İlkbahar ve yazın çoğunu geçirdiğimiz ve iyi tatlı birçok anımızı da geride bırakarak ama mutlaka geri geleceğimizin sözünü verdiğimiz Sığacık'tan ve orada yaşayan, destek olan, komşuluk yapan dostlarımızdan hüzünle ayrılarak yeni limanlara yelken açtık. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
Şimdilik rotamız güney.
Ağustos ayında Bodrum ve civarında olacağız.
Kışı nerede geçireceğimiz sorusunun cevabı ise daha da uzak )))
31 Temmuz 2015 Cuma
23 Temmuz 2015 Perşembe
Elektronik Montajı
Geçen sene birçoğunu ebay'den topladığım Raymarine elektroniklerin montajı için haftasonu Lotus'taydık.
Yemek hazırlama programı gibi olacak, elimizdeki malzemeler:
1-Raymarine E-80 monitor, haritalar
2-Raymarine Radome 2kW 18'' radar, kablosu ve direk montajı için braketi
3-Raymarine 120 GPS anteni, kablosu
4-Digital Yacht AIS Receiver
Sistem toplama olduğu için uyumsuzluk olacağını düşünerek öncesinde kurup, çalışıp çalışmadığını kontrol ettik. Doğrusu Erol Ağabey ve Cem Hızlan olmasaydı, zaten böyle bir işe girişmezdim. Bu arada her ikisi de durmaksızın "neden böyle şeylerle uğraşıyorsun?" diye sorup duruyorlar ama... ))
Kurulum manueli bazı yönlerden eksik. Raymarine E80 Installation Manual
Örneğin GPS anten kablosunu, monitor arkasındaki Seatalk'a bağlamak için teknik desteğe ihtiyacımız oldu. Raymarine'den Esinc'e teşekkürlerimizle.
E80 seçmemin önemli sebeplerinden biri, software upgrade ederek, yeni nesil dijital radarlara geçmek mümkün. Ben dokunmatik ekranları tekne ortamında çok güvenilir bulmuyorum, nedense. Ekranı zaten dışarı değil içeri koymak konusundaki tutuculuğum had safhada. Bunun önemli sebebi esasen hırsızlık. Kokpite yerleştirilen bir monitorün bizimki gibi sıkça alargada kalan bir teknede dikkat çekeceği kesin gibi.
Özellikli durumlarda cep telefonları kokpitte bakmak için bence yeterli. Cep telefonu kapsama alanı dışında da zaten açık denizde olacağımız için içeri girip çıkmak çok sorun yaratmayacaktır diye düşündüm.
Doğrusu monitor de harita masasına yakıştı hani ))
Bu tarz bir montajda en zor kısım, eğer işin teknik tarafı halledildiyse, kabloları geçirmek. Çok vakit alıyor, ne kadar tekneye hakim olunsa dahi sürprizlerle karşılaşmak mümkün.
Konektörleri olmayan, çıplak uçlu kabloları geçirmek nispeten kolay, hele de önceden yerleştirilmiş kılavuzlar varsa. Radar kablosunu kesip eklemek mümkün olmadığı için, ucundaki konektörle geçirmekte çok zorlandık.
Monitör ve AIS'in beslemesini aynı sigortadan aldık. GPS anteni ve Radome radarlarda 12V zaten kendi kablosundan, dolayısıyla E80'in sigortasından sağlanıyor. Dijital radarların sarfiyatı çok daha az ama şimdilik çok elektrik yakmaya razıyız ))
AIS antenini rüzgar jeneratörüne monte ettik. Telsiz anteninden splitter ile değil ama ayrı bir anten ile çalıştırmayı tercih ettik. Bu aynı zamanda direkteki ana VHF antenine birşey olduğunda yedek anten görevi de görebilecek.
AIS monitore NMEA0183 kablo ile bağlanıyor. Onun bağlantısı da standart kitapçıklarda bulunmuyor.
AIS ayarlarında baud rate'i de ayarlamak önemli. 34800'e kurmak gerekiyor.
AIS'i çalıştırmak kolay oldu. GPS'te de çok zorlanmadık. Ancak ne kadar uğraştıysak radarı çalıştıramadık. Kablo bağlantıları aşağıdaki gibi. Raymarine ürettiği radar ve monitor uyumlulukları için aşağıdaki gibi bir tablo yayınlamış.
Şimdilik uğraşlarımız devam ediyor, E80'i upgrade ederek sorunu çözeceğimizi düşünüyoruz...
En çok da neden en başından beri Raymarine servisinden yardım istemediğimizi sorguluyoruz aslında. Teknenin herşeyini ben yapacağım inadı yüzünden hem para, hem enerji hem de vakit kayboluyor ama sanırım böylesi çok daha zevkli )))
Yemek hazırlama programı gibi olacak, elimizdeki malzemeler:1-Raymarine E-80 monitor, haritalar
2-Raymarine Radome 2kW 18'' radar, kablosu ve direk montajı için braketi
3-Raymarine 120 GPS anteni, kablosu
4-Digital Yacht AIS Receiver
Sistem toplama olduğu için uyumsuzluk olacağını düşünerek öncesinde kurup, çalışıp çalışmadığını kontrol ettik. Doğrusu Erol Ağabey ve Cem Hızlan olmasaydı, zaten böyle bir işe girişmezdim. Bu arada her ikisi de durmaksızın "neden böyle şeylerle uğraşıyorsun?" diye sorup duruyorlar ama... ))Kurulum manueli bazı yönlerden eksik. Raymarine E80 Installation Manual
Örneğin GPS anten kablosunu, monitor arkasındaki Seatalk'a bağlamak için teknik desteğe ihtiyacımız oldu. Raymarine'den Esinc'e teşekkürlerimizle.
E80 seçmemin önemli sebeplerinden biri, software upgrade ederek, yeni nesil dijital radarlara geçmek mümkün. Ben dokunmatik ekranları tekne ortamında çok güvenilir bulmuyorum, nedense. Ekranı zaten dışarı değil içeri koymak konusundaki tutuculuğum had safhada. Bunun önemli sebebi esasen hırsızlık. Kokpite yerleştirilen bir monitorün bizimki gibi sıkça alargada kalan bir teknede dikkat çekeceği kesin gibi.
Özellikli durumlarda cep telefonları kokpitte bakmak için bence yeterli. Cep telefonu kapsama alanı dışında da zaten açık denizde olacağımız için içeri girip çıkmak çok sorun yaratmayacaktır diye düşündüm.Doğrusu monitor de harita masasına yakıştı hani ))
Bu tarz bir montajda en zor kısım, eğer işin teknik tarafı halledildiyse, kabloları geçirmek. Çok vakit alıyor, ne kadar tekneye hakim olunsa dahi sürprizlerle karşılaşmak mümkün.
Konektörleri olmayan, çıplak uçlu kabloları geçirmek nispeten kolay, hele de önceden yerleştirilmiş kılavuzlar varsa. Radar kablosunu kesip eklemek mümkün olmadığı için, ucundaki konektörle geçirmekte çok zorlandık.
Monitör ve AIS'in beslemesini aynı sigortadan aldık. GPS anteni ve Radome radarlarda 12V zaten kendi kablosundan, dolayısıyla E80'in sigortasından sağlanıyor. Dijital radarların sarfiyatı çok daha az ama şimdilik çok elektrik yakmaya razıyız ))AIS antenini rüzgar jeneratörüne monte ettik. Telsiz anteninden splitter ile değil ama ayrı bir anten ile çalıştırmayı tercih ettik. Bu aynı zamanda direkteki ana VHF antenine birşey olduğunda yedek anten görevi de görebilecek.
AIS monitore NMEA0183 kablo ile bağlanıyor. Onun bağlantısı da standart kitapçıklarda bulunmuyor.AIS ayarlarında baud rate'i de ayarlamak önemli. 34800'e kurmak gerekiyor.
AIS'i çalıştırmak kolay oldu. GPS'te de çok zorlanmadık. Ancak ne kadar uğraştıysak radarı çalıştıramadık. Kablo bağlantıları aşağıdaki gibi. Raymarine ürettiği radar ve monitor uyumlulukları için aşağıdaki gibi bir tablo yayınlamış.
Şimdilik uğraşlarımız devam ediyor, E80'i upgrade ederek sorunu çözeceğimizi düşünüyoruz...
En çok da neden en başından beri Raymarine servisinden yardım istemediğimizi sorguluyoruz aslında. Teknenin herşeyini ben yapacağım inadı yüzünden hem para, hem enerji hem de vakit kayboluyor ama sanırım böylesi çok daha zevkli )))
22 Haziran 2015 Pazartesi
Basınçlı Yıkama
Basınçlı su ile tekne yıkama büyük kolaylık sağlayan bir uygulama. İlk markasına ithafen Karşer (Karcher) olarak bilinen bu aletlerin kullanımına dair dikkat edilmesi gereken birkaç hususu hatırlamakta yarar var:1-Mutlaka ayakkabı veya ucu kapalı sabo giymeli. Yakın mesafeden temasta, basınçlı su ciddi acıtıyor.
2-Makineyi off konumuna getirip. Elektriği bağlayın. Elektrik bağlantısının ıslanmayacak tipte olması önemli.
3-Su bağlantısını yapmadan makineyi çalıştırmak hava yapmasına sebep oluyor. Önce suyu bağlayıp, açıp sonra çalıştırmak şart.
4-Uzun süreli kapatmalarda (>1-2 dk) tabancadan değil, makine üzerindeki butondan off konumuna getirin. Bu tip makinelerde en sık ortaya çıkan arıza içindeki o-ringlerin basınç altında deforme olması, bozulması.
5-Tikler basınçlı suyla çok güzelleşiyor ancak sika ve derzler ciddi zarar görüyor.
6-Keza elektrik ve elektroniklerle temas da önemli. Kapaklarını kapatmak hayati.
3 Haziran 2015 Çarşamba
Videolarımız
Son dönem yaptığımız seyir ve eğitimlerden derlenmiş görseller...
Ercan Tanrıkut ve Burak Günbal'a teşekkürler
Ercan Tanrıkut ve Burak Günbal'a teşekkürler
1-3 Mayıs Sığacık-Samos Eğitim Seferi
28 Mayıs-1 Haziran Sığacık-Sakız Seferi
Lotus Teaser-New Adventures
Yine Yeniden Lotus Seyri
26 Mayıs 2015 Salı
Kurtarma Çalışmaları
1saat boyunca, husursuzca yatakta dönüp durduktan sonra kalktım.
Çocuklar olan bitenden habersiz mutlu mesut uyuyorlar.
Benim kalkmama Tamer de kalktı. "Seni bırakayım" dedi. Arabaya bindik, önce Alaçatı.
Dün geceki havadan eser yok, deniz çarşaf gibi. Daha önemlisi, Lotus bütün heybetiyle ayakta. Sular iyice çekilmiş, neredeyse 1 metre suda, salma ve dümen palası en az 50-60 cm kuma gömülmüş vaziyette.
Korktuğum başıma gelmedi, neyse ki... Lotus tüm gece onu döven dalgalara dayanmış.
Güzel kızım benim, ne badireler atlattık beraber.
Dur bakalım buradan nasıl çıkacağız diye söyleniyorum kendi kendime.
Çeşme limanında, kendisi de dalgıç olan Kurmay Erbaş'ı aradım. Çok yardımcı oldu. Bana bu iş için tavsiye ettiği kişi gündüz turda olacakmış. Ancak akşam 18.00 gibi gelecekmiş. "Ben de gelip bir göreyim tekneyi" dedi. Öğleyin buluşmak için sözleşip ayrıldık.
Tamer beni Alaçatı'ya getirdi. Bu arada yolda Evren'leri aradım. Bu akşam İzmir'de kalacak biryere ihtiyacımız var, sağolsun hemen atlayıp geldiler. Rıza Usta, Mahir Ağabey ve Engin Kozcu'dan bölgede bu işi yapabilecek kişilerle ilgili bilgi alıyorum. Bu arada Erol Ağabey ve Ömer İstanbul'dan kalkıp arabayla geleceklerini yolda olduklarını söylediler. Çok sevindim. Tümay, Çanakkale'den bir römorkörün Mersin'e doğru gittiğini, gerekirse Alaçatı'ya döndürebileceğini, benden haber beklediğini söyledi. Rahatladım.
Nurettin Ağabey'ler öğleyin geldiler. Bu arada etrafta birçok fikirler uçuşuyor. Teknesinin motoruna birazcık güvenen herkesin söylediği şey aynı, "leblebi gibi söküp alırım ben onu oradan". Sakin kalıp doğru kişiyi seçmek önemli.
Bugün hava güzel. İki güne kadar sert bir güneyli hava var. Bugün en geç yarın çıkartmamız lazım kayığı, saplandığı yerden. Özetle akşama kadar beklemeyip, öğleden sonra Dalyanköy barınağından bulduğumuz Volkan Kaptan ile prensipte anlaşıp, kurtarma işlemine başlamaya karar verdik.
Tekne yaklaşık 20 metre, ahşap bir balıkçı kayığından bozma. 700 HP motoru, büyük bir pervanesi ve ırgatı var. Kendi halatını ve sapanlarını getirecek. Daha önemlisi kendisi dalgıç, "teknenin altını kontrol etmeden, karaman vurmamak, kontrollü çekmek" lazım deyince ikna oldum. El sıkıştık.
Kurtaran tekne Çeşme kanalından gelene kadar, Erol Ağabey ve Ömer de yetişti.
Tekne açıkta duruyor. Bir dalgıç uzun bir 3 kollu halatı Lotus'a getirdi. Teknenin altına baktı. Pruva babalara bir sapan vurup, yavaş yavaş asıldılar. Lotus açığa doğru döndü Direği de açık denize doğru yattı. Bu arada dümen palasının ucu hasar gördü ama hiç önemli değil.
Tekne yaklaşık 4-5 metre gittikten sonra yine saplandı. Yer yer sığlıklar değişiyor. Altımızdaki dalgıç kontrollü olarak talimat veriyor açıktaki tekneye.
Lotus'un baş babalarındaki halat bir sonraki asılmada koptu. Kurtaran tekne tarafına attıkları izbarçodan koptuğunu sonradan öğrendik. Bu tür çekme işlerinde standart ameliye güvertedeki yardımcının halatın boşunu devamlı alıp, elinde tutması uygun. Eğer bağ yapılırsa kopma gayet olası. Keza bizim tekneye verdiği çımada da kasa vardı.
Direğin tepesinden aldığımız mandar halatını uzatıp, dışarıdaki bir başka balıkçı teknesine verdik. Lotus'u iyice yana yatırarak asılmaya devam ettik. Bizim makine de çalışıyor, altımızdan ciddi kum atıyor. Kum zeminlerde bu sıkça yapılan bir iş... Bir ara büyük tekne de içeriye girerek kumda geniş bir kanal açtı.
Bu sırada pervanesine dün geceden bizim attığımız çapanın takılmamış olması büyük mucize!
Bazı durumlarda özellikle sert rüzgar varsa, kurtaran teknenin başından açığa atılan bir ağır demiri vira etmek de yardımcı olabiliyor.
Özetle tekne önceleri yavaş sonra kurtulduktan sonra hızla saplandığı yerden derin suya kavuştu. Alkışlar ve ıslıklar arasında bağlı olduğumuz halatları çözerek avara olduk.
Salimen marinaya giriş yaptık...
Çekme ve kurtarma işlemleri ile ilgili çıkarttığımız dersleri şöyle sıralayabiliriz:
1-Öncelikle bir yere oturunca oradan kurtulmak için mümkün olduğu kadar erken müdahale etmek gerektiğini düşünüyorum. Her geçen zaman kurtarılmayı güçleştiriyor.
Aşağıdaki çizimlerde tekneye bağlanacak kurtarma halatlarındaki yükün nasıl dağıtılacağı anlatmaya çalıştık.
Kurtarmanın videosu burada. Ebru İşletici'nin kamerasından
https://vimeo.com/128870767
Çocuklar olan bitenden habersiz mutlu mesut uyuyorlar.
