Kos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2010 Cuma

Kos-Vathi (Kalymnos)



Ertesi gün batılı-kuzeybatılı sert eseceği ihbarı var, erken avara olacağız. Ama asıl sebep liman görevlisine yakalanmamak. Aslında gayri kanuni bir iş yok, hepimizin vizesi pasaportu falan var da durup-dururken 5 günlük seyahat için transitlog parası 50-70 Euro vermek istemiyorum...
Limandan kolayca çıktık, korktuğum gibi bir demir takılması olayı falan yaşanmadı.
Mendireğin hemen kuzeyindeki plajı geçerek, Türkçe adı Kum Burnu olan (Ak. Amnoglossa) burnu ve açığındaki sığlıkları kazasız belasız geçerek Pserimos'a dümen tuttuk.
Güneşin yükselmesiyle beraber rüzgar sertleşmeye başladı. Yolumuz çok uzun değil, daha önemlisi Ömer Deniz uyuyor! Motora kuvvet geldiğimiz Pserimos ana limanı mendireğinde her zamanki gibi yer yok. Alargaya demirlemek için hazırlık yaptık ancak içerisi uçuyor... Henüz daha erken. Biraz daha yol yapalım diye karar verip, limandan çıktık.
Tam karşıdaki Plati adasının güney ucunda, günübirlik teknelerinin tercih etiiği bir koy var. Saat daha 9 bile olmadı, baktım uzaktan demirde hiçbir tekne yok, oraya yol verdim. Zaten yakın bir yer...
Nitekim tek bir gulet vardı, biz geldiğimizde. Yanına alargaya demirledik... Harika bir suya kendimizi attık. Çok güzel balıklar eşlik etti. Şnorkelle yapılan seferin ganimeti hemen beliriverdi! Dolce Gabana marka sahte pırlantalı bir kol saati...
Sabah kahvaltısını yapıp, Ömer Deniz'i de suya soktuktan hemen sonra etrafımızda beliren günübirlik tekneleri ile sarıldık. Daha da önemlisi bir tanesi, tüm uyarılarıma rağmen demirini bizimkinin üstüne attı.
Nalan dalıp durumu inceledi ve zincirin bizim demirin çok az üzerinde olduğunu söyledi. Zinciri kaldırmadan, kalomasının boşunu aldıktan sonra, demiri kumun içinde makineye tornistan vererek sürükleyebileceğimizi düşünerek işe giriştik... Nitekim becerdik. Giderken günübirlikçi kaptan, zaten 20 dk sonra çıkacağını söyledi. Be adam şunu baştan söylesene!
Plati ile Pserimos arasındaki kanaldan, sert rüzgarı kafadan alarak yükseldik. Geçen sene burada bir lambuka kaçırmıştım ama yine de oltayı atmadım...
Kanaldan çıkınca batıya rota tuttuk. Kalimnos'un yüksek dağlarının kuytusuna girene kadar kabaran denizlerden nasibinmizi aldık... Bu tekneye bir sprayhood şart!
Rota Vathi! Vathi Yunanca vadi demek. Birçok adada adı Vathi olan koy var. Biz Kalimnos'takini doğrusu çok seviyoruz. Demirleme ile ilgili sorunları olmasına, yer bulmakta bazen sıkıntı yaşanmasına, fazla öte-beri temin edilememesine rağmen küçüklüğünü, sıcaklığını ve duygusunu seviyoruz...
