MALTEZANA – EMPOREİOS (KALYMNOS)
Geçen seferki seyirde Kalymnos’da Emporeios’a gidip orayı çok sevmiştim, bu kadar sefaletten sonra, oraya gidelim ve İdil de orayı görsün istiyorum, gerçi çok kuzeye rota tutacağız ama, tutturabiliriz diye düşünüyorum, 7-8 saatlik bir seyir hesaplıyorum.
Sabah erken çıktık, güney doğu burnunu dönüp, Kalymnos’un kuzeyine doğru rota tutuyoruz. Hızımız rotamız çok iyi, hava da iyi sayılır, ama yelken 1.camadanda. Fırtına floğu çok işe yarıyor hızımız 6 milin altında değil, güzel bir seyre başladık, nihayet aksilikler sona erdi derken, fırtına floğunu yukarı çekerken kullandığım tek direğin tepesine giden balon mandarının snap shackle’nden fırtına floğu kurtulup denize düşürverdi.
Flok yelkenini çekip denizden çıkardım, sardım, öne bağladım. Artık tek ana yelkene kaldık. Hızımız çok düştü, 4 mille falan gidiyoruz. Motoru hafif çalıştırdım, hızımız arttı, ama dalga var yalpadayız, motoru zorlamayı pek istemiyorum.
Idil yattı…
Tek başına seyrederken, motoru kapamaya karar verdim, hız düşük de olsa, sağlam bir seyir yapalım, gece varalım ama adam gibi varalım napalım, daha fazla hasarı riske etmeyelim.
Motor kapalı, iyi bir trimle hızımız yine de 5.5 – 6 ları buldu. Oto pilot tutmuyor.
8 saat kadar sonra Emporeios'a vardık, tonoza bağlandık, hava ısınıverdi, rüzgar normal seviyelerde, sevimli, sakin, güzelim Emborios. Soluğu geçen sefer keşfettiğimiz Harry’s restoranda aldık.
Ay ay ay keyfimiz nihayet yerine geldi. Normale döndük, Astypalia’dan kurtulduk.
Düşünüyorum da şanssız bir adacık. Halbuki ne kadar güzel güney şekilleri. Tarihte korsanların ana mekanı, stratejik konumu, çok korunaklı koyları ile korsan ini. Adalılar da korsanlara sıcak bakmışlar. Osmanlı donanması senede bir kere uğrayıp vergi toplarmış, başka da hiç uğramazmış.
Harry’s deki sıcak karşılama, güzel yemekler ve süper atmosfer, ikram lokma ve likörler. Wellcome to Kalymnos… Farewell to Astypalia.
29 Ağustos 2008 Cuma
BODRUM-ASTİPALİA/2008-VIII
16 Ağustos 2008 Cumartesi
BODRUM-KOS-PSERİMOS-KALİMNOS-LEROS-YAHŞİ/2008-VIII
EMPOREİOS – KOS
Yol uzun, bastık yelkenleri, rüzgar da şansımıza çok az bu sefer, 5-6 saatte çoğu motor seyriyle Kos marinaya ulaştık. Her cumartesi olduğu gibi hesapta yer yok. Marina önünde demirledik, bir süre sonra Stavros geldi, bizi içeriye aldırdı.
Sıcak banyolar, temizlik, Yannis’e evrakları teslim ettik, resmi çıkışımızı yapacak, tel nosu, kartı bizim evrak çantasında. Akşam 7 gibi evrakları teslim edene kadar, gittik dandik bir sahilde denize girdik, ben uyuya kalmışım, galiba Eda’yla Esra da. Acayip süper bir dondurmacı var orda, hemen dondurma aldım, Marinaya döndük. Yannis bir süre sonra evrakları getirdi. Nur’la marinadaki kafede lafladık, sonra Eda ve Esra geldi.
8 gibi toparlanıp Town’a gittik, yine Argentinum, yemek, fotoğraflar derken, bir baktık dolunayda bir tuhaflık var… tutuluyor. Off bilmeyince insan nooluyo lan diye ürküyor bayağı. Eski zamanları düşünüyorum da kesin adamın ödü bokuna karışıyordur. Ay neredeyse komple tutuldu o dolunay akşamı, vay be amma olay ha…
Son gecemiz sakin geçti ve tekneye dönüp uyuduk, ertesi sabah erken kalkıp Eda’yı 13.30 uçağına yetiştireceğiz.