Benim kalkmama Tamer de kalktı. "Seni bırakayım" dedi. Arabaya bindik, önce Alaçatı.
Dün geceki havadan eser yok, deniz çarşaf gibi. Daha önemlisi, Lotus bütün heybetiyle ayakta. Sular iyice çekilmiş, neredeyse 1 metre suda, salma ve dümen palası en az 50-60 cm kuma gömülmüş vaziyette.
Korktuğum başıma gelmedi, neyse ki... Lotus tüm gece onu döven dalgalara dayanmış.
Güzel kızım benim, ne badireler atlattık beraber.
Dur bakalım buradan nasıl çıkacağız diye söyleniyorum kendi kendime.
Çeşme limanında, kendisi de dalgıç olan Kurmay Erbaş'ı aradım. Çok yardımcı oldu. Bana bu iş için tavsiye ettiği kişi gündüz turda olacakmış. Ancak akşam 18.00 gibi gelecekmiş. "Ben de gelip bir göreyim tekneyi" dedi. Öğleyin buluşmak için sözleşip ayrıldık.
Tamer beni Alaçatı'ya getirdi. Bu arada yolda Evren'leri aradım. Bu akşam İzmir'de kalacak biryere ihtiyacımız var, sağolsun hemen atlayıp geldiler. Rıza Usta, Mahir Ağabey ve Engin Kozcu'dan bölgede bu işi yapabilecek kişilerle ilgili bilgi alıyorum. Bu arada Erol Ağabey ve Ömer İstanbul'dan kalkıp arabayla geleceklerini yolda olduklarını söylediler. Çok sevindim. Tümay, Çanakkale'den bir römorkörün Mersin'e doğru gittiğini, gerekirse Alaçatı'ya döndürebileceğini, benden haber beklediğini söyledi. Rahatladım.
Nurettin Ağabey'ler öğleyin geldiler. Bu arada etrafta birçok fikirler uçuşuyor. Teknesinin motoruna birazcık güvenen herkesin söylediği şey aynı, "leblebi gibi söküp alırım ben onu oradan". Sakin kalıp doğru kişiyi seçmek önemli.
Bugün hava güzel. İki güne kadar sert bir güneyli hava var. Bugün en geç yarın çıkartmamız lazım kayığı, saplandığı yerden. Özetle akşama kadar beklemeyip, öğleden sonra Dalyanköy barınağından bulduğumuz Volkan Kaptan ile prensipte anlaşıp, kurtarma işlemine başlamaya karar verdik.
Tekne yaklaşık 20 metre, ahşap bir balıkçı kayığından bozma. 700 HP motoru, büyük bir pervanesi ve ırgatı var. Kendi halatını ve sapanlarını getirecek. Daha önemlisi kendisi dalgıç, "teknenin altını kontrol etmeden, karaman vurmamak, kontrollü çekmek" lazım deyince ikna oldum. El sıkıştık.
Kurtaran tekne Çeşme kanalından gelene kadar, Erol Ağabey ve Ömer de yetişti.
Tekne açıkta duruyor. Bir dalgıç uzun bir 3 kollu halatı Lotus'a getirdi. Teknenin altına baktı. Pruva babalara bir sapan vurup, yavaş yavaş asıldılar. Lotus açığa doğru döndü Direği de açık denize doğru yattı. Bu arada dümen palasının ucu hasar gördü ama hiç önemli değil.
Tekne yaklaşık 4-5 metre gittikten sonra yine saplandı. Yer yer sığlıklar değişiyor. Altımızdaki dalgıç kontrollü olarak talimat veriyor açıktaki tekneye.
Lotus'un baş babalarındaki halat bir sonraki asılmada koptu. Kurtaran tekne tarafına attıkları izbarçodan koptuğunu sonradan öğrendik. Bu tür çekme işlerinde standart ameliye güvertedeki yardımcının halatın boşunu devamlı alıp, elinde tutması uygun. Eğer bağ yapılırsa kopma gayet olası. Keza bizim tekneye verdiği çımada da kasa vardı.
Direğin tepesinden aldığımız mandar halatını uzatıp, dışarıdaki bir başka balıkçı teknesine verdik. Lotus'u iyice yana yatırarak asılmaya devam ettik. Bizim makine de çalışıyor, altımızdan ciddi kum atıyor. Kum zeminlerde bu sıkça yapılan bir iş... Bir ara büyük tekne de içeriye girerek kumda geniş bir kanal açtı.
Bu sırada pervanesine dün geceden bizim attığımız çapanın takılmamış olması büyük mucize!
Bazı durumlarda özellikle sert rüzgar varsa, kurtaran teknenin başından açığa atılan bir ağır demiri vira etmek de yardımcı olabiliyor.
Özetle tekne önceleri yavaş sonra kurtulduktan sonra hızla saplandığı yerden derin suya kavuştu. Alkışlar ve ıslıklar arasında bağlı olduğumuz halatları çözerek avara olduk.
Salimen marinaya giriş yaptık...
Çekme ve kurtarma işlemleri ile ilgili çıkarttığımız dersleri şöyle sıralayabiliriz:
1-Öncelikle bir yere oturunca oradan kurtulmak için mümkün olduğu kadar erken müdahale etmek gerektiğini düşünüyorum. Her geçen zaman kurtarılmayı güçleştiriyor.
2-Hep
dediğimiz gibi ağır devirli, büyük pervaneli, torku yüksek motoru olan ataletli
tekneler çekme, yedekleme ve kurtarma işinde dıştan takma makinelere göre daha
başarılı. Marina botları ki bir tanesi 75HP idi, krom ayağını koparttı.
3-Çeken
teknenin saç olması avantaj ama şart değil. Bu aşamada belki de daha önemli
olan kurtaran kaptanın tecrübesi, bilgisi ve yöreye hakimiyeti. Bunlarda
eksikliği olan kaptanın yarardan fazla zararı olabilir. Saat 04.30'a kadar bizi
kurtarmak için uğraşan yöre dalgıcı Osman, bizi çekemediği gibi kendi kayığının
batmasına da engel olamadı...
4-Benim en
çok zorlandığım kısım zaten bu oldu. Hiçbirini tanımadığım kişilerden,
"merak etme, bu bizim işimiz tereyağından kıl çeker gibi alırız"
lafını birden fazla duyunca insan, ister istemez sinir olmaya başlıyor.
5-Fiyatla
ilgili önceden konuşup anlaşmak önemli. Bunun tercihen-eğer mümkünse-yüzyüze, hatta yazılı yapmakta yarar var. Şahit olması da bir diğer önemli husus...
6-Oturmada
belki de ilk yapılacak iş, içeri girip saplamaların ve dümen kovanının durumunu
kontrol etmek. Eğer zaten su yapıyorsa, hazırlık yapmadan dışarı almamak
lazım.
7-Çeki
halatını çekme yönüne göre, yükü dağıtacak şekilde birden fazla yere sabitlemek
şart. Bu iş için en uygunu birden fazla koçboynuzuna sabitlenmiş bir sapan
kullanmak. Koçboynuzuna volta edilen kasalar, (birer kalın halatla mesela
cenova ıskotaları gibi) güvertedeki vinçlere de sabitlenebilir. Eğer sapan için
uzun bir halat varsa koçboynuzlarına sadece bir tur voltaladıktan sonra hiç kilit
yapmadan vince alınabilir.
8-Bence eğer
direk güverteyi geçip, omurgadaki ıskaçaya inmiyorsa, direği bağlama unsuru
olarak kullanmamak lazım.
9-Esnemesi
olan 3 kollu halatlar kullanmak uygun. Genelde bunu zaten çeken tekne
getiriyor. İlk verilen 28'lik polietilen halat olta misinası gibi koptu. Kendi
babalarına bağ yapmalarından kaynaklanmış. İkinci halat 32 lik idi ve bağ
yapmayıp vincin tamburuna sardılar. Bizi dışarı o halat ile aldılar. Halatların
uçlarının kasa dikişi olması şart!
10-Rüzgar
yoksa iş daha kolay, ama tekneyi yüzdürecek dalga olması bir diğer avantaj.
Hangisi daha iyi emin değilim. Rüzgar yelken açarak tekneyi yatırmak açısından
anlamlı olabilir ama kendi tecrübelerime göre yelken açmanın oluşturacağı
çaparize dikkat etmeli. Eğer açılacaksa da iskotanın boşunu dibine kadar alıp
yatırma momentini arttırmak önemli. Tabi rüzgarın karadan açığa doğru estiği
durumları kast etmiyorum, bu gibi bir durum çok anlamlı ve yararlı olacaktır.
11-Teknenin
içindeki ağırlıkları tamamen boşaltmak lazım. Su depoları ve tekne içindeki
ağır malzemeler gibi... Demiri götürüp açığa atmak ve boşunu almak dolayısıyla
iki açıdan da yararlı. Yeter ki çeken tekneye bir çapariz yaratmasın. Ertesi
gün kumun dibindeki çapanın sırtında üç kanatlı pervanenin izini farkettiğimde
bazı şeylerin ne kadar kolaylıkla rayından çıkabileceğini daha iyi anladım.
12-Teknenin
kendi motorunu da çalıştırmak şart. Hem alttaki kumu kaldırıyor hem de çeken
tekne 700HP makine olsa bile katkı sağlıyor.
13-Çekme
kesinlikle ağır devirde başlatılmalı. Karaman vurmak tabir edilen, halatı
boşaltıp birden yüklenmek çözüm değil. Bu aşamada çeken teknenin gezinmesini
engellemek için Tümay'dan öğrendiğim bir teknik, çeken teknenin kendi ağır
çapasını açığa atarak, sanki kıçtan kara bağlanıyormuş gibi kurtarılan kayığa
yaklaşması çok yararlı olabilir. Hem uskurun döndürme momentini bertaraf
ediyor, hem rüzgar varsa çeken teknenin rotasından çıkmasına engel oluyor hem
de eğer başta birisi ağır ağır ırgatı vira ederse, ekstra güç sağlıyor.
14-Tekneyi
yan yatırmak için biz direk tepesinden uzun bir halatı dışarıdaki bir başka
küçük balıkçı kayığına verdik. Birisi tekneyi yan yatırırken diğeri dışarı
doğru asıldı.
15-Çekilecek
mesafe uzunsa kesinlikle kafadan çekmek lazım. Önden giden salma kumda
bir kanal açarak dümen palasının zarar görmesine engel olabiliyor.
Bu arada bir
dalgıç devamlı olarak tekne altını kontrol etmeli. Hareketler çok yavaş ve
kontrollü olmalı, zaman kısıtlaması olmamalı...
16-Su çok
sığ ise büyük pervaneli kayığı iyice yanaştırmak veya içeri hızla girip kumu
dağıtması denenebilir. Son kertede biz böyle kurtulduk.
17-Eğer
tekne tahliye edilip terk edilecekse, mutlaka çapa atmak ve akü kutup başlarını
çıkartmak lazım. Demir feneri yakmak ve tekne içinde tercihen bir küçük ışık
bırakmak, içeride birisi var izlenimi yaratması açısından yararlı olur diye
düşünüyorum...
18-Sigortayı
haberdar etmek ve güvenilir tanıdıklardan fikir almak, bu gibi durumlarda
hayati önem arz ediyor.

Kurtarmanın videosu burada. Ebru İşletici'nin kamerasından
https://vimeo.com/128870767
23 Mayıs 2015 Cumartesi
Sakız-Alaçatı
KAZA!
Sabah kalktığımızda hava güzeldi. Bugün gerçi yağmur ihbarı var ama henüz iyi durum.
Arabalarımız var, teknede mükellef bir kahvaltı hazırlayıp adayı dolaşmaya çıkmayı planlıyoruz. Henüz gelen giden yok. Adanın özellikle güneyindeki köyler ortaçağdan kalma çok ilginç yerler olarak biliniyor. Mutlaka gezilesi yerler, Pirgi ve Mesta özellikle önemli.
Pirgi'de kahve Mesta'da kuzu çevirme yedik.
Adada çok sayıda Türk turist var. Bayramı fırsat bilip Çeşme'den gelmişler.
Dönüşte Sakız şehrine uğrayıp alışveriş yapmayı planlıyoruz. Bir market bulduk. Şarküteri tarafı iyiydi ama içki reyonu zayıftı. Vakitlice tekneye döndük.
Arabaları teslim edip, akşam yemeğini oralarda bir yerde yiyip, gece yola çıkmayı planlıyoruz.
Planlar limana bir port polis ekibinin gelmesiyle bozuldu. Girişi yapmamız için limana gelmemiz gerektiğini söylediler. Genel olarak kesin ama kibar konuştular.
Biz de alttan aldık. Sorun olmadı ama orada daha fazla kalmamıza da olanak kalmadı.
Avara olduğumuzda saat 17.30 gibiydi. Yol üstünde Alaçatı Marina var, vakitlice oraya varmak iyi bir fikir gibi düşündük. Başımıza ne belalar geleceğini önceden hiç düşünmemiştik.
Mendirekten çıkınca rüzgarı baş omuzluktan almaya başladık. Açı çok dar. Motorla destek oluyoruz, ana yelken açık. Kanalda dalga var, Özdeniz ekibi teknenin altının pis olması sebebiyle hırpalanıyorlar. Onlara yakın seyredince nispeten rahatladıklarını görünce biz de hızımızı düşürdük.
Seyahatin başında cep telefonum kırıldı. Navionics'i kullanamıyorum. Yedek el GPS'inin de bir sebeple haritaları o bölgeyi içermiyormuş. Tam da ihtiyaç olduğunda çalışmaz ya hiç bişey...
Alaçatı koyuna karanlıkta girdik. Bu arada rüzgar iyice sertleşti, dalga boyları büyüdü. Sanki hissetmişim gibi herkese can yeleği giydirdim.
Bilenler bilir Alaçatı koyu, birden sığlaşan kumluk zemini ile karışık bir girişi var. Daha önce gece de gündüz de defalarca girdim. Koyun tam ortasında saç bir şamandıra var. Koyun doğusunda 7-8 tane lateral şamandıra var. Hiçbirisi ışıklı değil. Koyun içinde dalga var, şamandıraları kaçırmaktan endişe ediyorum. Gözüm derinlikte, Tamer de teknenin burnunda şamandıra kolluyor. İlkini yakalasak gerisi kolay.
Derken koca tekneyi bir sörf tahtası gibi kaldıran bir dalgayla kumluğa oturduk. Hemen tornistan falan basmak hiçbir işe yaramadı. Tekneyi döven dalgalar her seferinde biraz daha da oturmamıza sebep oluyor. Zemin kumluk. İçerde çocuklar var.
Telsizle marina botlarından yardım istedik. Önce biraz çekmeye çalıştılar. Ama hem çok dalga var, hem de motorları bu iş için yeterli değil. Büyük olanın krom ayağı kopunca ameliyeye son verdik.
Botlarla çocukları, Cansu ve Nihal'i sahile çıkarttık. Güzelyalı'da evleri var. Çocukların bir arabayla eve ulaştıklarını duyunca biraz olsun rahatladık.
SG ile yaptığımız görüşmeden Alaçatı balıkçı barınağından bir dalgıcın cebini verdiler. Osman Reis ile konuştuk. Bu arada Sığacık'tan Nurettin İşletici ve Rıza Usta da arabaya atlayıp kalkıp gelmişler.
Burak Özdeniz salimen içeri bağlanınca o da kendi botuyla geldi. Bize derinlik ile ilgili detaylı bilgi veriyor.
Çapayı atıık, tekneyi yatırmak için yelkeni açtık, tüm su tanklarını boşalttık. Ama nafile!
Gece yarısı saat 03.00'e kadar uzun uzun uğraşmamıza rağmen Lotus'u çıkartamadık.
Herkes çok yoruldu, kurtarma ameliyesini ertesi güne bıraktık.