Daha önce de defalarca geldik ve her seferinde iyi duygularla ayrıldık.
İçeri girerken, sancaktaki küçük koylarda hiç vakit harcamadık. Koydan çıkan 3-4 tekne vardı, mendirekte yer bulabileceğimiz ümidiyle içeri gaz verdim. Manevra eden bir tekneye, benden önce yanaşması için yol verdim, kibarlığıma selamla karşılık verdi...
Vathi rüzgarı yandan alan uzunca bir rıhtımı olan bir yer. Ortası 15 metre kadar derinliği olan bir vadinin en ucu, denize açılan bir dere. Dibi iyi demir tutuyor ancak yandan gelen rüzgarda manevra etmek ve sağdaki-soldaki teknelerin zincirlerine takılmadan girmek alengirli bir iş. Bunun yerine rıhtımın kısa kenarına kıçtan kara olmak hem daha kolay hem de tüm yük rüzgarüstü koltuk halatlarında olacağı için çok güvenli. Ancak gel gör ki burası günübirlik tekneler için ayrılmış bir yer. Dolayısıyla akşaüstü falan uygun ama gün içinde gelindiğinde yer bulmak pek olası değil, hele bizim gibi sabahtan gelince daha da zor! Ancak pontonun bu en istediğimiz yerinde bir yatın bağlı olduğunu görünce oraya kıçtankara olduk... Yanımızdaki teknedekiler, kokpitten kalkıp yardım bile etmedikleri gibi garip-garip baktılar! Anlam veremedim...
Neyse onların yardımına ihtiyacımız yok. Kendi kendimize yanaştık ki iskelede beliren iki tip burasının teknelere ayrıldığını söyledi. Adamı tersledim, savuşturuudum ama bir yandan da söyledikleri doğru... Nalan ile birbirimize baktık ve "haklı olmak değil mutlu olmak" felsefesini uygulama mantığıyla, tekrar çıkıp pontonun uzun kenarına kıçtan kara olduk. Yandan gelen rüzgarla zor bir manevraydı ama uğraş-didin girdik bir şekilde.
Bizi biraz önce uyaran yerli halktan adamcağız, biraz da mahçup tavırlarla gelip "hoşgeldiniz" dedi. Onu selamladık, bizi anladı... Dost olduk.
Vathi'nin suyu hep olduğu gibi çok güzeldi. Herkes suya... Sonrasında, hemen iskeleye hakim köşedeki tavernaya yayıldık. Yanımızdaki teknedekilerle tanıştık, Norveç'ten gelen bir ekipmiş. Başlarındaki tecrübeli, diğerleri tekneciliğe aşina olmayan bir gruptan oluşuyor. Bayağı bir dolaşmışlar bu civarda, gidecekleri yerlerle ilgili fikir alışverişinde bulunduk.
Akşaüstüne doğru, bizim zincirin üstüne seren 3-4 tekne daha geldi... Lotus Vathi'de gayrımenkul oldu! Artık burada ne kadar kalacağımızı, diğerleri belirleyecek.
Ama keyfimiz yerinde. Süngercilerden alışveriş, tavernada güzel bir akşam yemeği, ufak-tefek eksikleri tamamlama, azıcık tamirat ve biraz balık tutma derken akşamı ettik. Yattık uyuduk!

