bosch gibi markalarda) kabaca aynı fiyat aralığında. Teknede yüzey geniş olduğu için ucuz seri ürünleri özellikle tercih etmedik.
Bunlardan başka Dremel'in en küçük seti, bir tane yüzey taşlama (el frezesi seti), bir adet kılavuz setini de pakete dahil ettik.








20 Aralık 2017 Çarşamba

Lotus Kış Bakım ve Tamirleri: 2017-2018

5 kışı arka arkaya güneyde geçirdikten sonra Lotus'u tekrar İstanbul'a getirdik. Kuruçeşme'de her zamanki yerinde, kıçtankara olduktan sonra tekne içi kısa zamanda atölye haline döndü, Liste uzun...

1-Radar montajı. 4 sene önce upgrade ettiğimiz Raymarine elektroniklere radar eklemek gündemdeydi hep. Elimizdeki radar E80 serisiyle uyuşmadığı için yeni bir radar satın almamız gerekiyordu. Sonunda sanırım hallettik. Şimdi radar domu direğe montaj işi kaldı. Boğaz maalesef, sallantı dolayısyla direğe çıkıp radar monte etmek için çok uygun bir yer değil. Bir balıkçı barınağında birkaç saatlik bir iş. Kabloyu harita masasına monte E80'den direk dibine kadar çekmiştik. Orada bir ek olacak. Güverteyi de deldik. İş direk seviyesini ayarlayıp, orayı kablo için delip aşağı bir kılavuz yollamak. Radarın ayağını İzmir'de Atilla ve Aydın ağabeylerin yardımıyla yapmıştık. Delik açıp perçin ile mi? Yoksa vida ile direğe sabitlemek konusunda hala kararsızız.  Sağolsun Erol ağabeyin kısa sürede kolaylıkla halledebileceğine eminim.

2-Sintinedeki suyun şafttan geldiğini tespit ettik. Mayıs'ta karaya çektikten sonra çok arttı. Halen üzerinde Yanmar'ın Deep Seal salmastrası var. Volvo'ya göre daha hesaplı ancak bana sanki daha kötü bir malzeme gibi geliyor. Rıza memnun olduğunu söyledi. Yeni salmastrayı taktık. Ancak su kesilmedi. Salmastrayı denizde tamamen söktük. Şaftın üzerinde incelme olduğunu tespit ettik. İleri yolda damlatıyor. Bizim kayığın formu sebebiyle şaftı pervane ile beraber denizde, dümeni indirmeden sökmek mümkün. Bunu yapalım diye düşündük. Kuruçeşme'de dalış işleriyle uğraşan Kudret ile konuştuk. Şaftı kaplinden ayırıp söktük, dışarı aldık. Deniz tarafından 1,5 parmak bir takoz ile içeriden de bir takoz koyduk.
Yeni şaft yapılacak, Rıza Usta Ünlü'yü tavsiye ediyor. Pervanede sorun yokmuş. Braketin kovanından da şüphelendiğimiz için bir tane de yedek aldık ancak onun suda değişmesi oldukça teferruatlı ve zor. Karaya almayı bekleyeceğiz.

3-İskele taraftaki vardavela puntellerin ayakları tutan civata kafaları kopuk. Alttan civata somunlarına ulaşmamız zor oldu ancak becerdik. Mobilyanın üstü nemliydi. Tekne iinde nem alıcyı çalıştırdım, bir hafta içinde kuruttu tekneyi, sahilde elektrik almak bu açıdan çok avantajlı.

4-Bu nem meselesi ile ilgili, tamamen kapalı olan dolapların içinin havalanması için birkaç menfez yapmak iyi olur diye düşünüyoruz. Bakalım şimdilik acelesi yok.

5-Motorun üzerini örten oturma grubunu yukarı kaldıran düzeneğin menteşeleri kırılmış. Fransız oraya ok garip bir sistem yapmış. Menteşeyi bir türlü bulamıyorum. Bakalım bir çare düşüneceğiz.

6-Dolapların menteşelerinde paslanmalar var. Aynısını marintekte paslanmaz olarak buldum ancak çok pahalı (tanesi 15-20 Euro, vermeye hiç hiç niyetim yok). Bauhauss'tan aynılarını buldum, küçük boy ve düz dolap menteşesi olarak geçiyor. Vidalarını paslanmaz olanlarla değiştirdim. Bir tek ayar vidası alengirli birşey onu belki sarıdan çektirmek gerekecek.

7-Sintinedeki motorun kulak ve diğer benzer metallerindeki pası tel fırça ve zımpara ile adım, Duratek veya Demarine'den alacağım Yüzey Toleranslı Metal Koruma Epoksi (GR4480) ile boyacağım. Çinkolu olanı tercih ettik.