Osman'ın dalgıç teknesi stop etti. Makinayı çalıştıramıyor. Benim botla yardıma gittim. Çok fazla su almışlar. Aşağıda bir kaplamanın tamamen kestiğini, içeri su girdiğini miçozların yetişmediğini söyledi. Onları tahliye ettim. İki tane yan yana terkedilmiş kayık var artık, koyda...
Gerçi rüzgar kesildi ama hala dalga var, tekne içinde uyumak mümkün değil.
Tekne içindeki değerli eşyaları bir çantaya doldurdum. Akülerin kutup başlarını söktüm.Tüm şalterleri kapattım. İçerde bir tane fener açık bıraktım. Gurcataya da demir fenerini yaktım.
Gerçi kim gelip tekneye çarpar ki diz boyu suda?
Ve Lotus'u kaderine terkedip, yarın sabaha salimen çıkmasını ümit ederek, tahliye ettik.
Arabaya binip Güzelyalı'daki eve geçtik. Yatağa girdiğimizde saat 05.30'du.
Çağla uyandı ve "teknemize birşey olmadı di mi baba?" diye sorunca artık dayanamadım...
Sabah kalktığımızda hava güzeldi. Bugün gerçi yağmur ihbarı var ama henüz iyi durum.
Arabalarımız var, teknede mükellef bir kahvaltı hazırlayıp adayı dolaşmaya çıkmayı planlıyoruz. Henüz gelen giden yok. Adanın özellikle güneyindeki köyler ortaçağdan kalma çok ilginç yerler olarak biliniyor. Mutlaka gezilesi yerler, Pirgi ve Mesta özellikle önemli.
Pirgi'de kahve Mesta'da kuzu çevirme yedik.
Adada çok sayıda Türk turist var. Bayramı fırsat bilip Çeşme'den gelmişler.
Dönüşte Sakız şehrine uğrayıp alışveriş yapmayı planlıyoruz. Bir market bulduk. Şarküteri tarafı iyiydi ama içki reyonu zayıftı. Vakitlice tekneye döndük.
Arabaları teslim edip, akşam yemeğini oralarda bir yerde yiyip, gece yola çıkmayı planlıyoruz.
Planlar limana bir port polis ekibinin gelmesiyle bozuldu. Girişi yapmamız için limana gelmemiz gerektiğini söylediler. Genel olarak kesin ama kibar konuştular.
Biz de alttan aldık. Sorun olmadı ama orada daha fazla kalmamıza da olanak kalmadı.
Avara olduğumuzda saat 17.30 gibiydi. Yol üstünde Alaçatı Marina var, vakitlice oraya varmak iyi bir fikir gibi düşündük. Başımıza ne belalar geleceğini önceden hiç düşünmemiştik.
Mendirekten çıkınca rüzgarı baş omuzluktan almaya başladık. Açı çok dar. Motorla destek oluyoruz, ana yelken açık. Kanalda dalga var, Özdeniz ekibi teknenin altının pis olması sebebiyle hırpalanıyorlar. Onlara yakın seyredince nispeten rahatladıklarını görünce biz de hızımızı düşürdük.
Seyahatin başında cep telefonum kırıldı. Navionics'i kullanamıyorum. Yedek el GPS'inin de bir sebeple haritaları o bölgeyi içermiyormuş. Tam da ihtiyaç olduğunda çalışmaz ya hiç bişey...
Alaçatı koyuna karanlıkta girdik. Bu arada rüzgar iyice sertleşti, dalga boyları büyüdü. Sanki hissetmişim gibi herkese can yeleği giydirdim.
Bilenler bilir Alaçatı koyu, birden sığlaşan kumluk zemini ile karışık bir girişi var. Daha önce gece de gündüz de defalarca girdim. Koyun tam ortasında saç bir şamandıra var. Koyun doğusunda 7-8 tane lateral şamandıra var. Hiçbirisi ışıklı değil. Koyun içinde dalga var, şamandıraları kaçırmaktan endişe ediyorum. Gözüm derinlikte, Tamer de teknenin burnunda şamandıra kolluyor. İlkini yakalasak gerisi kolay.
Derken koca tekneyi bir sörf tahtası gibi kaldıran bir dalgayla kumluğa oturduk. Hemen tornistan falan basmak hiçbir işe yaramadı. Tekneyi döven dalgalar her seferinde biraz daha da oturmamıza sebep oluyor. Zemin kumluk. İçerde çocuklar var.
Telsizle marina botlarından yardım istedik. Önce biraz çekmeye çalıştılar. Ama hem çok dalga var, hem de motorları bu iş için yeterli değil. Büyük olanın krom ayağı kopunca ameliyeye son verdik.
Botlarla çocukları, Cansu ve Nihal'i sahile çıkarttık. Güzelyalı'da evleri var. Çocukların bir arabayla eve ulaştıklarını duyunca biraz olsun rahatladık.
SG ile yaptığımız görüşmeden Alaçatı balıkçı barınağından bir dalgıcın cebini verdiler. Osman Reis ile konuştuk. Bu arada Sığacık'tan Nurettin İşletici ve Rıza Usta da arabaya atlayıp kalkıp gelmişler.
Burak Özdeniz salimen içeri bağlanınca o da kendi botuyla geldi. Bize derinlik ile ilgili detaylı bilgi veriyor.
Çapayı atıık, tekneyi yatırmak için yelkeni açtık, tüm su tanklarını boşalttık. Ama nafile!
Gece yarısı saat 03.00'e kadar uzun uzun uğraşmamıza rağmen Lotus'u çıkartamadık.
Herkes çok yoruldu, kurtarma ameliyesini ertesi güne bıraktık.
Osman'ın dalgıç teknesi stop etti. Makinayı çalıştıramıyor. Benim botla yardıma gittim. Çok fazla su almışlar. Aşağıda bir kaplamanın tamamen kestiğini, içeri su girdiğini miçozların yetişmediğini söyledi. Onları tahliye ettim. İki tane yan yana terkedilmiş kayık var artık, koyda...
Gerçi rüzgar kesildi ama hala dalga var, tekne içinde uyumak mümkün değil.
Tekne içindeki değerli eşyaları bir çantaya doldurdum. Akülerin kutup başlarını söktüm.Tüm şalterleri kapattım. İçerde bir tane fener açık bıraktım. Gurcataya da demir fenerini yaktım.
Gerçi kim gelip tekneye çarpar ki diz boyu suda?
Ve Lotus'u kaderine terkedip, yarın sabaha salimen çıkmasını ümit ederek, tahliye ettik.
Arabaya binip Güzelyalı'daki eve geçtik. Yatağa girdiğimizde saat 05.30'du.
Çağla uyandı ve "teknemize birşey olmadı di mi baba?" diye sorunca artık dayanamadım...
20 Mayıs 2015 Çarşamba
Nergis-Sakız Adası
Dün geceye kıyasla bu gece daha ılımandı. Sahilden 220V almamamıza rağmen üşümedik pek. Tabi tüm gece Webasto çalıştı durdu hep. Normalde Webasto pek de az çekmiyor, özellikle ilk çalıştırmada ama rüzgar gayet iyi şarj durumumuz fena değil.
Dün geceyi Atilla Ağabey'in tek demirinde borda bordaya geçirdik. Alargada kalınan bu gibi durumlarda ikinci bir demir atmak iyi bir fikir değil. İki teknenin zincirlerinin karışması çözülmesi bayağı berbat bir sorun.
Koyda bizden başka kimsecikler yok.
Sabah Tamer erkenden hazırlanıp dalmaya gitti. Botu alıp tek başına gitti. Cep telefonu yanında.
Herkes kalkınca kahvaltıya giriştik. Sucuklu yumurta, söğüş domates salatalık, bilumum reçel, sarelle ve çay ana menü. Yanında ufak tefekler...
Ben de teknede ufak tefek işlerle ilgileniyorum. Telefon sesiyle irkildim. Koya giren bir tekne var. Meğer Özdeniz'ler sabah erkenden kalkıp yol yapıp bizi Nergis'te yakalamışlar. Ne hoş süpriz. Yanyana bordaladık. Çocuklar buluşunca çok sevindiler.
Hemen dünden ertelediğimiz 23 Nisan bayram kutlaması ve çimariva düzeneğine geçtik. Flamalar uc uca eklendi ve tören kıtası eşliğinde direğe toka edildi.
Bu arada Tamer de döndü... Eli boş değil, porsiyonluk bir "deniz" çipurası ve boylu bir melanur bugünkü nevalemiz. ))
Burak kendi botuyla çocukları kumsala çıkarttı. Önceleri sırf erkek organizasyonu gibi düşünüldü. Ama Çağla kendini çok soyutlanmış hissedince "duygu sömüren" bakışlarına daha fazla direnemedim, ben de bizim botla onu götürdüm. Kumsal zift dolu. Çocukların ayakkabıları berbat.
Kumsalı büyük bir hayal kırıklığı olarak arkamızda bırakarak, ve ziftlere fazla bulaşmadan botla tekneye döndük. Benzinle temizlik faslı bayağı başarılı oldu gibi...
Çok da fazla oyalanmadan batıya, Sakız'a doğru yola çıkmak istiyoruz. Burak'lar da bizimle beraber gelip, akşamı Alaçatı Marina'da geçirmek istediklerini söylediler. Ne güzel... )))
Çağla teknesiyle şimdilik ayrılıp, Nergis'ten çıktık.
Balık çiftlikleri üst üste. Tehlikeli şamandıralarına fazla yaklaşmadan, çiftlikleri sancağımızda bırakıp açık denizden gelen meltemin de etkisiyle motor yelken batıya seyrediyoruz. Bir telefon...
-"Biz karar değiştirdik, sizinle Sakız'a gelebilir miyiz?"
-"Tabi gelebilirsiniz, çok iyi olur"
Sakız'da ana limana girmeyi düşünmüyoruz. Emborios çok güneyde ve akşam güneyli esecek, solugan rahat bırakmaz. Arada Kataraktis ve Ermioni var. İkincisi daha yakın ve korunaklı gibi duruyor. Oraya rota tuttuk. Boğazın içinde sert rüzgar ile uçarak limana vardık. Cep telefonum ekranı kırıldığı için Navionics'i kullanamıyorum. Diğer el GPS'i içindeki haritalar da nedense bu bölgede tam değil. Ne kadar uğraştıysam beceremedim. Kaba hesap bizi üzerine düşürdüğünü düşündüğüm mendireği, şeklen benzetemediğim için kısa bir kararsızlık sonrası giriş fenerini zar zor buldurduk.
Demirdeki sorun sebebiyle zorda kalmadıkça demir atmak istemiyorum pek. Uygun bir yer bulup bordaladık. Burak'lar da bizim üzerimize yanaştılar.
Etrafta pek kimseler yok gibi. Yunanistan'a hoşgeldin kokteyli 3 yıldızlı metaxa'dan. ))
Burak bir rent a car firması bularak merkezden iki adet arabanın getirtilmesini sağladı. Tanesi günlük 35 euro. Yarın akşam yine buradan vereceğiz. Bugün etrafta açık olan hiç bir yer yok...
Laghada'ya gitmeye karar verdik. 20 km kadar.
Bugün olduğunu düşündüğümüz kiliseler arası havai fişek savaşı iki hafta önceymiş meğerse... Paskalya dönemine denk geliyor. Bu sefer kaçırdık. Artık bir dahakine.
Şehrin içinden geçerek kuzeye doğru yollandık, iki araba. Laghada'ya karanlık bastıktan hemen sonra girdik. Henüz sezon başlamamış ama yine de 23 Nisan bayramı dolayısıyla olsa gerek çok miktarda türk turist var. Bir tanesine oturduk. Bence aralarında çok da fark yok.
İyi servis, iyi yemekler makul hesap 7 yetişkin 4 çocuk 135 Euro.
Kalamar tava, ahtapot izgara, bizim balıklar, kişi başı birer barbun, patlıcan-kabak tava, bir dolu uzo için bence mantıklı. Arabaya binip teknemize döndük. Yunan Adaları'nın iyi tarafı dönüşte çevirme yok.
Ertesi gün adayı dolaşacağız, yattık uyuduk
Dün geceyi Atilla Ağabey'in tek demirinde borda bordaya geçirdik. Alargada kalınan bu gibi durumlarda ikinci bir demir atmak iyi bir fikir değil. İki teknenin zincirlerinin karışması çözülmesi bayağı berbat bir sorun.
Koyda bizden başka kimsecikler yok.
Sabah Tamer erkenden hazırlanıp dalmaya gitti. Botu alıp tek başına gitti. Cep telefonu yanında.
Herkes kalkınca kahvaltıya giriştik. Sucuklu yumurta, söğüş domates salatalık, bilumum reçel, sarelle ve çay ana menü. Yanında ufak tefekler...
Ben de teknede ufak tefek işlerle ilgileniyorum. Telefon sesiyle irkildim. Koya giren bir tekne var. Meğer Özdeniz'ler sabah erkenden kalkıp yol yapıp bizi Nergis'te yakalamışlar. Ne hoş süpriz. Yanyana bordaladık. Çocuklar buluşunca çok sevindiler.
Hemen dünden ertelediğimiz 23 Nisan bayram kutlaması ve çimariva düzeneğine geçtik. Flamalar uc uca eklendi ve tören kıtası eşliğinde direğe toka edildi.
Bu arada Tamer de döndü... Eli boş değil, porsiyonluk bir "deniz" çipurası ve boylu bir melanur bugünkü nevalemiz. ))
Burak kendi botuyla çocukları kumsala çıkarttı. Önceleri sırf erkek organizasyonu gibi düşünüldü. Ama Çağla kendini çok soyutlanmış hissedince "duygu sömüren" bakışlarına daha fazla direnemedim, ben de bizim botla onu götürdüm. Kumsal zift dolu. Çocukların ayakkabıları berbat.
Kumsalı büyük bir hayal kırıklığı olarak arkamızda bırakarak, ve ziftlere fazla bulaşmadan botla tekneye döndük. Benzinle temizlik faslı bayağı başarılı oldu gibi...
Çok da fazla oyalanmadan batıya, Sakız'a doğru yola çıkmak istiyoruz. Burak'lar da bizimle beraber gelip, akşamı Alaçatı Marina'da geçirmek istediklerini söylediler. Ne güzel... )))
Çağla teknesiyle şimdilik ayrılıp, Nergis'ten çıktık.
Balık çiftlikleri üst üste. Tehlikeli şamandıralarına fazla yaklaşmadan, çiftlikleri sancağımızda bırakıp açık denizden gelen meltemin de etkisiyle motor yelken batıya seyrediyoruz. Bir telefon...
-"Biz karar değiştirdik, sizinle Sakız'a gelebilir miyiz?"
-"Tabi gelebilirsiniz, çok iyi olur"
Sakız'da ana limana girmeyi düşünmüyoruz. Emborios çok güneyde ve akşam güneyli esecek, solugan rahat bırakmaz. Arada Kataraktis ve Ermioni var. İkincisi daha yakın ve korunaklı gibi duruyor. Oraya rota tuttuk. Boğazın içinde sert rüzgar ile uçarak limana vardık. Cep telefonum ekranı kırıldığı için Navionics'i kullanamıyorum. Diğer el GPS'i içindeki haritalar da nedense bu bölgede tam değil. Ne kadar uğraştıysam beceremedim. Kaba hesap bizi üzerine düşürdüğünü düşündüğüm mendireği, şeklen benzetemediğim için kısa bir kararsızlık sonrası giriş fenerini zar zor buldurduk.
Demirdeki sorun sebebiyle zorda kalmadıkça demir atmak istemiyorum pek. Uygun bir yer bulup bordaladık. Burak'lar da bizim üzerimize yanaştılar.
Etrafta pek kimseler yok gibi. Yunanistan'a hoşgeldin kokteyli 3 yıldızlı metaxa'dan. ))
Burak bir rent a car firması bularak merkezden iki adet arabanın getirtilmesini sağladı. Tanesi günlük 35 euro. Yarın akşam yine buradan vereceğiz. Bugün etrafta açık olan hiç bir yer yok...
Laghada'ya gitmeye karar verdik. 20 km kadar.