22 Temmuz 2010 Perşembe

Bodrum-Kos



Sabah kalktık. Bugün sıcak olacağa benziyor.
İlk iş Levent Kaptan'la bot işini konuşmak olacak. Sağolsun, Alpar'ı arabayla yollayarak botun bize salimen ulaşmasını sağladı. Ancak bu yüzden çıkmamız akşamı buldu, malum yelkencinin kol saati yoktur!
Bu arada teknede yapılacak ufak tefek işler var, onları hallettim. Birgün önceden bağladığım redresör tüm gece zıpkın gibi çalışmış. Problem yok.
Teknenin içinde yine su var. Bir türlü nereden geldiğini bulamadık henüz! Sanıyorum tanklardan geliyor ancak 3 tane 250 tankı Mösyö Jano, sintinenin içine tıktığı için, neresinden kaçırdığını anlamak oldukça zor!
Hazır marinada olduğumuzu hesaplayarak, sintine suyunu 5 lt lik petlere doldurup marina atık su sistemine taşıdım. Pet şişe azlığı yüzünden 2-3 sefer yapmam gerekti.
Marina West Marin'den, rüzgar manikası, birkaç ufak tefek malzeme alışverişini tamamladık. Bu arada Nuray ve Shane tekne alışverişi yapıyorlar.
Ömer Deniz ve Nalan teknede...
Sonra bir ara havalanmak için havuza gittik. Burası yeni bir tesis herhalde. marinanın güzel bir yerinde, hemen fenere yakın, Kale'yi karşıdan gören manzaralı bir tesis var ama işletmesi bir garip. Neyse fazla vakit harcamadık oralarda zaten, tekneye geri döndük.
Mazot alıp, marinadan avara olduk.
İlk müsait yerde demirleyip, tüm günün ısınmışlığını Ege'nin lacivert sılarında yıkadıktan sonra, rota Kos!
Batıdan gelen taze meltemle yelkenler doldu, Kos'a neredeyse uçarak 1 saatte vardık. Her zamanki gibi Kos Marina kaput! Analimana girdik korka korka...
Gidenler bilir, sezon ortasında limanda yer bulmak bir meseledir. Fakat biz şanslıyız galiba. İçerisi çok kalabalık değil. Liman C şeklinde. Bir ponton gezi yatlarına ayrılmış, aynı Bodrum Belediye Limanı gibi, bir tanesinde küçük balıkçılar bağlı. Diğeri ise, şehir tarafından uzak, kaleye sırtını vermiş bir ponton. Bence harika. Kale duvarına yaslanmış, yüzyıllık manolya ağacının yaprakları altında bir yer bulduk, nitekim sahildeki görevli de orayı işaret ediyor. Uzun zincir döşeyip, kıçtankara olduk.
Yanımızda kaptanlı olarak charter yapan bir rus aile var, diğer tarafımızda ise devasa bir motoryat mendirek görevi görüyor, Allahtan!
Etrafı topladık, şu bu derken görevli tekrar geldi, "kağıtlar" falan bişeyer geveledi. Tesadüf tam o anda telefondaydım, kafamı salladım onaylarcasına... Adamcağız gider gitmez de tüm ekip olarak toparlanıp kendimizi şehre attık.
Haldun'dan biraz yukarda güzel bir Türk mahallesi ve "Arap Kadri" adında hoş bir lokantası olduğu haberini almıştık. Bir taksicinin yardımıyla kolaylıkla bulduk, yemek tekrar dönüş, şehirde biraz turlama sonucunda saat zaten gece 11.00'i buldu.
Kokpitte biraz yayıldıktan sonra, yattık uyuduk.

17 Ağustos 2008 Pazar

BODRUM-KOS-PSERİMOS-KALİMNOS-LEROS-YAHŞİ/2008-IX

KOS – YAHŞİ
Nalan’ın ailesi Yahşi de yazlık ev tutmuş, tekneyi oraya bırakma planı var. Biraz dolandıktan sonra, Aspat, Bağla falan derken bulduk Nalanları. Bir tonoza bağlanıp botla Eda’yı karaya bıraktım, taksi geldi ve Eda uçağa rahat yetişti, Sapanca’ya gidecek o gün ve ertesi gün iş hayatına geri dönüş…
Demir için çok uygun bir yer, deniz harika, Yeşilyurtlular sitesi diye bir yerde kalıyorlar, oldukça yeşil.
Tekneyi tonozdan alıp uygun bir yere demirledik. Zemin kum çok iyi tutuyor, derinlik 4-5 m.
Hep beraber karaya çıktık, Nalanlarla muhabbet, deniz sefası kahvaltı mahvaltı derken öğleden sonra oluverdi, benim uçak 20.30 da, Nur 9 da veya 10 da otobüsle gidiyor, Esra ise şanslı, bir hafta daha Bodrum’da, abisi Engin de kalıyor. Engin de kız arkadaşı Pınar’la geldi, ekip bayağı büyüdü.
Tekneyi temizleme planım var, Esra, Nur, ben tekneye döndük. Eşyalarımızı topladık, teknenin yerini değiştirip 1 hafta kalabilecek kimseye engel olmayacak bir yere demir attım. Tekneyi bayağı bir pırıl pırıl yaptık, karaya çıktık ve Bodrum Havaş’a doğru, Nalanlarla vedalaştıktan sonra gazladık.