8-Tüm kabinlere aydınlatma lambaları yanına USB ve çakmak prizli 12V ünitelerden monte etmeyi düşünüyorum. Kabinlerde cep telefonu şarj etmek isteyenler kolaylık oluyor.

9-Motorun bakımı. Yağ ve filtreler değişecek, antifriz suyunu değiştireceğim. Mazot separı sorunlu, yolda gelirken bizi çok yordu. Volvo'nun orjinal filtreli separını bir arkadaşımdan temin ettim. Altı metal olan bu üniteyi Perkins'in altı cam olan ürünü ile modifiye ettim. İnce diş, çeyrek parmak civatayı 9 cm'e uzatmak ile kolaylıkla halloldu. Boyunun uzaması sebebiyle hali hazırda bulunduğu yere sığmıyor, hortumları değiştirip motor kabini kıç tarafına monte ettim.

10-  Boiler'e de bakım lazım. Sahil elektriğinde sigorta atıyor. Thermocouple ERTA'nın uzmanlık alanı. Aynısını bulmaları 2 dk sürmedi...

11- Bimini ve cenova UV bandı söküklerini tamir edeceğim. Geçen sene yenilediğimiz el aletlerine yeni kılıflar diktireceğim. Tekne içinde döşemelerde sorunlar var. Onlarla ilgilenmek gerekecek. Bundan başka vinç bakımları, güvertede jelkot tamiri, kokpit tiklerine ve derzlerine tamir ve değiştirme, salon verniğine rötuşlar, gri su tankı montajı gibi projelerimiz var...
Anlaşılan bu kış elimizden anahtar düşmeyecek.  ))