Bugün olduğunu düşündüğümüz kiliseler arası havai fişek savaşı iki hafta önceymiş meğerse... Paskalya dönemine denk geliyor. Bu sefer kaçırdık. Artık bir dahakine.
Şehrin içinden geçerek kuzeye doğru yollandık, iki araba. Laghada'ya karanlık bastıktan hemen sonra girdik. Henüz sezon başlamamış ama yine de 23 Nisan bayramı dolayısıyla olsa gerek çok miktarda türk turist var. Bir tanesine oturduk. Bence aralarında çok da fark yok.
İyi servis, iyi yemekler makul hesap 7 yetişkin 4 çocuk 135 Euro.
Kalamar tava, ahtapot izgara, bizim balıklar, kişi başı birer barbun, patlıcan-kabak tava, bir dolu uzo için bence mantıklı. Arabaya binip teknemize döndük. Yunan Adaları'nın iyi tarafı dönüşte çevirme yok.
Ertesi gün adayı dolaşacağız, yattık uyuduk
19 Mayıs 2015 Salı
Sığacık-Nergis
Gece çok soğuktu. Bir ara kalkıp Webasto bile çalıştırdım. Aslında hava kapalı veya yağmurlu değil ama çok soğuk esiyor. Gün içinde güneşle beraber ısınacak diye umuyoruz, moralimizi bozmuyoruz.
Herkes kalkınca kahvaltıya gittik. Köşedeki fırında çay ve bilumum börek çörek. Hesap her zamanki gibi makul. Seviyorum ben bu Sığacık'ı.
Dönüşte alışveriş, tekneye yerleştirme sonrasında her zamanki gibi Lotus'ta "bekleyen işler" uzun listesine saldırdım. Geçtiğimiz hafta sökemediğimiz Rutland'ın ayağını sağolsun Atilla Ağabey atölyede gebertmiş. Onu monte edeceğiz. Bu sayede ortalıkta yer kaplayan bir dolu ıvır zıvırdan kurtulacağız. Kızlı erkekli çalışarak lehundayı diktik. İlk gözlemime göre çalışıyor. Süperrr!
Bu seyahatte çok ihtiyacımız olacak çünkü çoluk çocuk, hiç elektrik olmayan yerlere gideceğiz.
Bu arada hala nereye gideceğimiz belli değil.
Atilla Ağabey'ler de marinaya geldiler. Nuri Ağabey'in yelkenleri yok. Uzun bir yol yapmak istemiyor. Belki tek tekne geliriz dediler. Eğer bize de uyarsa Nergis için ne düşünürsünüz diye sordular. Bayılırız diye cevap verdik.
Özdeniz ekibi de yeni aldıkları tekneyle seyre çıkmak istiyorlar. Bugün değil ama belki yarın sizi yakalarız diye cevapladılar. Gamze ve Ada'nın olması da ayrıca sevindirici. Çocuklar daha sabahtan çok iyi anlaştılar.
Biz önden çıktık. Hafif bir rüzgar var. Anayelkeni açamadım.
İlk durak Kokar. En dibe girip demir atma girişimimiz ırgatla ilgili sorunlar sebebiyle ertelendi. Hemen arkamızdaki Atilla ağabeyler demirledi. Biz üstlerine bağlandık.
Sohbet muhabbet ve ufak tefek işlerden sonra ayrılıp Nergis'e doğru rota tuttuk.
Teke burnunu dönünce denizler kafadan gelmeye başladı. Çocuklar uyandı herkes kokpitte. Soğuk esiyor. İlk defa Lotus'ta sprey hood olmasını istedim.
Oltalar suda ama gelen giden yok. Balık işini ertesi sabaha Tamer'in dalış organizasyonuna havale edeceğiz mecbur. Tamer iyi apneisttir ama dur bakalım kısmette ne var?
Demirimizi geçen sefer galvaniz Ultra ile değiştirmiştik. Çok iyi tutuyor ama maalesef ırgattaki şeytan kilidi (ayırıcı) ile ilgili bir mesele var. Eski zincir Sığacık koyunun dibindeki tonozda. Yeni zincir de dolanıp duruyor. Neyse çözeceğiz bir şekilde.
Akşam yemeği Çağla teknesinde. Çağla bir amatör tarafından Türkiye'de imal edilmiş ilk ve tek aluminyum tekne. Bir cerrah titizliği ile planlanmış ve imal edilmiş mükemmel bir işçilik eseri. Üstelik ben zaten "objektif" bakamıyorum Çağla'ya )))
Özetle hepimiz çok beğeniyoruz, hem Çağla'yı hem sahiplerini.
Bizi çok iyi ağırladılar bir ara 11 yetişkindik salonunda, gayet de güzel sığıştık.
Yattık uyuduk
Herkes kalkınca kahvaltıya gittik. Köşedeki fırında çay ve bilumum börek çörek. Hesap her zamanki gibi makul. Seviyorum ben bu Sığacık'ı.
Dönüşte alışveriş, tekneye yerleştirme sonrasında her zamanki gibi Lotus'ta "bekleyen işler" uzun listesine saldırdım. Geçtiğimiz hafta sökemediğimiz Rutland'ın ayağını sağolsun Atilla Ağabey atölyede gebertmiş. Onu monte edeceğiz. Bu sayede ortalıkta yer kaplayan bir dolu ıvır zıvırdan kurtulacağız. Kızlı erkekli çalışarak lehundayı diktik. İlk gözlemime göre çalışıyor. Süperrr!
Bu seyahatte çok ihtiyacımız olacak çünkü çoluk çocuk, hiç elektrik olmayan yerlere gideceğiz.
Bu arada hala nereye gideceğimiz belli değil.
Atilla Ağabey'ler de marinaya geldiler. Nuri Ağabey'in yelkenleri yok. Uzun bir yol yapmak istemiyor. Belki tek tekne geliriz dediler. Eğer bize de uyarsa Nergis için ne düşünürsünüz diye sordular. Bayılırız diye cevap verdik.
Özdeniz ekibi de yeni aldıkları tekneyle seyre çıkmak istiyorlar. Bugün değil ama belki yarın sizi yakalarız diye cevapladılar. Gamze ve Ada'nın olması da ayrıca sevindirici. Çocuklar daha sabahtan çok iyi anlaştılar.
Biz önden çıktık. Hafif bir rüzgar var. Anayelkeni açamadım.
İlk durak Kokar. En dibe girip demir atma girişimimiz ırgatla ilgili sorunlar sebebiyle ertelendi. Hemen arkamızdaki Atilla ağabeyler demirledi. Biz üstlerine bağlandık.
Sohbet muhabbet ve ufak tefek işlerden sonra ayrılıp Nergis'e doğru rota tuttuk.
Teke burnunu dönünce denizler kafadan gelmeye başladı. Çocuklar uyandı herkes kokpitte. Soğuk esiyor. İlk defa Lotus'ta sprey hood olmasını istedim.
Oltalar suda ama gelen giden yok. Balık işini ertesi sabaha Tamer'in dalış organizasyonuna havale edeceğiz mecbur. Tamer iyi apneisttir ama dur bakalım kısmette ne var?
Demirimizi geçen sefer galvaniz Ultra ile değiştirmiştik. Çok iyi tutuyor ama maalesef ırgattaki şeytan kilidi (ayırıcı) ile ilgili bir mesele var. Eski zincir Sığacık koyunun dibindeki tonozda. Yeni zincir de dolanıp duruyor. Neyse çözeceğiz bir şekilde.
Akşam yemeği Çağla teknesinde. Çağla bir amatör tarafından Türkiye'de imal edilmiş ilk ve tek aluminyum tekne. Bir cerrah titizliği ile planlanmış ve imal edilmiş mükemmel bir işçilik eseri. Üstelik ben zaten "objektif" bakamıyorum Çağla'ya )))
Özetle hepimiz çok beğeniyoruz, hem Çağla'yı hem sahiplerini.
Bizi çok iyi ağırladılar bir ara 11 yetişkindik salonunda, gayet de güzel sığıştık.
Yattık uyuduk
18 Mayıs 2015 Pazartesi
Teos Marina-Sakız Adası
22 Nisan 2015
Aslında seyahatimiz çok güzel başlamıştı. Ekip kuvvetli. Çocuklar ve bizden başka, Lotus ekibinin vazgeçilmez karakteri Nihal bizimle uçakla geldi. Uzun zamandır beraber seyahat etmek istediğimiz Tamer, Cansu ve Kuzey ile ilk defa tekneye gidiyoruz. Hem onları ağırlamak hem de tekneye gitmek için sabırsızlanıyoruz. Uzun bir kış oldu, gerçi ben arada birkaç kez kaçamak yapıp, bir-iki eğitim seferi yaptım ama ailecek geçen yazdan beri tekneye gelmemiştik. Özlemişiz ))
2 hafta önce gittiğim karaya çekme ve tamir bakım seferinden beri fazla birşey değişmiş değil. Tekne son koyduğumuz yerde, tonozunda sakin ve vakur sallanıyor.
Havalimanından bizi almaya gelen Fatih'in arabadan marinanın girişinde indik. Ekibin yarısı çocuk parkına yollandı. Ömer Deniz benimle tekneye gelmek istedi, doğrusu onun gibi bir yardımcıya hiç kimse hayır demez! Beraberce kayığı bağlı olduğu yerden almaya gittik. Bu akşam marinada kalacağız.
Bot tek seferde çalıştı, sorun yok. Hava rüzgarsız, kolaylıkla çözdük.
Pontonda dostlar karşıladı bizleri, İşletici ailesi, Sedat Öztekin ve Burak Özdemir palamarımızı aldılar.
Sonrasında tekneye yerleşip, odalarımızı seçip yemeğe geçtik. Malum lokasyon dere kenarındaki balıkçılardan Mesut. Yine muhteşem lezzetler ve mütevazi sunum.
Tamer'ler karayoluyla gece geç gelecekler, tekneye erken geçip herkes odasına çekildi. Hava rüzgarlı ve soğuk. Elektrikli ısıtıcıları yaktım. İlk günden üşümeyelim.
Nitekim ekibin geri kalanının ulaşması gece yarısını buldu. Sorun yok, hep beraber yerleştik.
Hava soğuk ama kuru. En azından yağmur yok.
Aslında seyahatimiz çok güzel başlamıştı. Ekip kuvvetli. Çocuklar ve bizden başka, Lotus ekibinin vazgeçilmez karakteri Nihal bizimle uçakla geldi. Uzun zamandır beraber seyahat etmek istediğimiz Tamer, Cansu ve Kuzey ile ilk defa tekneye gidiyoruz. Hem onları ağırlamak hem de tekneye gitmek için sabırsızlanıyoruz. Uzun bir kış oldu, gerçi ben arada birkaç kez kaçamak yapıp, bir-iki eğitim seferi yaptım ama ailecek geçen yazdan beri tekneye gelmemiştik. Özlemişiz ))
2 hafta önce gittiğim karaya çekme ve tamir bakım seferinden beri fazla birşey değişmiş değil. Tekne son koyduğumuz yerde, tonozunda sakin ve vakur sallanıyor.
Havalimanından bizi almaya gelen Fatih'in arabadan marinanın girişinde indik. Ekibin yarısı çocuk parkına yollandı. Ömer Deniz benimle tekneye gelmek istedi, doğrusu onun gibi bir yardımcıya hiç kimse hayır demez! Beraberce kayığı bağlı olduğu yerden almaya gittik. Bu akşam marinada kalacağız.
Bot tek seferde çalıştı, sorun yok. Hava rüzgarsız, kolaylıkla çözdük.
Pontonda dostlar karşıladı bizleri, İşletici ailesi, Sedat Öztekin ve Burak Özdemir palamarımızı aldılar.
Sonrasında tekneye yerleşip, odalarımızı seçip yemeğe geçtik. Malum lokasyon dere kenarındaki balıkçılardan Mesut. Yine muhteşem lezzetler ve mütevazi sunum.
Tamer'ler karayoluyla gece geç gelecekler, tekneye erken geçip herkes odasına çekildi. Hava rüzgarlı ve soğuk. Elektrikli ısıtıcıları yaktım. İlk günden üşümeyelim.
Nitekim ekibin geri kalanının ulaşması gece yarısını buldu. Sorun yok, hep beraber yerleştik.
Hava soğuk ama kuru. En azından yağmur yok.
3 Nisan 2015 Cuma
Teos Karaparkı Bakımları-2015
Teos Marina'nın yaptığı kampanyadan yararlanmak için geçtiğimiz haftalarda Lotus'u Orhaniye'den alıp kuzeye çıkartmıştık.15 gün alargada kaldıktan sonra sağolsun Erol Ağabey'in karaya almasıyla kara parkı çalışmalarımız başladı. En son 3 yıl önce Yalova'da almıştık. Geçtiimiz yaz bir kez dalarak temizlemiştik, düşündüğümden iyi çıktı aslında-daha fena olduğu zamanlar hatırlıyorum- ))
Sanıyorum yine asıl belirleyici teknenin ne sıklıkla denize çıktığı ve bağlı olduğu yerdeki suyun temizliği. Esasen Orhaniye bu konuda güneydeki en temiz koylardan biri sayılmaz ama...
1-Önce zımpara. Birçok yerde çukurluklar oluşmuş, bayağı derine iniyor. Makine ile zımpara sonrası, epoksi yoklama macun. Yine zımpara ve astar.
2-Zehirli olarak yine Dema Kimya'nın ürettiği SP zehirliyi kullandık. 4 galon astar fazla geldi. Tanesi 12 TL, 25 kg'luk büyük boy kutu, tüm boya toplam 580TL'ye maloldu.
3-Normalde bu tür işlemlerde önce tekne üstünü ve bordasını yıkamak iyi oluyor. Sonra bant çekip altını boyamak bizim örnekte vakitsizlik sebebiyle tersine döndü. Epoksi macun ancak 24 saate kuruduğu için ilk gün yıkama işleriyle uğraşmadık. Tüm haftasonu oldukça yağmurluydu. Doğrusu Mehmet Emin Usta ve Erol Ağabey'in yardımları olmasaydı bu kadar sürede bu kadar işi yapamazdık. Sağolsunlar
4- Macun kururken güverte tiklerine yoğunlaştık. Hepsini sökmek yerine sorunlu olan 1-2 yere yoğunlaştık. Birkaç adet ahşabı söküp sikaflex 291(kahverengi) ile zemine yapıştırdık. Özellikle kapak gibi esneyen bölümlerde tikler daha kolay açma yapıyor. Bu tür yerlerde kesinlikle epoksi yapıştırıcılar kullanmamak lazım.
5-Sika kullanırken uygun primerini kullanmak önemli. Yüzey hazırlığı ve uygun ürünü seçmek için http://tur.sika.com/tr/solutions_products/documents/brochures.html
6-Biz bu arada vanalara giriştik. Geçen sefer sintinede en dipte bulunan vanaları bronz olanlarla değiştirmiştim. Geriye sadece tuvaletler ve mutfak kalmıştı. Toplam 11 adet kadar vana. Sığacık civarında pek bir marin malzeme dükkanı yok. Marina içindeki Tekne Dükkanı ve hemen karşısındaki Olta Balıkçısı yegane alternatifler. Seferihisar kavşağında birkaç büyük yapı malzemesi bulunuyor ama pek marin çeşit yok.
7-Vanaları ve sintine bağlantı kovanlarını nıormal şekilde sökmek pek mümkün değil. Erol ağabey avuç içi taşlama ile hepsini parçaladı. Eski mastikleri iyice kazıyıp, yüzeyi selülozik tiner ile hazırladık.
8-Duş giderlerinde ve mutfak evye çıkışında yanılmışım. Hortumlar 1 parmak ama fransız redüksiyon kullanmış yaparken, nedense? Özetle truhul deliklerini de panç ile genişletmek zorunda kaldık. Akşam olmadan sikaflex 291 ile kovanları bağladık. Bunların 24 saat kuruması gerekiyor. Takarken dikkat edilecek nokta içeriden somunun sıkılması, bir kişi de dışardan kovanı uygun iki ağızlı anahtar ile tutuyor. Kovanı döndürmemek mastiğin güçlü tutması açısından şart.