16 Ağustos 2008 Cumartesi

BODRUM-KOS-PSERİMOS-KALİMNOS-LEROS-YAHŞİ/2008-VIII

EMPOREİOS – KOS
Yol uzun, bastık yelkenleri, rüzgar da şansımıza çok az bu sefer, 5-6 saatte çoğu motor seyriyle Kos marinaya ulaştık. Her cumartesi olduğu gibi hesapta yer yok. Marina önünde demirledik, bir süre sonra Stavros geldi, bizi içeriye aldırdı.
Sıcak banyolar, temizlik, Yannis’e evrakları teslim ettik, resmi çıkışımızı yapacak, tel nosu, kartı bizim evrak çantasında. Akşam 7 gibi evrakları teslim edene kadar, gittik dandik bir sahilde denize girdik, ben uyuya kalmışım, galiba Eda’yla Esra da. Acayip süper bir dondurmacı var orda, hemen dondurma aldım, Marinaya döndük. Yannis bir süre sonra evrakları getirdi. Nur’la marinadaki kafede lafladık, sonra Eda ve Esra geldi.
8 gibi toparlanıp Town’a gittik, yine Argentinum, yemek, fotoğraflar derken, bir baktık dolunayda bir tuhaflık var… tutuluyor. Off bilmeyince insan nooluyo lan diye ürküyor bayağı. Eski zamanları düşünüyorum da kesin adamın ödü bokuna karışıyordur. Ay neredeyse komple tutuldu o dolunay akşamı, vay be amma olay ha…
Son gecemiz sakin geçti ve tekneye dönüp uyuduk, ertesi sabah erken kalkıp Eda’yı 13.30 uçağına yetiştireceğiz.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

BODRUM-KOS-PSERİMOS-KALİMNOS-LEROS-YAHŞİ/2008-IV

KOS-PSERIMOS
Sabah görev saati olmamasına rağmen Stavros ordaydı, muhabbet falan, telefonunu aldık
Sonradan arayıp, dini bayramlarını falan kutlamaya karar verdik. Marina’da bir tane balıkçı teknesi var, ben de nasıl oluyor da bu burada duruyor diye merak ediyordum, meğer Stavros’unmuş, kışları iş güç olmadığından balığa çıkıyormuş.
Marina’dan ayrıldık, istikamet Pserimos, güzel bir yelken seyriyle, 1.5 saatte vardık. Doğusundaki geniş koya demirledik, güzel korunaklı, deniz ve sahil zaten harika, az tekne var, akşam üstü onlar da gitti. Bir biz bir de bir tekne daha kaldı.
Yukarı çıkan bir patika görüyorum, tahminim ana limana gidiyor olabilir, akşam koyda kalıp patikayı denemeye karar verdik, hesabım 1.5 mil civarı bir yol, 30-40 dak. yürüyüş hesap ediyorum.
Akşam giyindik kuşandık, saldık kendimizi patikaya keçilerin ve çıngırak ve rüzgar seslerinin arasına. O kadar güzel bir yürüyüş ki, fotoğraf çekimlerinden 1 saate yakın sürdü limana varış. Çorak minnacık ada, minik vadileri, tepeleri, ovalarıyla ve ıssızlığıyla hepimizi resmen büyüledi. Limana doğru inerken limon bahçeleri ve sonra da güzelim, sakin Pserimos limanı herkesi adaya aşık ediverdi. Kekik kokuları, keçi melemeleri, büyük sükunet, yalnız arı kovanları, keçilerin arada sırada sessizce çalan çıngırakları hepimizin şehirde unuttuğu ama çok sevdiği şeyler.
Limana iyi ki tekneyle gelmemişiz diye düşündüm, oldukça çalkantılı. Bizim orası ise dümdüz ve sakin.
Tavernacı beni hatırlar gibi oldu ama bence yanlış hatırlıyor, neyse az ama güzel bir yemek yedik. Dönüş karanlıkta, daha doğrusu yarım ay ışığında tam 30 dk sürdü. Gece rüzgar sürekli uğuldadı ama deniz hep sakindi.