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Galaksidi-Korint

Sabah çok sessiz ve sakin uyandık. Şehir bomboş. Hava durgun.
Yanımızdaki alman sabah erken çıkacağını zaten söylemişti. Onlara yardım ettim. Karşılıklı selamlaştık. Tam içeri girip bir bardak çay içeceğim, gürültüyle bir tekne yanımıza girmek için manevra yapmaya başladı.
Sahile çıkıp halatlarını aldım. Belçika bandıralı bir süper Maramu. Güzel kayık.
Sahibi bana türkçe teşekkür edince şaşırdım. Meğer Belçika'da yaşayan bir Türk'müş, karısı Belçika vatandaşı. Birkaç yıldır işlerini oğluna devredip, teknede emekli hayatı yaşadığını söyledi. 3 aydır İspanya'dan beri bu tarafa seyir halindeymişler.  Sohbet ettik. Onlar da 2 gün önce Kefalonya'da olduklarını söylediler. Ancak Argostoli'den geldiğini kuzeye çıkmadığını söyledi.  Onlarla da selamlaştık...
Etrafa bakınıyorum ama görevli ortalarda yok. Dünden kızcağıza parasını ödeyememiştik. Önce gidip Liman Polisi'ne uğrayın deyince kaçırdık galiba fırsatı. Acaba kafeye veya markete mi bıraksam parayı? Ya da komşulardan birine?
Olmadı bir sonraki sefer vereceğiz. Bir seferinde Kos limanında 1 sene sonra ödemiştim görevliye. Hazırlıklarımızı yaptık. Kolay bir manevra ile ayrıldık.
Hemen çıkışta, Aya Georgios kayalığına yakın demir atıp denize girdik. Kısa bir kahvaltı molası sonrası yola devam. Korint Kanalı'na kadar 35 NM yolumuz var. Rota güneybatı.
Dümdüz denizde motorla yol alıyoruz. Hemen hiç rüzgar yok.
Nalan içeride dolapları toparlıyor, ben dümendeyim.
Çocuklar dümen tutmayı öğrendiler aslında ama uzun süre dikkatlerini toplayamıyorlar, henüz.
Bir süre sonra o çıktı, dümeni aldı bu sefer ben teknenin içine geçtim.
Görev Tanımı: Sintine Temizliği
Motorun altında, sintine ile ilişkisi olmayan kapalı bölmede mazot var. Mustafa Ağabey'ler Atina'da karşılaştıkları fırtınada, dalgadan dolayı tıkanması ve temizliğin artıkları. Normalde sadece motorun altındaki bölmede kalması gerekirken, maalesef tekne yan yatınca veya başka bir sebeple etrafa da yayılmış. Motor çalışırken hem sıcaklık hem de hareketli kayış ve üniteler sebebiyle oldukça riskli bir iş bu. Dikkatle çalışmama rağmen 1-2 kere kolumu hafiften yaktım. İyi tarafı düz denizdeyiz, ama bir türlü temizlenmiyor. Normal deterjanlar zaten hiçbir işe yaramıyor. Benzin döktüm bana mısın demedi. Acaba ne yapsam ne yapsam diye sağa sola saldırdığım bir sırada elime fırın temizleme spreyi geçti. Teknede "fırın temizleme spreyi" ne arıyor diye sormayın. Lotus'da herşey var da Nerede? asıl soru bu!! ))
Bu bahsi geçen spreyin, biraz da çaresizlikten kaynaklı çözüm olmasını hayretlerle izledim. Neredeyse 3-4 haftalık eskimiş, yapışmış ve katılaşmış mazot kalıntılarını neredeyse buharlaştırarak, sadece kağıt havlu ile temizlenebildiğini gördüğümde, suyun kaldırma kuvvetini keşfeden Arşimed'i daha iyi anladım. ))
Kısa sürede sintine pırıl pırıl oldu.
Ancak o kadar mazot, kimyasal ve sintine çalışması bir soğuk birayı haketmemizi sağladı tabi. Nalan motoru boşa aldı ve serin sular!
Rota Melangavi Burnu.
Üzerinde feneri olan etkileyici bir burun. Bu saatten sonra Korint Kanalı'nı geçmemeye karar verdik. Korint şehrine gireceğiz. Daha vaktimiz var, güneş hala yüksek. Denize girecek uygun bir yer arıyoruz.
Burnu ve fenerini geçer geçmez, hemen güneyinde bir demir yeri veriyor. Ama ilginçtir su derin ve daha önemlisi hiç de çekici değil. Sahilde bir küçük ev var. Yanında uzaktan önce anlamadığımız bir girinti var. İçeriden bize hızla gelen bir motorbot ile kafa kafaya geldik. Burası bir kanal!
Ama acaba içeride ne var. Karşıdan gelen bottakiler giremezsiniz gibilerinden el kol işareti yaptılar. 20 metre direği olan yelkenli ile diz boyu suya girmeye çalışacağımız gerçekten düşündüler mi? Pek bilemiyorum...
Demir atıp bota bindik.
Kanal çok ilginç, suyu taşmış bir dere gibi dışarıdan içeri doğru akıyor. Bot ile uçarak geçtik...
İçerisi devasa bir göl gibi. Ama deniz suyu. Sahilinde birkaç tane lokanta olduğunu düşündüğümüz yapı var. Kendisi değil ama kumsalı en iyi olana gittik, bot ile demir atıp durduk.
Yüzme zamanı!
Çocuklar burayı çok sevdiler. Kumsal çok hoş, deniz dalgasız, dip de kum.Suya neredeyse 0 (yazıyla sıfır) bir masamız var. Fakat işin fenası tek kelime ingilizce bilmeyen bir garsonumuz var. Bira ve patates istediğimizi anlatmamız yarım saat sürdü, sonunda mutfağa gidip elimle gösterdiğimde, kocaman gülümseyerek "bira-potato" dedi... ))
İnanılmaz cuzi bir para ödeyip, ayrıldık.
Tekneye varmamız, akıntıyı karşıdan alırken daha da ilginç oldu. Bu tür kanallar da akıntıyı arkadan mı yoksa önden mi almak daha iyi emin değilim. Bizimkisi gibi süratli botlarda sorun değil belki ama yavaş olsak sanırım arkadan almak daha da zor olurdu. Bu kanal biraz yarın geçişini yapacağımız Korint Kanalı için sanki prova gibi oldu bize... )))
Biz demir alana kadar biraz da rüzgar çıktı şansımıza.
Korint şehrine kadar zaten 5-6 NM filan var, uçarak şehre gidiyoruz.
Girişinde döküntüler tarif edilmiş. Korint tarih boyunca "delilik" ve "delileri"  ile meşhur olmuş bir şehir ama tabi biz henüz o zamanda bunu bilmiyorduk haliyle.
Limanın girişinde bazı döküntüler varmış, kollayarak girdik. İçeride çok fazla tekne yok, uygun bir beton rıhtıma aborda olduk. Hava sıcak. Şehir belli ki siesta modundan henüz çıkamamış.
Ortalarda kimseler yok.
Welcome Cocktail'i artık klasik halini aldı. Biraz teorik yanaşma ve bağlanma konuştuk çocuklarla. Sonrasında öte beri almak için Ömer Deniz ve Çağla ile şehre yürüdüm. Akşam yemeğinde makarna var, bu sefer teknedeyiz.
Yemekten sonra dondurma ve WiFi bulmak amacıyla şehrin sokaklarına daldık. Genç nüfusu olan bir şehir Korint.   Gençler ve çocuklar sokaklarda genelde 5-10'lu gruplar halinde dolaşıyorlar... Çeteleri var hepsinin )))
Vakitlice tekneye döndük. Yarın büyük gün, kanalı geçeceğiz!