9-Pis su tankı çıkışları haricinde tüm vanaları ve kovanları paslanmaz yaptım. Pis su vanalarını plastik yaptım. Bunlar bozulsa bile (en sık olarak kolları zarar görüyor), su içinde vanayı değiştirmek gayet kolay. Gerçi kovan sağlamsa, pirinç veya metal vanayı, su içinde sökmek de çok zor değil. Bu aşamada önemli husus teflon bantın düzgün kullanılması. Piyasada bu tür metal vana-kovan dişlerine uygun anaerobik sabitleyiciler de mevcut. Bu ürünlerle hem mukavemet hem sızdırmazlık sağlamak mümkün. Biz Technada kullandık. http://www.tecnade.com.tr/#!sizdirmazlik/c1xa5
10-Havanın yağmurlu gitmesini fırsat bilerek tekne içine girdik. Yan duvarlarda kalkmış verniği kazıyarak mat vernik süreceğiz. İstediğimiz ürünü bulamayınca o duvarlara cam cila uygulamaya karar verdik! Kazıma ise her zamanki gibi ısı tabancası ve üçgen raspa ile. Ağacın suyuna gitmeye ve ahşabı yakmamaya dikkat etmek gerekiyor. El alışınca gayet başarılı ve hızlı bir yöntem.
11-Kıç aynadaki hasarları yaz sonunda macunlamıştık. Zımparalayıp, tesviye yoklama macun, kuruma, son kat ince zımpara sonrası sprey boya ile boyadık. Gayet başarılı oldu.
12-Zinciri markaladık.
13-Bu arada pervaneyi temizleyip, zımparaladık. Pervaneyi makine ile taşlamamak lazım. Astarıyla beraber İnternational Trilux sürdük. Bence ne sürülürse sürülsün pervane konusunda tek bir başarılı yöntem yok. Biz elimizde var diye Trilux sürdük. Olmasaydı hayatta gidip o parayı vermezdim!
14-Pervane tutyası. Altındaki civataya 243 Loctite uyguladık.
15-Borda ve güverte pasta cila polişi. Krom parlatma.
16-Bu arada rüzgar jeneratörünü söktük. Aküleri şokladık. Pis su tankını söktük taktık. Vanaların bağlantılarını yaptım. Beğenmediğim hortumları değiştirdim. Fırını söktük taktık. Evye altı dolapların kapakları çıkarttık, taktık. Perdeleri söktük. Kornişlerini aluminyum, bağlantılarını sarı yapmış fransız. Haliyle ciddi elektroliz olmuş, kornişlerin uçları neredeyse erimiş. Hepsini söktüm attım. Botun basamağını ayarladık. Boyadık.
Özetle Pazar günü lift çalışmadığı için, karaya çıktığının 4. günü yani Cumartesi saat 17.00'de Lotus denize inmeye hazırdı.
Doğrusu zor oldu, bayağı yorulduk. Ama son gün denizde bembeyaz kızımızın yalnız ve vakur salınımını uzaktan seyrederken, ne yalan söyleyeyim, sanki bana gülümsüyor gibi geldi... ))
Sanıyorum yine asıl belirleyici teknenin ne sıklıkla denize çıktığı ve bağlı olduğu yerdeki suyun temizliği. Esasen Orhaniye bu konuda güneydeki en temiz koylardan biri sayılmaz ama...
1-Önce zımpara. Birçok yerde çukurluklar oluşmuş, bayağı derine iniyor. Makine ile zımpara sonrası, epoksi yoklama macun. Yine zımpara ve astar.
2-Zehirli olarak yine Dema Kimya'nın ürettiği SP zehirliyi kullandık. 4 galon astar fazla geldi. Tanesi 12 TL, 25 kg'luk büyük boy kutu, tüm boya toplam 580TL'ye maloldu.
3-Normalde bu tür işlemlerde önce tekne üstünü ve bordasını yıkamak iyi oluyor. Sonra bant çekip altını boyamak bizim örnekte vakitsizlik sebebiyle tersine döndü. Epoksi macun ancak 24 saate kuruduğu için ilk gün yıkama işleriyle uğraşmadık. Tüm haftasonu oldukça yağmurluydu. Doğrusu Mehmet Emin Usta ve Erol Ağabey'in yardımları olmasaydı bu kadar sürede bu kadar işi yapamazdık. Sağolsunlar
4- Macun kururken güverte tiklerine yoğunlaştık. Hepsini sökmek yerine sorunlu olan 1-2 yere yoğunlaştık. Birkaç adet ahşabı söküp sikaflex 291(kahverengi) ile zemine yapıştırdık. Özellikle kapak gibi esneyen bölümlerde tikler daha kolay açma yapıyor. Bu tür yerlerde kesinlikle epoksi yapıştırıcılar kullanmamak lazım.
5-Sika kullanırken uygun primerini kullanmak önemli. Yüzey hazırlığı ve uygun ürünü seçmek için http://tur.sika.com/tr/solutions_products/documents/brochures.html
6-Biz bu arada vanalara giriştik. Geçen sefer sintinede en dipte bulunan vanaları bronz olanlarla değiştirmiştim. Geriye sadece tuvaletler ve mutfak kalmıştı. Toplam 11 adet kadar vana. Sığacık civarında pek bir marin malzeme dükkanı yok. Marina içindeki Tekne Dükkanı ve hemen karşısındaki Olta Balıkçısı yegane alternatifler. Seferihisar kavşağında birkaç büyük yapı malzemesi bulunuyor ama pek marin çeşit yok.
7-Vanaları ve sintine bağlantı kovanlarını nıormal şekilde sökmek pek mümkün değil. Erol ağabey avuç içi taşlama ile hepsini parçaladı. Eski mastikleri iyice kazıyıp, yüzeyi selülozik tiner ile hazırladık.
8-Duş giderlerinde ve mutfak evye çıkışında yanılmışım. Hortumlar 1 parmak ama fransız redüksiyon kullanmış yaparken, nedense? Özetle truhul deliklerini de panç ile genişletmek zorunda kaldık. Akşam olmadan sikaflex 291 ile kovanları bağladık. Bunların 24 saat kuruması gerekiyor. Takarken dikkat edilecek nokta içeriden somunun sıkılması, bir kişi de dışardan kovanı uygun iki ağızlı anahtar ile tutuyor. Kovanı döndürmemek mastiğin güçlü tutması açısından şart.
9-Pis su tankı çıkışları haricinde tüm vanaları ve kovanları paslanmaz yaptım. Pis su vanalarını plastik yaptım. Bunlar bozulsa bile (en sık olarak kolları zarar görüyor), su içinde vanayı değiştirmek gayet kolay. Gerçi kovan sağlamsa, pirinç veya metal vanayı, su içinde sökmek de çok zor değil. Bu aşamada önemli husus teflon bantın düzgün kullanılması. Piyasada bu tür metal vana-kovan dişlerine uygun anaerobik sabitleyiciler de mevcut. Bu ürünlerle hem mukavemet hem sızdırmazlık sağlamak mümkün. Biz Technada kullandık. http://www.tecnade.com.tr/#!sizdirmazlik/c1xa5
10-Havanın yağmurlu gitmesini fırsat bilerek tekne içine girdik. Yan duvarlarda kalkmış verniği kazıyarak mat vernik süreceğiz. İstediğimiz ürünü bulamayınca o duvarlara cam cila uygulamaya karar verdik! Kazıma ise her zamanki gibi ısı tabancası ve üçgen raspa ile. Ağacın suyuna gitmeye ve ahşabı yakmamaya dikkat etmek gerekiyor. El alışınca gayet başarılı ve hızlı bir yöntem.
11-Kıç aynadaki hasarları yaz sonunda macunlamıştık. Zımparalayıp, tesviye yoklama macun, kuruma, son kat ince zımpara sonrası sprey boya ile boyadık. Gayet başarılı oldu.
12-Zinciri markaladık.
13-Bu arada pervaneyi temizleyip, zımparaladık. Pervaneyi makine ile taşlamamak lazım. Astarıyla beraber İnternational Trilux sürdük. Bence ne sürülürse sürülsün pervane konusunda tek bir başarılı yöntem yok. Biz elimizde var diye Trilux sürdük. Olmasaydı hayatta gidip o parayı vermezdim!
14-Pervane tutyası. Altındaki civataya 243 Loctite uyguladık.
15-Borda ve güverte pasta cila polişi. Krom parlatma.
16-Bu arada rüzgar jeneratörünü söktük. Aküleri şokladık. Pis su tankını söktük taktık. Vanaların bağlantılarını yaptım. Beğenmediğim hortumları değiştirdim. Fırını söktük taktık. Evye altı dolapların kapakları çıkarttık, taktık. Perdeleri söktük. Kornişlerini aluminyum, bağlantılarını sarı yapmış fransız. Haliyle ciddi elektroliz olmuş, kornişlerin uçları neredeyse erimiş. Hepsini söktüm attım. Botun basamağını ayarladık. Boyadık.
Özetle Pazar günü lift çalışmadığı için, karaya çıktığının 4. günü yani Cumartesi saat 17.00'de Lotus denize inmeye hazırdı.
Doğrusu zor oldu, bayağı yorulduk. Ama son gün denizde bembeyaz kızımızın yalnız ve vakur salınımını uzaktan seyrederken, ne yalan söyleyeyim, sanki bana gülümsüyor gibi geldi... ))
22 Mart 2015 Pazar
VANALAR
VANALAR
Teknelerde, özellikle de su seviyesinin altındaki tüm tesisat giriş ve çıkışları birer vana ile ilişkilendirilmelidir. Eski jargonda kingston valfinden alıntılanarak kinistin valfi olarak bilinen bu düzenek eğer yanlış malzeme seçilir ve doğru inşa edilmez veya değiştirilmez ise kısa sürede bozulmasına, su kaçırmasına hatta teknenin batmasına bile sebep olabilir, ihmal edilmemesi gereken önemli bir konudur.
Piyasada vana ve bağlantı elemanı (rekor, kovan veya dirsek) olarak kullanılabilecek 4 farklı malzeme var.
Piyasada vana ve bağlantı elemanı (rekor, kovan veya dirsek) olarak kullanılabilecek 4 farklı malzeme var.
Klasik olanı pirinç
vanalar. Küresel vanaların küresi paslanmaz çelik, yatağı plastik, gövdesi nikel kaplı pirinç
ve kolu da saç. Oldukça ucuz (1'' olanı 22 TL) ve kolaylıkla her yerde bulunabiliyor. Ancak deniz
suyu kullanımında zamanla sorunlar ortaya çıkabiliyor. Elektroliz sebebiyle sarı
malzeme içerisindeki çinkonun eriyip, bakırın açığa çıkması sonucu vana veya bağlantıların çalışması daha önemlisi koparak su
almaya sebep olması söz konusu. Buna engel olmak amaçlı vanaları anodlara bağlamak ve tekneyi galvanik izolatör ile özellikle sahilden elektrik alma durumunda izole etmek çok önemli.
Çinko eridiğinde bakırın
ortaya çıkması gövdenin kırmızılaşması veya yeşil-beyaz küflerle kendini
gösterebilir. 5 yıldan uzun süren pirinç vana ve kovanların her karaya
çıktığında elle kontrol edilmesi tavsiye olunuyor. Birçok üretici 10 yılı geçmiş tüm pirinç
vana ve bağlantıların, iyi görünümde olsalar bile değişmesini önermekte. Vana kontrolü karada yapılır!
Deniz suyuna bağlı bahsi
geçen elektrolize engel olmak için Avrupa normlarında DZR (Diszincefied ) tabir
edilen bir malzeme mevcut. Ülkemizde halen üretimde standart olarak
kullanılmıyor.
Bunun yerine daha
sıklıkla kullanılan, uzun yıllar teknelerde altın standart malzeme olan bronz. Bronz dökümü standartları oldukça hassas olduğu için, ülkemizde sadece
marka olmuş tekne malzemecilerinde satılan ürünler tavsiye ediliyor. Zaten
piyasada marka olmamış bronz vana bulmak da pek mümkün değil. Eski adıyla West
Marine’de satılan Grocco ürünler dünyada en çok satılan bronz vana
markalarından birisi, ancak oldukça pahalı (1'' vana 120TL). Kötü tarafı standart diş olmayan,
Amerikan normuna uygun NPT dişe sahip olmaları.
Bunlardan başka paslanmaz
vanalar tabi ki de var. Bunlar kabaca 304 ve 316 olarak üretiliyor. Piyasada
iki tip 304 var. Bir tanesi oldukça güvenilir olmakla beraber diğeri için aynı
şeyi söylemek pek mümkün değil. Üzerinde normlar ve standartlar ile ilgili pek
bir ibare yok.
316 ise gayet kabul
görmüş vanalar. Bu tiplerde sorun bağlantı kovanlarında. Bu bağlantıların 316
olanları neredeyse vana fiyatına (110 TL).
Paslanmaz vanalarla
ilgili bir husus, pirinç vanalarda olduğu kadar zengin bir ara eleman (rekor,
kovan, nipel vb gibi) olmaması. Pirinç vanalarda bir hatta iki boy küçük rekor
temin etmek mümkün iken, paslanmaz ürünlerde bu çok mümkün değil maalesef. En
azından şimdilik.
Kaide itibarıyla deniz suyuyla temasta olan iki
farklı metali birbiriyle ilişkilendirmemek gerekir.
4. ve son gurup malzeme
ise plastik tabir edilen vanalar. Marin normlarda üretim yapan sektörün lider
firması True Design. Bununla beraber plastik ürünler gittikçe artmakta buna
bağlı olarak fiyatlar da ucuzluyor (60 TL ye kadar düşmüş durumda). Plastik vanalar, esasen orjinalde Marelon
adlı malzemeden mamul oldukça güvenilir, hafif ve en önemlisi elektrolizden hiç
etkilenmiyorlar. Aluminyum gibi gövde elektrolizinin hayati önem taşıdığı
teknelerde neredeyse vazgeçilmez. Ahşap tekneler için tartışma sürüyor ancak
yakın zamanda fiberglas seri üretim teknelerin tüm vanaları plastik olursa
şaşırmamak lazım. Avantajlı tarafı bağlantı kovanı veya rekor olarak herhangi
bir başka malzemeyi kullanmak mümkündür. Orijinal True Design plastik vanalar
pek ucuz değil (1'' vana 110TL) ama, piyasada marin standartlara uygun daha hesaplı örnekler
mevcut.
True Design vanalarda,
bir elektrik düzeneği ile vanaların açık veya kapalı olduğunu monitorize etmek
mümkün olabilir.
Vanaların malzemesi ne
olursa olsun, senede 3-4’er kere açılıp kapanmalıdır. Vana içerisinde oluşan
kekamoz veya elektrolizle ortaya çıkan
paslanma sebebiyle vananın kilitlenmesi söz konusu olabilir.
Küresel vanayı, raftan alıp, çalışıp çalışmadığına bakarken parmak kaptırmak ve yaralanmalara sebep olmak gayet mümkün. DİKKAT!
9 Mart 2015 Pazartesi
Servis Botu ve Kullanımı
SERVİS BOTU veya DİNGİ
Açıkta demirde kalındığında sahile gidip gelmeyi, öte-beri taşımayı sağlar. İkinci demiri atmak, sahilden koltuk almak gibi zor manevralarda en büyük yardımcıdır. Teknenin karaya oturduğu ya da terki durumunda kurtarıcıdır.
Günümüzde dingiler veya botlar, yumuşak sistemlerden imal edilmektedirler. Yumuşak dingilerin, sert ahşaptan veya plastikten olanların tersine saklama kolaylığı vardır. Kolaylıkla demonte edilip uzun süreli, örneğin kış döneminde, depoda veya portuçta saklanmaları mümkündür. Yumuşak olukları için tekneye sürtünerek zarar vermezler. Daha dengelidirler ve daha hafiftirler. 2,5 metreye kadar olanlarını tek başına güverteye almak mümkündür. Güvertede baş üstünde veya yer müsaitse bumba altında ters kapak ederek taşınabilirler.