10 Ağustos 2008 Pazar

BODRUM-KOS-PSERİMOS-KALİMNOS-LEROS-YAHŞİ/2008-III

KOS-Kefalos (arabayla)
Akşam Stavros bir şekilde tehditle karışık bizi 2 gece kalmaya ikna etti. Dolayısıyla ertesi günü de Kos’da geçireceğimizden araba kiralayıp etrafı dolaşmaya karar verdik. Pazar günü Ağustosun ortasında araba bulmak hikaye, neyse zorla zorla ve biraz şansla güzel de bir araba bulduk, öğlen gibi yola koyulduk. Hedef adanın en batısı Kefalos, sonra akşam etrafı dolaşarak dönüş ve Türk köyü olan Platani de Arap Kadri’nin orda yemek.
Kefalos cok güzel, deniz harika, kumsalda saatlerce yattık, sahildeki tavernada bir şeyler yedik, fotoğraflar çekildi, çok da sakin ama her yer.
Tekneler için de güzel bir demir yeri, korunaklı, liman yok sayılır, ufak bir balıkçı barınağı, bizim tekneyle pek mümkün değil girmek.
Dönüşte çeşitli yerleri dolaşmak ki hiç birisi çok enteresan değildi. Mastikhari’deki limanı görmeyi istedim, oraya gittik, bizim için durulabilir bir yer, köy çok enteresan olmamakla birlikte idare eder.
Platani bir Türk köyü, bir çok türk lokantası var, oldukça meşhur. Arap Kadrinin orası ful dolu, biraz bekleyip oturduktan sonra, bayağı bir süre yemek alamadık. Nihayet yemekler geldiğinde hakikaten beklediğimize değdiğine karar verdik.
Akşam marina, yatış.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

BODRUM-KOS-PSERİMOS-KALİMNOS-LEROS-YAHŞİ/2008-II

BODRUM –KOS
Yelkenin arabaları tamir olmuş, Cevdet Ustayı arayıp teşekkür ettim, 50 YTL. Ufak bir yırtık vardı, onu da tamir etmiş. (Cevdet Usta 0/533/359 64 45). Botu da bir başka usta tamir etti, 3-4 yama, 200 YTL!!! Bot zaten 1000-1200 YTL, çok pahalı geldi ama yapacak bir şey yok.
Çıkmamız öğleden sonrayı buldu, Esra, Nur, Eda alışveriş yaptılar, ben yelkeni taktım, suyu doldurdum, yataklarını yaptım, vs.
Kızlar gelince yerleştik, çıktık, bitince Bodrum yakınlarında bir demirleyip yüzdük, ekibe usturmaça takma, demir atma, tuvalet kullanımı gibi şeyleri kısaca anlattım.
Biz yüzerken bir baktım mutfakta acayip bir çalışma baş göstermiş, muhtemelen bizim teknede ilk defa kısır yapılıyor. Meğerse Nur değme aşçılara taş çıkartacak birisiymiş ki yolculuk boyunca bu durum kendini iyice teyid etti.
Ekibe gelince şöyle oluşmuştu: Esra Ege İdil’in samimi arkadaşı, Nur Esra’nın kuzeni, bir akşam yemek yerken İstanbul’da, gelmeye karar verdiler, onlar da aslında mavi yolculuğa falan gidelim diye planlar yapıp gerçekleştirememişler.
Eda ise Mehmet Okutan’ın arkadaşı, bu sene ne zamandır ilk defa deniz tatili istiyormuş, normalde dağ istiyor, dolayısıyla bu olay ona uymuş. Ben kimseye söz vermemiştim artı tecrübesiz 3 kişiyle çıkma fikri enteresan geldi.
Eda ve Esra’yı sağlam deniz tutuyor, rotayı ona göre seçtim, uzun deniz geçişleri olmayacak. Plan Kos, Pserimos, Kalimnos, Leros, Ağırlığı çok az bildiğim Kalimnos’a vermeyi düşünüyorum.
Akşam üstü kısırlarımız ve bir büyük Yeşil Efe’mizle Kos marinaya vardık. Her Cumartesi akşam olduğu gibi marina dolu, yer yok. Marinanın önünde demirledik. Bir süre sonra adamımız Stavros botuyla çıka geldi, Esra Ege sagapo falan deyince millet dışarıda beklerken içeri aldı bizi ve akşam ille yemeğe davet etti.
Giriş işlemlerini Yannis’e yaptırmak üzere evrakları verdik. Ayıp olmasın diye Stavros’un yemek davetini kırmayalım, bir yarım saat takılıp Kos Town’a gidelim diye düşünüyorum. Yeşil Efe Stavros’a…
Yemek olayı marinanın giriş kapısında, bir gittik, Stavros neler neler almış, inanılmaz, suflakiler, salatalar, patates kızartmaları, ekmekler, uzolar, recina şarapları. Süper ağırlama. Welcome to Kos, welcome to Greek Islands.
Neyse ki bizim de elimiz boş değil, rakı ve kısırlarımız var. Yarım saat oldu, 2.5 saat... Tam Stavros Esra’ya evlenme teklif edecekken, akşam tekrar belki buluşmak üzere sözleşip Town’a gittik.
Evvelki hafta tanışıp çok sevdiğimiz takı dükkanı sahibini, adını şu anda hatırlayamıyorum, ilk iş ziyaret ettik. Büyükbabası Beyoğlulu, distellerysi varmış. Yine çok tatlı karşıladı bizi, İdil’in adını hatırlıyor. Bayağı muhabbet ettik, çok çok tatlı bir insan. Dükkan adı Argentinum.
Kızlar yoldaki yelken seyri, Kos town, ve insanlara bayıldılar. Sonra tekneye döndük, herkes yerine yerlesti, Esra başaltı, Nur arka kamara, Eda dışarıda, ben tüpte…