15 Ağustos 2008 Cuma
Ben ilk defa deliksiz müthiş bir uyku çektim, hatta herkes kalkmış beni uyandırdılar. Onlar botla kahvaltıya çıktılar, ben de bir süre sonra yüzerek onlara katıldım. Ilgınların gölgesinde, sapasakinliğin içinde uzun bir kahvaltı ve keyiften sonra Hayk’ın arazisine bakmaya gittik, tek kelimeyle müthiş. Hayk turnayı gözünden vurmuş, harika yani… Hani bu kadar olur! Sonra sahildeki minik bir şapele götürdü bizi Hayk, kısa bir yürüyüşle ulaştık ve burası son noktayı koydu herkes Xerocampos ve Leros’a aşık oluverdi. Yeri şöyle, Hayk’ın arazisini geç, 10 dk yürü, Şapeli geöreceksin, in aşağı, sonra hiç bir şey yapma, öyle dur orda.. sonsuza kadar öylece orda durmayı isteyebilirsin.
Hikayeye göre, bu şapelin orada bulunmasının sebebi, aşağıda bir denizaltı mağarası varmış, ordan girince bir mağaraya çıkılıyormuş, mağaranın içine de bilinmeyen bir zamanda birisi Meryem ana ikonası bırakmış, durum keşfedilince de üstüne şapeli koymuşlar. Gördüğüm en etkileyici şapellerden birisi.
Yeniden köye döndükten sonra, beklenilen şekilde herkes Xerokampos’un dayanılmaz etki alanına girdiğinden kimse gitmeyi istemedi, tabi artı olarak bir de Hayk’ların çok hoş varlığı var.
Fakat yolcu yolunda gerek, yolumuz artık uzun sayılır, dönüşe geçmemizde fayda var. Hedef Emporeios, gerçi çok yakın, sadece 1 saat sürmesi lazım.
Fakat kaybolup yanlışlıkla Myrties ve Telendos’a gittik, bunun üzerine bayağı bir geriye doğru yol yapıp, 2 saatte falan Emporeios’a vardık. Tonozlar var, ama mayın gibi, çok kocamanlar. Tekine bağlandık, göl gibi, çok sakin, her yer kara gibi duruyor, hiç açık deniz gözükmüyor. Memnunuz. Bir süre sonra ay doğuverdi, dolunaydan bir gün önce.
Sonra botla karaya çıktık, çok sakin bir yer, bir kaç sevimli taverna, ve bir bar gibi bir yer var. Biz içeriye doğru yürüyelim dedik ve Yunanistan’da gördüğüm en güzel lokantaya vardık. Harry’s restaurant, Emporeios'a gidilirse buraya gidilmeli. Eda nihayet aşık olacağı İtalyanı buldu, harbiden sıkı herif. Gel gör ki herifin kız arkadaşı varmış 42 miydi 47 yaşında mıydı neydi, 24 senedir Kalimnos’a geliyormuş. Ama adam haksız değil, Kalimnos şaşırtıcı şekilde oldukça güzel… Adı Massimo, Veronalı, sabah bankada çalışıyor (ne yapıyor bilmiyoruz) öğleden sonra bit pazarında dükkanı var, bir de bir iş daha yapıyordu ki neydi hatırlayamıyorum şu anda. Yazın da Kalimnos’da anlaşılan. Massimo’yu ben de tarzıyla, tavrıyla beğendim, sağlam bir tipe benziyor.
Akşam, şaraptı, Massimoydu, herşeydi, herkes mest, tekneye döndük. Tüm gece mayın gibi olan koca tonoz tekneye çarpa çarpa beni sinir etti. Sürekli kalkıp ne yapabilirim diye neler denedim, azaldı çarpması ama komple geçmedi. Sonrada Mehmet oraya botu bağlasan tekneye çarpmaz dedi... Pek aklım yatmadı ama denemeye değer.