Plastik malzemeden üretilmiş şişme botların en büyük düşmanı sivri kaya veya iskele çivileriyle güneş ışığıdır.
Bununla beraber sert malzemeden mamul (ahşap veya fiber) botlar da mevcuttur. Bu tip olanlar, özellikle rüzgarlı havalarda şişme botlara kıyasla kürek ile daha rahat kullanılırlar. Daha ağırdırlar, tekneye almak nispeten güçtür, sert küpeşteleri tekne bordasına zarar verebilir. Şişme botlara kıyasla daha dengesiz ancak daha yüksek taşıma kapasitesine sahiptirler.
Bir botun en önemli elemanı küreği ve ıskarmozudur.
Günümüzde şişme botlar sert sabit taban (RIB), katlanır ahşap veya aluminyum taban veya ızgaralı modeller olarak üretilmektedirler. Bunların en hafif olanı ızgaralı tabanlardır. Katlanmaları ve taşınmaları kolay belli bir boya kadar üretilirler. Katlanır tabanlar yine saklanmaları kolaydır ancak montajları ızgara tabanlara göre biraz daha zordur. Daha ağır ancak boy olarak daha büyük modellerde tercih edilirler. Tüp taşımak, ağır çapa taşımak ve kalabalık olarak bota binme durumlarında ızgara tabanlara göre daha stabildirler.
![]() |
| Botun Malzemeleri |
Sert tabanlı botlar ise daha da büyük modellerde tercih edilir. Daha ağır ve pahalı modellerdir. Özellikle yüksek beygir gücü kullanımı söz konusu olan modeller için çok uygundur.
Botun kendisi ve yapısı kadar çokça tartışılan bir diğer husus nerede taşınacağıdır? Birçok tekneci sert hava ve dalgalı deniz haricinde botu arkadan çekmeyi tercih ederler. MOB veya suya herhangi birşey düşmesi durumunda acil kullanımı kolaydır, her yanaşma ve ayrılmada güverteye veya mataforaya almaya gerek kalmaz. Ancak bağı dikkatle yapılmalı, sık sık kontrol edilmelidir. Bir diğer yöntem motoru ayrıca alıp, botu başüstüne ters kapak etmektir. Genelde cenovaya çapariz etmesi haricinde hiçbir dezavantajı olmayan en güvenli taşıma yöntemi budur. Ancak oldukça meşakkatli bir işlemdir.
Bunu kolaylaştırmak için eğer düzenek uygunsa, botu güverteye ırgat veya varsa elektrikli vinç ile almak büyük kolaylıktır.
Daha ağır motorlar ve botlar söz konusu olduğunda teknenin kıçında yer alan mataforalarla, botun askıya alınması kolaylaşır.
Servis botunun üzerine ingilizce Tender To kelimelerine ifade eden TT ile başlayacak şekilde teknenin isminin yazılması adettendir.
Dıştan Takma Motorlar
Botlarda genelde taşınması kolay, hafif, beygir gücü az, 2 veya 4 zamanlı benzinli motorlar kullanılır. Sığ sulara girmek çıkmak için, eğer özellikli bir dingi değilse kısa şaftlı olanlar tercih edilir. Daha ender olarak elektrikli motorlar kullanılır. Kendisi nispeten hafif olmakla beraber, ağır bir akü ve şarj sistemine ihtiyaç duyarlar.
2 zamanlı olan motorların benzinine 1/100 oranında bu işe uygun yağ karıştırılır.
Bu tip motorlar genel olarak Avrupa’da üretimi durdurulmuş olmakla beraber, 4 zamanlılara kıyasla daha hafif olması ve tuzlu suya daha dayanıklı olması sebebiyle tercih edilmektedirler.
Teknenin kıçında yer alan oynar askılı bir palanga düzeneği ile dıştan takmayı güverteye almak daha kolay olabilir.
Kısa ve düz deniz seyirlerinde, özellikle sabit taban botların aynalığında taşınmakla beraber, genelde motorun her seyir öncesi teknenin güvertesinde braketine alınıp sabitlenmesinde yarar vardır.
Aynı şekilde, bota takılan motorun bir ince veya tel ile botun aynasına sabitlenmesi önemlidir.
Her sezon sonu ana makine gibi, botun motorunun da bakımı yapılmalı, tatlı sudan geçirilmeli, karbüratördeki benzin bitene kadar çalıştırılmalıdır.
Bazı motorların benzin deposu üzerine monte iken, bazılarında ayrı bir depodan bağlantılar ile benzin alınır, bazılarında her ikisi de mümkün olabilir.
Genelde deniz suyu soğutmalı olan dıştan takma motorlar da her çalıştırmadan sonra su atımı kontrol edilmelidir.
Benzinle çalıştıklarından elektrik anahtarı çekilerek stop edilmesi mümkündür. Bu anahtarın özellikle tek başına yapılan seyirlerde, kullananın bileğine bağlanması adettendir. Denize düşme durumunda, anahtar yerinden çıkar ve motor stop eder.
1-Yedek benzin deposu
2-Benzin deposu dolum kapağı
3- Benzin deposu göstergesi
4-Benzin deposu hortumu
5-Hortum pompası
7-Akü
8-Kutup başı ve bağlantısı
9-Şaft
10-Kaldırma
11-Pervane
12-Su alma delikleri
13-Çalıştırma kaytanı
14-Vites kolu
15-Motor Braketi
16-Gaz kolu
17-Anahtar ve stop butonu
17 Şubat 2015 Salı
VİNÇLER, PALANGALAR ve DONANIM
GÜVERTE DONANIMLARI
Yelkenli bir teknede kullanılan hareketli donanım ve halatlar, bazı yardımcılar tarafından sabitlenir. Bunlar , kıstırmaç, cem kilit ve stoperdir (Şekil-16). Koçboynuzu, şekil olarak ismine benzer yapıdadır, bir halatı ya da ıskotayı sabitlemede kullanılan en basit yardımcıdır.Koçboynuzu
1-Yük altındaki halat önce T’nin düşey koluna volta edilir, gerektiği ölçüde diğer kollara da sarıldıktan sonra, kazık bağı ile düğümlenir.
2-İlk voltalara bağ atmamaya dikkat etmek gerekir, sıkışan halatı çözmek zor olur.
Eğer üzerinde yük olan beden eski voltaların üzerine bindirilirse açmak zor olur.
4-Koçboynuzuna gelen donanımın yönü sabitlemede çok önemli değildir. Ancak kıstırmaç veya cem kilitler, üzerlerine gelecek donanımın yönüne göre yerleştirilmiştir. Farklı bir halatı kullanmak mümkün değildir.
6-Cem kilit kıstırmaçtan daha değişik kalınlıklardaki halatı sabitleyebilir. Daha karışık bir yapısı vardır. Her ikisi de geliş yönüne uygun dişli yapıları sayesinde ipi sıkıştırır ve geri kaçırmazlar.
7-Stoperler ise yine tek yönlü çalışırlar. Üzerlerine yerleştirilmiş bir kol ile istendiği zaman halat kilitlenir. (Resim-18)
Stoperin üzerindeki donanımda yük varken halata boş koymak sakatlıklara yol açar, halatı vince alıp boşlamak uygundur
8-Direk dibinden gelen donanım yönlendiricilerden geçtikten sonra, yan yana duran stoperlere gelir. Bunlara şekilsel benzemesi dolayısıya piyano adı verilir.
9-Birbirinden farklı amaçlara hizmet eden halatların farklı renklerde seçilmesinin amacı budur.
Kolu sıkışmış piyano veya cem kilitlerde laçka etmeden önce vinç ile bir miktar boş almak dişlinin çalışmasını sağlar.
VİNÇLER
Vince halat saat yönüne sarılır.
Vinç kolu tek zamanlı vinçlerde saat yönüne, iki zamanlı vinçlerde her iki yöne de hareket eder. Standart üretilmiş teknelerde ender olarak 3 zamanlı vinçler kullanılır, üzerlerindeki bir buton veya düzenek ile 3 devre geçirilir.
Vinçteki herkesin eldiven kullanması şarttır!
Sarılan halat kolların üst üste binmemesine dikkat edilmelidir.
Tramolada yelken yük binmeden ıskotanın boşunu elle almak ve akabinde vince vurmak uygundur. Bu sürede dümenci ile vinçteki kişinin uyumu önemlidir.
Halatın kalınlığı arttıkça, vinç üzerindeki sürtünme de artacağı için kontrol etmek kolaylaşır.
Kaide itibarıyla üzerinde yük varken, halatı en az 3 tur sarmak uygundur.
Halat kalınlığı çok az olduğunda gerekirse vincin tüm iç yüzeyi doldurulacak kadar sarılması gerekir.
Kaide itibarıyla bir halat bir başka vince alındığında, giriş yönüne azami dikkat emek gerekir. Özellikle vince aşağıdan değil ama yukarı seviyelerden ulaşan donanımlar, vinç tamburunu yukarı doğru rahatlıkla sıyırıp, düzeneğin dağılmasına daha önemlisi sakatlıklara yol açabilirler.
Elektrikli vinç ile bir halatın boşunu alırken, donanımın serbest olduğuna dikkat etmek gerekir. Sabitlenmiş donanımı bir elektrikli vincin koparma süresi anlıktır!
Vinç üzerinde halat sıkıştığı zaman yapılması gereken, halatta boşluk yaratmaktır. Bunun için ikinci bir vinçten yararlanılabilir ya da donanımın çıması gevşetilmeye çalışılır.
Vinç kollarının işi bittiğinde kendi yuvalarında saklanmalıdır.
Vinç kolları ne kadar uzun olursa, yararlanılacak moment de o kadar artacağı için daha az güç harcayarak vinci kullanmak mümkün olur.
Ancak uzun olan kolun etraf yapılara takılması olasılığı da artar.
Bazı kolların yerlerinden çıkmaması için kilitleri olur. Özellikle büyük güçlerin söz konusu olduğu vinçler de metal kollar tercih edilir.
Çift elin kullanılabilmesi için bazı kolların tutamaklarında dönebilen topuzlar mevcuttur.
Seyir esnasında vinç kolları üzerinde bırakılmaz
Yelkenli teknelerde yükü bölmenin, dağıtmanın veya kolay kullanımının en yaygın yöntemlerinden birisi ise palangalar, hareketli ve sabit makaralardır.
Sabit makaralar gücü azaltmazlar, ancak çekiş açısını değiştirerek kullanım kolaylığı sağlarlar.
Bir kişi kendi ağırlığından daha fazla güç uygulayamaz.
İster hareketli olsun isterse de sabit, tüm makara sistemlerinde bilyeli olanlarda sürtünme en az olduğu için çalışma da kolaylaşır. Yarış yelkenlilerinde makaraların bilyeli olmasının altında yatan sebep budur.
Palanga düzeneğindeki dil sayısı arttıkça güç azalır, ancak çekilen halat miktarı uzar. Bu sayede yapılan iş aynı kalır.
Hareketli düzeneğe değen halat miktarı kadar, yük azalır. Aynı düzeneği ters çevirerek, tirentinin hareketli makarada kalması sağlanarak gücü daha da azaltmak mümkündür.
![]() |
| Soldan sağa: A-Sabit makara, B-Sübye donanım, C-Kabasorta palanga, D-Adi palanga, E-Top palangası |
Dilin kalınlığı ise halatın kalınlığından yaklaşık %10-15 fazla olmalıdır.
Daha az olduğunda halatta aşınma başlar.
9 Şubat 2015 Pazartesi
TEKNEDE GÜVENLİK, EMNİYET ELEMANLARI ve ZOR ANLAR
GÜVENLİK
Bir tekneye ilk olarak binildiğinde, kaptan veya tekne sahibi tarafından verilen güvenlik brifingi çok önemlidir. Acil durum sözkonusu olduğunda, teknede asgari bulundurulması gereken ve önerilen teçhizatın nerede oldukları ve nasıl kullanılacağı teknedeki herkes tarafından biliniyor olmalıdır.
Buna göre
1-Her mürettebatın yanında bulundurması gereken yedek kıyafet, hava şartlarına uygun olmalıdır.
2-Gece seyri için uygun boy ve güçte fener ve projektörler ile bunların pilleri kontrol edilmiş olmalıdır.
3-Radar reflektörleri direğe veya çarmık tellerine sabit, aktif ve pasif olabilir
4-Demirde iken asılan demir küresi, teknenin durumunu belirtir.
5-Fırtına yelkeni (ana yelken) bumbaya değil, kıç koç boynuzlarına sabitlenir.
6-Yangın battaniyesi kuzineye yakın ama kesinlikle tam üstünde yerleştirilmemelidir. Aynı şekilde, her oda için 1’er adet 2 kg'lık kuru toz veya köpük yangın tüpleri duvara monte, kolay ulaşılabilen yerlerde bulunmalıdır.
7-Teknedeki her kişi için 1 adet, çocuk için ise çocuk boyuna uygun, doğru standartta can yeleği bulundurulmalıdır. Can yeleklerinin yerleri işaretli olup, her yelekte birer adet düdük ve reflektör bant bulunmalıdır. Suyla temasta aktif hale geçen flaşör fener eklenmesi uygundur.
8-Yapılacak seyre uygun miktarda yedek yakıt ve deposu
9-Sis ve benzeri kısıtlı görüş şartlarında uyarı ve benzeri amaçlı kullanılacak düzenekli veya manuel korna ve/veya düdük
10-Gerektiğinde MOB esnasında şuuru kapalı kazazedeyi denizden almak için kullanılacak seyyar veya kolay sökülebilen palanga düzeneği
11-Kokpitin suyla dolması durumunda, kamaraya akmasına engel olacak kapı düzeneği
12-Miyar (dümenci) pusulası
13-MOB sırasında fırlatmak amacıyla 20 m salvolu yüzer halat
14-Yedek yeke
15-Tamir takımları, yedek sigortalar, ampuller, yelken tamir kiti ve kimyasallar (WD40, sunfix, sıvı conta)
16-Küreği, ıskarmozu, tamir kiti, pompası, kendi demiri, motoru ve yakıtı ile servis botu
17-Ucunda inceleri bağlı, sapı sağlam iki adet kova ve el pompası
18-Manuel sintine pompası
19-Pilleri çalışır vaziyette, ışıklı şamandırası, salvosu ve dalgalı denizler için bayrak gönderli şamandırası ile at nalı can simidi
20-Mazot tankı çıkış vanası
21- Motor yedekleri (impeller, kayış, yağ, filtre) ve manueli ile beraber servis bakımları güncel dizel motor
22-Uygun yere yerleştirilmiş, uygun teçhizatı olan LPG tüpleri
23-Yeterli akü kapasitesi ve takibi
24-Tarihleri güncel işaret fişekleri, el maytabı ve duman kandili
25-Portatif merdiven
26-Gaz, duman ve sintine alarmları
27-Servis kontrolü güncel can Salı
29-Yedek yelken ve donanım (vinç kolu vb)
30-Çalışır vaziyette navigasyon ışıkları ve yedek ampulleri
31- Fırtına floğu
32-Güvenlik brifingi ve kontrol tablosu
33-Yedek demir ve halatlar. Fırtına demiri
34-Tekneyi terk çantası (can salı içinde de bulunabilir)
35-Yedek halat ve usturmaçalar
36-İlk yardım seti
37-Seyir için yeterli yiyecek, içecek, deniz tutmasına ve güneş çarpmasına karşı ilaç ve kremler, kişisel bakım malzemeleri
38-Navigasyon için güncel kağıt haritalar, pergel, cetvel ve seyir yardımcıları (kerteriz pusulası, dürbün, el telsizi, yedek telsiz anteni)
39-Her vananın yakınında bulunabilecek uygun ahşap konik tapa
TEHLİKE İŞARETLERİ
Hayati tehlike, yangın, tekne batması söz konusu olduğunda verilecek ihbar ya da bildirimler toplam 15 kadar olup bunların en çok kullanılan ve uygulananları aşağıdaki gibidir:
Bz Ek-2
1-Telsizden MAYDAY çağrısı.