3 Ağustos 2008 Pazar

YALIKAVAK-YUNAN ADALARI-BODRUM/2008-X

KOS – BODRUM
Rüzgar marinanın içinde sert sayılır, öğleden önce çıktık, giriş, çıkış işlemlerini Yannis yaptı. Tel nosu tekne evraklarının olduğu çantada. Rahat ve güzel bir seyirle Bodrum’a vardık, sağda solda alargada mı, marinada mı oturalım derken marinaya gelmeye karar verdik, yelkeni tamir ettireceğim, botu da. Milta marina sorunsuz ve gayet kibar bir şekilde bizi aldı, servis ve hizmetler çok başarılı. Milta’yı çok beğeniyoruz. Akşam zar zor uçağı yetişip İstanbul’a kös kös döndük ama artık bir an önce tekne hayatına geçme planlarıyla birlikte…

2 Ağustos 2008 Cumartesi

YALIKAVAK-YUNAN ADALARI-BODRUM/2008-IX

KARDAMENA – KOS
Sabaha gelmeden önce bir de Kardemana gecelerinden bahsedelim, 300-400 m. uzunluğunda sahilde bir ana caddesi var, baştan aşağı sırf bar, arka sokağı aynı şekilde, onun arkası da. Yani inanılmaz sayıda bar bir arada, sadece İngilizler var, yunanlıların bile ne olduğunu bilmediği çeşitli İngiliz yemekleri var menülerde. Gece olunca İngilizlerin hepsi feci sarhoş oluyor. Bu arada İngiliz vatandaşlarının %70 civarı kız. Sap bir erkek arkadaşımız için Kardamena bir cennet olabilir. Kızların hepsi mini ötesi mini ve dekolte ötesi dekolte durumundalar, yaş meşrunun hafif üstü.
Neyse sabah az bir alışverişten sonra teknede kahvaltı, denize de girdikten sonra çıkışımız öğleni geçmişti, yine en rüzgarlı zamana kaldık haliyle. Rüzgar çok kuvvetli, 2. dereceden camadan ve çok az cenova bile dümen tutmuyor, cenovayı tamamen kapadık mecburen, bu şekilde apazda gösterge 7.5-7.8 gidiyoruz gösteriyor, rüzgardan kafa beyin kalmadı, ben üşüyüp kışlık paltomuzu giydim. Kos marinaya girip sıcak bir duş alma hayaliyle tutuşuyoruz. Yolda thermal sahilleri gördük, bayağı bir insanlar vardı.
Kos marinaya vardık, alargada 4-5 tekne bekliyor, ayvayı yedik mi derken telsizle aradım marinayı, negative Lotus negative dediler, peki marinanın önüne demirleyeceğiz dedik, 4-5 saat beklerseniz, sonra da biraz zor dediler. Hay allah o kadar da yol geldik, sert hava, dışarısı da dalgalı, hadi bakalım. Neyse napalım demir için ilerledik, İdil dümene geçti, fundaya hazır, tam o sırada marinanın botu üstümüze geldi son sürat, botta bir hafta evvelden hafiften tanıdığımız Stavros… Diyor ki telsizden ben size nasıl yer var diyeyim, herkes alargada bizi dinliyor, takip edin beni hemen. Oleeeey diye aynen peşinden gazladık. Yanaştıktan ve Stavros’a bir sürü teşekkürler ettikten sonra, banyo manyo, Kos gecelerine aktık.