2-İşaret fişeği, el maytabı veya duman flamalarının üst üste basılması
3-EPİRB veya SART
4-Devamlı sis kornası çalmak
5-November ve Charlie işaret
6-Siyah kare üzerine siyah küre
7-Işık veya ses ile SOS kodu verilmesi
8- Elleri aşağı yukarı sallamak
9-Kısa aralıklarla silah ateşlemek
10-Alev ve duman göstermek
İŞARET FİŞEKLERİ
İşaret fişekleri olarak bilinen paraşütlü işaret fişeği, el maytabı ve duman her teknenin seyrü sefer tahditlerine göre belirlenmiş sayıda taşıması gereken acil durum elemanıdır.
a-Duman.
Gündüz kullanılan turuncu renkli duman, en az 3 dk boyunca, hem rüzgarın yönünü hem de şiddetini kurtarıcılara gösterir.
Denizde yüzen, su geçirmez kabında saklanır.
Üzerinde kullanma kılavuzu bulunur.
Ateşleme ile çalışmadığı için yakıt ve yağ sızıntısı durumlarında güvenle kullanılır
b-El maytabı
Su geçirmez özel muhafaza kabı içerisinde bulunur.
Rutin kontoller ile tarihlerinin geçmediği bilinmelidir.
15000 kandeladan az olmamak kaydıyla en az 1 dk ışık vermelidir
Ateşlendikten sonra kol gövdeden açık rüzgaraltı yönünde tutulur
c-Paraşütlü işaret fişeği
Üzerinde kullanma talimatı vardır.
Ateşlendikten sonra (hiçbir zaman tam tepeye 90° açıyla yapılmaz) 300-400 metreye çıkar.
En az 30000 kandela ışık verecek şekilde, sn’de 5 m hızla düşer.
En az 40 sn boyunca ışık verir.
Arka arkaya (1 dk arayla) rüzgaraltına doğru atılır
Helikopter kurtarmalarında paraşütlü fişek kullanılmamalıdır
CAN YELEKLERİ
Standart can yeleği, (ISO-12402-3) şuuru kapalı yetişkini tuzlu su üzerinde, başı batmayacak ve 150N’dan az kaldırma gücü olmayacak şekilde tasarlanmıştır.
Manuel kol ile kumanda edilen CO2 tüpü sayesinde şişirilen can yeleklerini aynı zamanda nefesle şişirmek de mümkündür.
Havayollarının servis ettiği yelekler bu gruptadır.
Her birinde düdük, reflektör bantlar ve uygun giyinmek için kemerler mevcuttur.
Bunun yanında ISO-12402-6 grubu yelekler hidrostatik kilitleri sayesinde otomatik olarak da şişebilirler. Yeni sistem (çekiç tiplerde) güvertede ıslanma ile devreye girmeyen bu tip yeleklerde ekstra olarak D halka (emniyet kemeri için) ve çırpıntılı suya düşme durumunda ağız ve burun bölgesini koruyan serpinti koruyucular bulunabilir.
275 N kaldırma kapasitesine sahip, ISO-12402-2 açık deniz şartlarında üzerinde çok fazla miktarda giysi ve mont taşıyan veya kilolu kişiler için uygundur.
CAN SİMİDİ, FENERİ ve SALVOSU
SOLAS-74 LSA koduna göre, her yelkenli tekne en az bir adet at nalı can simidi, suyla temasta devreye girecek flaşör feneri ve salvo taşımalıdır.
Regülasyonlara göre, can simidi:
1-Kolaylıkla yerinden çıkartılıp denize atılacak şekilde monte edilmeli, bağlanmamalıdır.
3-Dış çapları 800 mm’den fazla, iç çapları 400 mm’den az olmayacaktır
4-Tatlı suda 14,5 kg demiri kaldıracak yüzerliğe sahip olacaktır
5-Ateşe maruz kaldığında 2 sn’den daha kısa peryotta alev almamalıdır
6-30 m ve altında yükseklikten atıldığında zarar görmemelidir
7- Flaşörün yanma peryodu dk’da 50-70 aralığında olacak, bütün yönlerden görülen, en az 2 saat süreyle, 2 kandeladan fazla beyaz ışık veren fener olacaktır.
8-Dalgalı denizde can simidine bağlı O harfi (Oscar) flamalı şamandıra görünümü kolaylaştırır.
TEKNEYİ TERK
Tekneyi terk kararı kaptan tarafından verilir.
Eğer terk edilen tekne tamamen su içinde değilse, terk kararı erken verilmiş olabilir. Terk edilen teknelerin önemli bir kısmı, sonrasında batmamış halde bulunmuşlardır.
EN İYİ CAN SALI TEKNENİN KENDİSİDİR!
1-İlk yardım çantası
2-İşaret fişekleri
3-El telsizi
4-Çakı veya bıçak
5-Çamçak
6-Su ve yiyecek
7-Dürbün,
8-Olta
9-Fener ve kibrit
10-Güneş aynası
11-Yedek halat
12-Isı koruyucu giysiler ve battaniyeler
Bu malzemeler otomatik şişen can salı içerisinde bulunabileceği gibi tekne içerisinde ayrı bir su geçirmez çanta içinde de muhafaza edilebilir.
Bunlardan başka varsa çalışır durumda EPIRB (Emergency Position Indicating Radio Beacon-Acil Mevki Verme radyo Şamandırası) veya SART (Search and Rescue Tramsponder-Arama Kurtarma Yansıtıcısı) varsa alınmalı ve aktif hale geçirilmelidir.
Can salı kurtarma halatı tekneye sağlam bir şekilde bağlı iken rüzgaraltına doğru atılır.
Bazı düzeneklerde, güvertede bulunan konteyner tipi, sert sallar, teknenin batması durumunda devreye girecek hidrostatik kilitler ile donatılmıştır.
Tekneyi terk edip can salına binildikten sonra şunlar yapılmalıdır
1-Parimayı kes
2-Tekneden uzaklaş (yaklaşık 200-300 m kadar)
4-Salın girişini kapat
5-İçerdeki suyu boşalt, salın durumunu kontrol et
6-Deniz tutma hapını al
7-Yaralı kazazedelere yardım et
8-Isınma ve hipotermiye engel olma
SU ALMA
Bir tekne su alıyorsa ilk yapılacak kontrol tekne içindeki suyun sıcaklığıdır. Eğer sıcaksa ya motordan geliyordur ya da su ısıtıcısından. Her iki durumda da teknenin batma olasılığı endişesi yoktur.
İkinci husus suyun tuzlu olup olmadığının tespitidir. Eğer tatlıysa yine sorun yok, muhtemel
tatlı su tesisatı ya da depolarından geliyordur. Tekne yine batmaz!
Ancak tekne içindeki su, tuzluysa ve soğuksa (yani deniz suyu sıcaklığındaysa) bu sorun daha önemlidir. Suyun nereden geldiği ve ne hızla dolduğu derhal tespit edilmelidir!
![]() |
| Yedek yelkeni kullanarak gövdeye giren suyu engellenir |
Bu yüzden öncelikle:
1-Tekneye giren veya çıkan tüm vanalar kontrol edilir ve kapatılır
2-Hız göstergesi ve derinlik göstergesi kontrol edilir.
3-Tuvalet giderleri ve sifon sistemleri kontrol edilir.
4- Şaft ve kovan kontrol edilir.
Ancak tekne içinde tespit edilen su çok ender durumlarda, su hattı altında bir delikten gelir. Yelken seyrinde açık kalan bir lomboz veya heç su girişinin en olası sebeplerindendir.
Bu sorunlardan en tehlikelisi şaft ve kovan sorunudur. Diğer örneklerde vana çalışmıyorsa dahi, konik ahşap takozlardan uygun boyda olanı çakarak su almaya engellemek mümkündür ancak kovan girişinde tam ortada yer alan şaft sebebiyle bu yapılamaz. (Resim-178)
Ancak bazı bezler vs sararak veya deliğe tıklayarak su alımı azaltılır mümkün oluğu kadar hızla en yakın limana gitmek gerekir.
Bir teknenin deniz suyu ile dolduğunu görüldüyse,
1-Giriş yerini tespit et ve su girişine engel ol
2-Elektrikli sintine pompasını çalıştır (Resim-179)
3-Yeterli mürettebat varsa, manuel pompanın başına birisini koy (Resim-180)
4-En başarılı boşaltma yöntemlerinden birisi elinde kovayla su atmaktır.
5-Miktar fazla ise, motorun giriş suyunun vanasını kapat, hortumu yerinden çıkart sintineye yolla.
Bir diğer su alma olayı ise tekneyi bir yere vurarak, gövdenin hasar görmesi ile olur. (Ayr bakınız çarpışmalar)
![]() |
| Fırtına Yelkenleri |
SERT HAVA VE ÖNLEMLERI
Sert havanın getirdiği zorluklar genelde, rüzgarın şiddetinden çok ekibin tecrübesine, teknenin durumuna, deniz ve dalga koşulları ile gidilecek rotaya bağlıdır.
Açık denizde 6 Bofor bir havada rüzgara karşı, orsa seyreden 8 metre bir tekne ciddi zorlanırken; tam tersi rotada rüzgarı arkasına almış 45 feet bir yelkenli keyif seyahati yapıyor olabilir.
Tekneyi ve ekibi hazırlayınız.
1-Vanaları kontrol ediniz, gereksiz olanları kapatınız.
Yan yatan yelkenlilerde, lavabolara ve tuvaletlere geri basan su sebebiyle taşmalar görülebilir.
2-Heçleri kapatınız
3-Dolap kapaklarını ve çekmeceleri kapatınız. Kilitleyiniz.
5-Teknenin içini ve yaşam mekanını kuru tutunuz.
6-Mümkünse sintineyi önceden temizleyiniz. Kötü koku deniz tutmasının ilk nedenidir
7-Pis su tankını boşaltınız.
8-Mazot tankınızı dolu tutunuz
9-Görüş mesafesi azalmışsa, kısıtlı görüş için gerekli önlemleri alınız (Ayr Bkz: Sis ve kısıtlı görüş)
10-Yelkenleri önceden küçültünüz. (Ayr Bkz: Sert Hava Ayarları)
Birçok tecrübeli denizci, ağır deniz koşullarında camadan vurmaktansa, yelkenleri önceden gerekirse limandan çıkmadan küçültmeyi tercih eder.
11-Varsa fırtına yelkenlerini donatınız ve kullanınız. (Resim-170)
12-Özellikle kış seferlerinde varsa serpinti körüğü (spray hood) çok yararlıdır. Ancak fırtına şiddetinde esen rüzgarda bimini aynı yararı göstermez, açılması, yırtılması söz konusu olabilir. Gerekirse kapatılmalıdır.
Mürettebatı hazırlayınız
1-Seyri iyi planlayınız ve ekibi bilgilendiriniz. Mürettebat en çok, gerektiğinden ya da beklenilenden uzun süren seyirlerden yorulur.
2-Bir görev dağılımı yapınız. Eğer otopilotun tutamayacağı kadar sert bir hava söz konusuysa, dümenin kaptandan başka birisinde olması avantajdır.
Ağır deniz koşullarında en iyi dümenci, genç bile olsa bir centerboard tekne dümencisidir!
3-Kıyafetleri önceden giyiniz. Bir kez ıslandıktan sonra kıyafetler artık koruyucu olmazlar
4-Güvertede çok hareket eden kişiler, sentetik kolay kuruyan içlikler-orta tabaka ve üstte Gore-Tex gibi su geçirmez ama hava alabilen kıyafetler tercih etmelidirler.
5-Dalgalı denizde baş üstünde veya güvertede olacaklar ve çalışacakların mutlaka emniyet kemeri takmaları gerekir.
Kokpitten baş üstüne her zaman rüzgarüstü (yani yüksek) taraftan geçilir.
8-Serpintiden korunmanın başarılı yöntemlerinden birisi de kayak gözlüğü kullanmaktır. Özellikle kenarları silikon-lastikli olanlar çok başarılıdır.
6-Ancak dümenci gibi devamlı rüzgara maruz kalan ama çok hareket etmeyenler ise, orta tabakaya Wind-Shield gibi rüzgar geçirmeyen ürünler kullanmalıdırlar. (Resim-171)
7-Ekipte deniz tutan varsa önceden belirleyiniz ve seyre çıkmadan ilaçları en az yarım saat önce kullanınız.
8-Eğer seyir birkaç saatten uzun sürecekse, sıcak bazı içecekleri (çay, kahve gibi) önceden hazırlayıp termosa koymak ve bekletmek çok yararlıdır. Dalgalı bir denizde mutfağa girip, sallanan bir ocakta çay kaynatmak zevkli bir uğraş değildir!
Seyir Taktikleri
Meteorolojik siteler günümüzde, yakın dönem 3 güne yönelik tahminlerinde büyük isabet kaydetmektedirler. Hem görsel meteorolojinin hem de tahminlerin öncen biliniyor olması ve planlamanın buna göre yapılması büyük önem taşır.
Açıkdenizde, sert esen rüzgarın deniz kaldırması üç faktöre bağlıdır. Bunlardan ilki rüzgarın şiddeti, ikincisi ne zamandır estiği üçüncüsü ise rüzgarüstü denizin büyüklüğüdür.
Örneğin bir lodos fırtınasında Istanbul’un güney sahilleri yani Marmara sahilleri ciddi etkilenirken, Karadeniz kıyıları süt limandır…
Ancak özellikle bizim gibi sularda genellikle sert rüzgarlar ve civarnalar karaya yakın, özellikle de yüksek dağ yamaçlarında oluşur. Açık denize çıktıkça rüzgarın şiddeti azalır.
Açık denizde selamet vardır
Sert rüzgar, bir koyda ya da demir yerinde daha büyük sorunlara yol açıp, açık denizde seyir yapan bir tekneye kıyasla çok daha yıkıcı olabilir. (Ayr Bkz. Demirleme-Kıçtan Kara)
Ancak bizim sularda, evrensel yelkencilik ve denizcilik camiasında büyük kabul gören heave-to veya orsa alabanda eğlenmek gibi manevralara çok sık ihtiyaç duyulmaz. (Resim-172). Özellikle Ege’de adaların ve koyların birbirine çok yakın olması sebebiyle her zaman sığınılacak alternatif bir liman bulunur.
Broş
Yelkenli bir teknenin dümeninin sudan çıkacak kadar yan yatıp kumanda edilemez hale gelmesine broş yemek denir. Kabaca rüzgarüstü ve rüzgaraltı diye iki farklı tipi vardır. Daha sıklıkla karşılaşılan rüzgarüstü broşta, rüzgar şiddetine göre normalden fazla açılmş yelkenler veya bazen balon sebebiyle yan yatar. Genelde yan yatınca rüzgara dönme eğilimi olan yelkenlilerde, dönüş hızlanır ve bir süre sonra geriye dönüşü olmayan bir hale düşülür. Tekne geniş bir daire çizerek rüzgara döner, bazen 40-50 derece bazen de daha da fazla-özellikle balon varsa-yan yatar. (Resim-173)
Rüzgar sağnağını farkederek zamanında yapılan küçük bir dümen müdahelesi ile broşu engellemek mümkündür.
Bir kez broşa düşülürse, yapılması gereken rüzgaraltı ıskotayı boşlamaktır. Üzerinden yük kalkan yelken sayesinde, tekne düzelir.
Balon ıskotalarının uçlarının düğümlenmemesinin sebebi budur.
Rüzgaraltı broş ise daha ender rastlanan ancak hem tekne, hem donanımı hem de üzerindekiler için çok tehlikeli bir durumdur. Genellikle planninge kalkan, geniş apaz-pupa seyreden yarış teknelerinde rastlanır. Sert rüzgar sağnağı ile hızlanan tekne, özellikle dalgada varsa, yokuş aşağıya freni patlamış bir kamyon gibi inerken dümeni tamamen kontrol dışı kalır. Gittikçe hızlanır ve dalgaya saplanır. Bu kadar büyük bir süratle aniden durması sebebiyle inanılmaz bir moment oluşur. Tekne üstünde sabitlenmemiş her şey ve tutunmayan/bağlı olmayan herkes düşer, yuvarlanır veya sürüklenir.
Sakatlıklar ve MOB söz konusu ciddi sonuçları olan bir olaydır.
Küçük deplasmanlı katamaranlar benzer şekilde yüksek süratlerde giderken rüzgaraltı gövdenin dalgaya veya suya saplanması sebebiyle çok hızlı olarak durur ve takla atarlar. Ancak bu yukarda anlatılan broş değildir.
Ağır deplasman bir yelkenli teknenin, bizim ne kadar şiddetli olursa olsun sadece rüzgar etkisiyle yan yatması veya tamamen ters kapak olması pek mümkün değildir. Açıkdenizde ve okyanusta çok aşırı durumlara bağlı olarak devrilme örnekleri yaşanmıştır ancak bu durumların hemen hepsinde, artan rüzgara ek olarak aşırı büyük dalga boyu da olaya eklenmektedir.
Yelkenli bir tekneyi deviren rüzgar değil dalgadır
DEMİR TAKILMASI
Zincirlerin paralel ve eşit uzunlukta serilmediği durumlarda, kalabalık koy veya limanlarda olur.
1-Önce panik olma! Demirin takıldığına göre sapasağlam dibe bağlı duruyorsun demektir ama yine de etraf ile bir çapariz durumu var mı? Bak ve kontrol et.
2-Takıldığın tekneye haber ver. Basit bir nezaket kuralından öte, onun da kendince alacağı önlemler açısından önemi vardır.
4-Altından halat geçir, kendi teknende sabitleyerek askıya al, ırgatını mayna et, kendi demirin inince diğer zincirden kurtulur. Halatı fora et, zincir suya insin.
5-Bir diğer yöntem, kendi kıçını takıldığın teknenin pruvasına bağla. Kendi demirin takıldığın zincirin altından, ona paralel olarak gelir.
6-Eğer zincirler üst üste geldiyse, önce demir atan en son çıkar. Aksi takdirde, herkesin birbirine takılması mümkündür.
7-Ağırlıklı, tercihen zincirden bir halkayı, kendi zincirin üzerinden dibe düşürerek ters yöne çekmeyi dene. Dingiyle rahat olur. (Resim-176)
8-Bazı kurtarma aparatları bu açıdan çok avantaj sağlayabilirler. (Resim-175)
9-Olmadı. Dibe dalınacak mecbur… 4-5 metre gibi derinliklerde nefesle halledilebilir.
10-Kalabalık barınaklarda, marinalarda profesyonel bir dalgıçtan yardım istemek en akıllıca yöntemdir
Kaide itibarıyla içinde tonoz döşenmiş veya sabit düzenekleri olan marina veya barınak/limanlara, demir atılmaz.
Takılan sizseniz. Kıç koltuklarınızı boşlayın, motoru çalıştırın, zincirinize boş verin, bu sayede yukarı alınırken, demirin dipten kurtulmasına engel olunur.
Takılma riski yüksek olan, kayalık taşlık veya tonozlu yerlere demir atılacaksa şamandıra ve kurtarma halatı kullanılmalıdır.
Ancak güneyde ve kalabalık limanlarda şamandıra kullanımı takılma riskine karşı anlamlı bir önlem olmasına karşı, kendi sorunları içinde taşır. Şamandıranızı meraklı gözlerden, onu tonoz zanneden ve üzerine bağlanan münasebetsiz ziyaretçilerden korunmak zor olabilir. (Resim-177)
PERVANEYE HALAT DOLANMASI
Pervaneye halat en sık olarak tornistanda dolanır. Dolanırsa da en çok teknenin kendi halatı dolanır. Düşünülenin aksine balıkçı ağları (şamandıralı olanlar) gece fark etmeden üstünden dahi geçseniz kolay kolay pervaneye dolanmaz.
Teknenin tonoz halatı önemli sorunlardan bir diğeridir. Özellikle kısa olan tonozlar, kıyıya bağlı iken, dipten kalkık vaziyette duruyorlarsa pervaneye dolanmaları işten bile değildir. Bu yüzden tonoz yerine girince motorla fazla ileri-geri yapmamak lazımdır. (Ayr Bkz Tonozlar)
Bunların arasında en tehlikeli olanlar çuval veya büyük naylon torbalar gibi, yüzen ve dibe batmayan malzemelerdir.
1-Pervaneye dolanması muhtemel halat veya cismi fark edince motoru boşa al.
2-Motora yol vermeden tekneden sarkan halat var mı kontrol et!
3-Dinginin yerini, halatının yüzüp yüzmediğini kontrol et. Gerekirse yerini değiştir.
4-Eğer dolanma gerçekleştiyse, önce şaftı elle ters yönde döndürerek halatın da bir ucunu çekerek kurtulmasını denemek uygun olur.
5- Ancak motor sustuysa muhtemelen çok sıkışmıştır. Halatı kesmek gerekebilir.
6-Küçük teknelerde bot ile yanaşıp, kakıca bağlı bir bıçak ile kesmeye çalışılabilir.
7-Bıçağın mümkün olduğu kadar büyük ve keskin olması tercih sebebidir. Testere dişli bıçaklar daha başarılıdır. Birçok teknede sırf bu iş için saklanan başka bir amaç için kullanılmayan özel yapım bıçaklar vardır.
8-Dalışta pervane etrafında çalışmadan önce, motorun stop ettirilmesi ÇOK ÖNEMLİDİR.
9-Kesilen halat tonoz halatıysa, ucu boşta kalmaması amacıyla bir inceyle bağlanmalıdır.
10- Halat kesici, misina kesici gibi ürünler çok anlamlıdır, birçok tekne şaft ile pervane kanatları arasında güçlü bıçaklar taşırlar.
Denize Adam Düşmesi-MOB (Man Over Board)
Man Over Board yani seyir halindeki tekneden birisinin denize düşmesi en tehlikeli olayların başında gelir. Özellikle dalgalı denizde veya gece seyrinde çok ciddi sonuçları olan bir tecrübedir.
MOB’un en kolay ve basit çözümü kimsenin denize DÜŞMEMESİDİR
Dalgalı havalarda, kokpitin dışındaki mürettebat en büyük risk altında olan gruptur.
Böyle durumlarda, emniyet kemeri ve can yeleği kullanımı şarttır. Bu ekipmanda mutlaka bir adet düdük, ışıklı su geçirmez şamandıra feneri olmalıdır. (Resim-166)
Açık denizde seyredenlerde EPIRB kullanımı uygundur.
Kokpit en güvenli yerlerden birisidir. Yelken seyrinde kokpitten çıkıp baş üstüne gidecek olan birisi kaide itibarıyla mutlaka rüzgarüstü tarafı tercih etmelidir.
Yalnız seyahat edenler özellikle büyük risk altındadırlar.
MOB durumunda neler yapılır-yapılmaz?
1-Birisinin denize düştüğünü gören mürettebat, teknede herkesin duyabileceği gibi bağırarak uyarır
2-Eğer dümenci değilse, yaptığı işe bırakarak, bakışını düşen kişiden ayırmadan, kazazedeyi gözden kaybetmez
3-Eğer kazazede yakındaysa ve baygın değilse at nalı şamandıra atılır. Şamandıraların, simitlerin ve can yeleklerinin sarı, turuncu veya kırmızı renkli yapılıyor olmasının sebebi denizde kolay fark edilebilmeleri içindir (Resim-168)
4-Gece seyriyse ışıklı şamandıra mutlaka atılır
5-Kendi mekanizması ve salvosu olan sistemler daha pratiktir.
6-Dalgalı denizde uzun gönderi olan şamandıralar çok yararlıdır.
7-En kısa sürede teknenin yavaşlaması ve kazazedeye doğru dönmesi için gerekli manevralar yapılır.
8-Çalışmıyorsa motor çalıştırılır
9-Varsa yelken indirilir
10-Manevra ile kazazedenin üstüne dönülür. Williamson veya benzer uygulamalarla kazazededen en az şekilde uzaklaşarak, ama teknenin altına da girmemesini sağlayarak manevra edilir.
11-Baygın veya yorgun kazazedeyi, güverteye almak için anayelken ıskotası donanımı ve bumbadan yararlanılabilir.
YANGIN
Teknede yangın en korkulan tehlikeli durumlardan birisidir.
Yangın oluşabilmesi için 1-Yanıcı madde
2-Isı
ve 3-Oksijen gereklidir.
ve 3-Oksijen gereklidir.
Bunlardan bir veya birkaçı eksikse yangın oluşmaz. Keza söndürme prensibi de bu 3 unsurdan bir veya birkaçını ortamdan uzaklaştırma mantığı üzerine kuruludur.
Teknede her kamarada bir adet 2 kg, her kuzinede bir adet 2 kg, her motor ve dairesi için 6 kg yangın tüpü bulundurulmalıdır.
Teknede genellikle köpük veya sulu tipte (sarı veya kırmızı etiketli) ve CO2 (siyah etiketli) taşınabilir yangın söndürücüler kullanılır. Bunun yanında bir kova ile deniz suyu ile soğutma ve söndürme işlemi yapılabilir. Elektrik yangınlarında şalteri kapatmak, gaz yangınlarında vanayı kesmek ve motor dairesi yangınlarında motorsuyu giriş vanasını kapatmak önemlidir.
Buna göre
1-Kuru tozlu yangın söndürücü (MAVİ) her tür yangın için
2-Köpüklü yangın söndürücü (SARI) katı ve sıvı yangınlar için
3-Sulu yangın söndürücü (KIRMIZI) katı yangınlar için
4-Halokarbon-CO2 yangın söndürücü (SİYAH) elektrik ve elektronik yangınlar için uygundur.
Kuzine yangınlarında yangın battaniyesi ile müdahale etmek gerekir. Yangın battaniyesinin yeri yangın yerinden uzak olmalı, kullanırken elleri içeride tutmak önemlidir.
GAZ KAÇAĞI
Teknede ocak ve fırın için kullanılan tüpgaz ve LPG gazları yanıcı ve parlayıcı olduklarından çok tehlikelidirler. Tekne içerisinde ocak fırın ve tüp varsa bunların uygun malzemeden seçilmiş, uygun yerleştirilmiş ve alarmlar ile uygun şekilde kontrol ediliyor olmaları hayatidir.
Gaz kaçağı alarmı durumunda, tüpün vanasını ve tekne içindeki tüm elektrikleri kapatınız. Ateşle yaklaşmayınız. Tekne içerisini havalandırınız. LPG gazı havadan hafif olduğu için yere çökme eğilimi vardır. Sintine pompasını çalıştırın veya yeri süpürün!
Teknede gazdan başka CO2 ve duman alarmı da bulunabilir. Özellikle Webasto düzeneği olan teknelerde CO önemli bir tehlikedir.
Alarmların bir arada olmaması, devreye girmesi durumunda çabuk ayırt ediliyor olması hayatidir.
DÜMEN ARIZALARI
Dümenin kullanılamamasının en sık sebebi dümen palası ile gövde arasına sıkışan halattır. Özellikle tornistanda giderken, kıça bağlı dinginin halatı bu aralığa girerek dümenin kilitlenmesine neden olur.
Dümen alabanda basılarak halat çıkartılmaya çalışılır.
Diğer bir sebep dümen dolap olan düzeneklerde, telin kopması ya da sıkışmasıdır. Yedek yeke çıkartılarak dümen tutulabilir. (Resim-186)
Ancak özellikle ağır deplasmanlı teknelerde bu oldukça yorucu ve zor bir iştir. Hidrolik sistemlerde olduğu gibi, daha büyük boy teknelerde eğer sorun daha aşağıda değilse, dümen tutmak otopilotla mümkün olabilir.
Ancak sorunun daha aşağı bir düzenekte olması ya da pala hasarlarında otopilot da bir işe yaramayacaktır. (Resim-185)
Her iki taraftan sarkıtılan birer fırtına demiri oldukça anlamlı işe yarayabilir. Sağlam saplı dibi kesilmiş birer kova ya da birer bidon da bu görevi görebilir. Balon gönderine kapı ya da farş monte ederek bazı geçici çözümler üretmek mümkün olabilir ancak özellikle ağır deniz şartları söz konusuysa bunların etkin çalışması oldukça zordur. (Resim-187)
Özellikle salma omurga teknelerde, eğer yelken donanımı da buna uygunsa yelken ayarlarıyla rotada seyretmek mümkün olabilir. (Resim-188)
YEDEKLEME ve KURTARMA
Denizde zor durumda kalan, manevra yeteneğini kaybetmiş veya sürüklenen teknelere yardım etmek sadece bir gelenek değil, bir zorunluluktur.
Dolayısıyla çekme, kurtarma ve yedekleme denize çıkan her tekne kaptanının aşina olması gereken prosedürlerin başında gelir.
Kendi imkanları ile kurtulamayan, güvenli seyir edemeyen tekne veya gemilerin bir başka gemi ile kurtarılması söz konusu olabilir.
Normal şartlarda, çoğunlukla hayati tehlike söz konusu olduğu için Sahil Güvenlik’in de dahil olduğu bu işlemler sadece kazazede kurtarılması, kazazede ve teknenin kurtarılması olarak ayrılabilir.
SG tekne kurtarmaz, kazazedeyi alır. Ancak yakın coğrafyada hemen ulaşabilecek bir başka üniteyi (Kıyı Emniyeti, DAKSAR) veya tüzel kişiyi (balıkçı motoru vb) yönlendirir.
Liman ve marina içi servis veren üniteler genelde, bahsi geçen tekne liman içine girmeden hizmet vermezler.
Kurtarma işlemleri başlamadan önce özel girişim dahilindeki tüm kurtarıcı tekne sahibi ile konuşup anlaşmak hatta bunu bir metin haline getirip/başkaları duyacak şekilde telsizden yapmak sonradan ortaya çıkacak anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.
Uzun süre açık denizde yapılacak çekme işlemleri, çeken ile çekilen tekne arasında kuvvetli bir halat yoluyla yapılır. Dalgalı denizde en az 2 dalga boyu uzunlukta olması gereken bu halat üzerine esneticiler konulması yüklenmelerin bağlantı unsurlarına zarar vermemesi açısından uygundur.
Halat ortasına asılacak bir ağırlıkta bu amaca hizmet edebilir.
Genellikle çekme ücretleri mesafeye, çekilen teknenin değerine, taşıdığı yük veya insan sayısına, şartların zorluğuna göre değişkenlik gösterir.
Çekilen tekne tarafında yapılacak halat bağlantısında şunlara dikkat edilir.
1-Sapan şeklinde her iki tarafa alınan çeki halatı, önde her iki koç boynuzuna sabitlenir.
2-Eğer bu bağlantılar yeteri kadar güçlü olmadığı düşünülürse, gerekirse halat uzatılıp, arka bölümde cenova vinçlerine kadar uzatılabilir.
3-Halatın güverte ve etrafında sürtünmemesi için önlem alınması uygundur.
4- Direk güvertede bitmeyip, ıskaça (salmaya) kadar uzamıyorsa, bu halatın direk ile iştiraklendirilmesi sakıncalıdır.
5-Çekilen tekne dümencisi, dümen ile öndeki tekneye yardımcı olur.
6-Çekme hızı genelde 2-3 knot civarındadır.
7-Çekme işlemine girişmeden önce arızanın ne olduğunu öğrenmek ve tamir yoluna gitmek birçok kez daha anlamlıdır.
Liman içi yedekleme ve çekme işlemlerinde, ya da mesafenin kısa olup ağır deniz şartlarının olmadığı durumlarda yedeklemenin bordalayarak yapılması düşünülebilir. Öne ve arkaya alınan springler ile manevra kolaylaşır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











