29 Temmuz 2008 Salı

YALIKAVAK-YUNAN ADALARI-BODRUM/2008-V

KOS-NİSİROS (Pali)
Sabah kahvaltı ve evrakları aldıktan sonra, çıkışımızı ihbar edip Nisiros’a doğru seyrimize başladık. Yan komşumuz Nisiros’un limanının yenilendiğini ve çok güzel olduğunu söylemişti, girişi de kuzey yerine doğudanmış artık. Rod Heikell’e kaydettim değişikliği.
Hava iyi sertledi, camadan vurmak şart, tekne hiç söz dinlemiyor, Ak Fokas’ın açıklarında hava patladı, 1. camadanı vururken gördüm ki 2-3 araba kırılmış, sanıyorum yelken şiddetli çırpınırken kırılmış olmalılar. 2. dereceden camadan vurulabilir. Bu arada hava da 2. camadanlık şaka maka.
Ben uğraşırken İdil baktı, iki tekne daha uğraşıyor, camadan mamadan ve vazgeçip geri döndüler, marina istikametine. Sabahki haberler, İstanbul yağışlı, o zaman hava kötü olur buralarda, Murat diyor ki 8 hava olacak, ben marinada baktım 4-5 veriyor bizim buralara ama hava 5’den fazla.
Arabaların kırık olması kötü, tüm geziyi 2. camadanlı geçirmek zorundayız ama Bodrum’a dönüşte yaptırırız diye düşündüm, çok çalkalanıyoruz, rüzgar ıslıklar çalıyor, tekneler geri dönüyor, 4-5 arabamız kırık, motor belli devirlerde vuruntulu.
2.camadanla bu havada süper rahat gideriz diye düşündüm, vurduk 2.camadanı, çok az cenova hız 7.5-8 gösteriyor, süper güzel tutturduk Nisiros’a rotayı. Güzel bir seyirden sonra limana girdik (Pali), sağlam esiyor tekne yerinde durmuyor. Bir senelik unutmuşluk yine devrede, yine bot kaçtı, neyse biraz zahmetli manevralarla kıçtan kara yaptık nihayet. Botumuzu da sonradan bayağı muhabbet edeceğimiz Dimitris, sağolsun, baktık küreklere asılmış getiriyor. Dimitris profesyonel dalgıç, İsveç de iş çıkınca gidip dalıyor, onun dışında Nisiros’da evleri boyuyor veya yoluna ne çıkarsa o işleri yapıyor, kendi deyimiyle.
Onun yemek yediği yerde yedik sonra biz de. Hemen bize bir kiralık motor ayarladı, 10 Euro günlüğü. Nerelere gideceğimizi anlattı. Emborios’da oturuyormus kendisi kocaman Enoru tarzı bir motoru var, giyimiyle tipiyle bir Nisiros kovboyu, karakter bir insan, iyi birisi, anlattıkları bazen hafif uçuk ama ikimiz de sevdik Dimitris’i.
Nisiros ne zamadır, ilgimizi çeken bir ada, uygun ama aktif bir volkan, üstünde hiç sivrisinek yaşamıyor. Krater ve patlama bölgeleri hala duruyor, görülmesi gerek. Adanın bize verdiği ilk izlenim müthiş hoş. İnsanları, atmosferi, çok çok güzel, pek memnunuz.

22 Ağustos 2005 Pazartesi

BODRUM-MİKONOS-ALAÇATI/2005-II

KOS – KALİMNOS
Port Police ile işlemleri yaptık 16 Euro tuttu… 12.00 gibi Marina’dan ayrıldık. Mazotu ve yedek depolari doldurduk (20 Euro). Rüzgar 5, Poyraz, dalga 1.5m. Saat 15:00 e doğru Pserimos’ta çok güzel ve poyraza korunaklı kimsenin olmadığı bir koyda 4 m’de demirledik. Sonradan bir Yunan yelkenlisi geldi, yakınımıza demirledi, demir taradı üstümüze çıktı. Sonra uzaklaştılar. Botla karaya çıkıp keyif yaptık. Süperdi. Sefa pezevenkliği yapıp 4 saat kadar orada kaldık. 19:30 gibi yola çıktık ve güzel bir gece motor seyriyle 21:30 gibi Kalimnos Vlikadia’da 6 m 'e demirledik. Yolda kıç feneri yanmadı. Tamire çalışacağız. Vlikhadia taverna ve evlerin olduğu küçük bir fiyord. Sakin bir yer. Bizden başka 2 yelkenli daha demirlemiş. Demir fenerlerini yakmamışlar. Biz de yakmadık.

21 Ağustos 2005 Pazar

BODRUM-MİKONOS-ALAÇATI/2005-I

YALIKAVAK – KOS Ekip Mustafa, Naife, Pınar ve Ben (Haldun Mengü)
Yalıkavak marinadan 15:00 gibi çıktık. İstikamet Kos. Rüzgar 7-8 Poyraz, dalga 1.5 m – 2m. -Saat 19:00 gibi Kos Marina’ya yanaştık. Görevliler gayet sempatik. Türkiye’den resmi çıkış yapmadık. Direkt Yalıkavak’tan Kos’a geldik. İyice yaklaşınca Yunan bayrağını gurcataya çektik. Kost’ta resmi işlemler:
1) immigration’da paslar ve teknenin registery’si gerekiyor.
2) Customs office’de 30 Euro ve Transit Log alınıyor ve
3) Port Police’e gidilip işaretlendiriliyor.
Resmi işlemler toplam yürümeler dahil en az 1.5 saat sürebiliyor. Kimse herhangi bir aksilik çıkartmadı ve tüm işlemleri kibarca ve hızlı şekilde yaptılar. Port Police akşam kapanıyor, customs office de akşam 9 gibi kapanıyor. İmmigration teorik olarak 24 saat açıkmış. Port Police ve customs office saat 8:30 da açılıyor. Artık sıcak duş yapılamıyor çünkü seyir esnasında ısınsın diye yukarıya koyduğumuz sıcak su torbası denize doğru uçuşa geçti. Seyir esnasında herkesi deniz tuttu, herkes yarımşar dramamin aldı ve herkesi uyku bastı. Yine de çok güzel, rahat ve sorunsuz bir seyir oldu. Bu arada sabah Yalıkavak’ta Naife cüzdanının kaybolmuş olduğunu fark etti içinde 500 Euro, kredi kartları, ehliyeti varmış. Taksi durağına sorduk, gece şöförü bulmuş, sağolsun getirdi. İçindeki her şey tamdı. Hepimiz çok sevindik…
Kos’un gece hayatı çok iyi ve sevimli. Hem çılgın, hem de sakin yerler var. Dinlenik olup geç saatlere kadar keyifli şekilde eğlenilebilir. Herkes bir sürü güzel kız olduğunda hemfikir. Marinada geceleme 16.78 Euro. Elektrik, su ücretsiz.