31 Ağustos 2008 Pazar
BODRUM-ASTİPALİA/2008-X
Öğlene doğru çıktık Vathi’den, zaten genelde tüm tekneler çıkıyorlar çünkü günübirlik tur tekneleri gelmeye başlıyor, yerleri biraz onlara bırakmak gerekiyor.
Vathi çıkışında hemen soldaki küçük koyda demirleyip denize girdik. Bir tekne bir çifti bu ıpıssız kumsala getirdi. Onlar da anadan üryan güneşlenip denize girdiler.
Sonra çıkıp Pserimos’a bir uğradık, inanılmaz kalabalıktı. Pek durmadık bile, bir suya atlayıp, sonra da 45 dakikada motorla Turgutreis’i bulduk.
İlkdefa Turgutreis Marina’ya giriyoruz, güzel bir marina, bizi fingerlara aldılar, sığışamadık, 3. seferinde bizi bir yere sokuşturabildiler.Tekne temizliği, toparlanma, duş falan derken uçağa ancak yetişebildik ve bir 9 günlük seyahat daha bitmiş oldu.
28 Ağustos 2008 Perşembe
BODRUM-ASTİPALİA/2008-VII
Sabah 6 da kalktım, karadan tekneyi çözüp, demiri toplayıp, ful giyinip, emniyet kemerini takıp, 1.dereceden camadanları basıp, dışarı doğru yol aldım. Çıkışa doğru bakıyorum, bulutlar üzerimizden öyle bir hızla geçiyorlar ki, bakalım dışarıda nasıl bir manzara bizi bekliyor.J
Dışarı çıkmamla geri koya girmem bir oldu. Camadanı 2. dereceye aldım, teknenin içini daha da neta ettim. Su alabileceğimiz vanaları kapattım, hatchler, tüm lombozları sıkı sıkıya kapattım, bu sırada İdil uyandı, o da sanmış ki biraz dalga yedikten sonra düzlüğe çıkmışız. Vathi de olduğumuzu görünce şaşırdı.
Hazırız artık, bakalım motor bizi adanın göbeğinden dışarı çıkarabilecek mi?
Dalga 3-3.5 m, 2400 devirde hızımız 2 milin altında, ama çıkıyoruz, oto pilot tutmuyor, sarsıntıdan çıkıp duruyor, yeke elde tırmanıyoruz. Şaft vurmasa devir attırıp daha kolay çıkacağız. Topu topu 2 millik bir çıkış sonra doğuya döneceğiz. 1 saatten fazla sürdü 2 mil. Öff neyse çıktık adanın karnından, öyle bir yer ki boğaz gibi tüm Ege’nin rüzgar ve dalgasını içine çekip büyütüyor, kocaman yapıyor, off yani. Çok tavsiye edilebilecek bir yer değil. Sevmediklerinize ama iyi bir sürpriz olabilir burayı çok tavsiye ederseniz.
Nihayet adanın en kuzey burnunu bulduktan sonra doğuya döndük, hava çok sert, saat 9-10 gibi bir şey olmuş, yorulduk yıprandık, cenovayı halletmek lazım 6-7 saatlik yolu bu havada bu şartlar altında gözümüz yemedi ve Maltezana’ya geri dönüp bir toparlanmaya karar verdik. Güneye pupa seyir sonrasında tekrar batıya apaz, ilk gün geldiğimizde geçtiğimiz yerlerden bir kere daha geçerek adayı tavaf ettik ve bildik Maltezana’ya demir attığımızda öğlen olmuştu.
Maltezana, Vathi’ye göre daha sevimli. Güneş yine ısıtmıyor, deniz hayal, ıslak tulumları yine de serdik dışarı.
İdil kendisini gene takı işine verdi. Ben bir yattım, neredeyse akşama kadar uyudum. Bir ara kalkıp, cenovayı indirdim. Fırtına floğumuz var, ben hiç kullanmamıştım ve merak ediyordum. Onu çıkardım, takmak üzere hazırladım. Yarın yolda kullanacağız. Sonra akşama kadar yine uyudum.
Akşam kalkıp kıyıdaki bir tavernaya gittik, etrafta tek tük insanlar var. Lokantacı son günleri olduğunu ve iki gün sonra kapatacaklarını söyledi, bu adanın sezonu 15 Temmuz – 5 Ağustos arasıymış, onun dışında iyi olmazmış. Bu kadar güneyde, ne enteresan, insan tahmin etmiyor.
Akşam şarapla keyfimiz yerine geldi, olaylar biraz daha kontrol altında, yarınki seyre kendimizi daha hazır hissediyoruz.
27 Ağustos 2008 Çarşamba
BODRUM-ASTİPALİA/2008-VI
SKALA – VATHİ
İdil Astypalia’dan ümidini kaybetti, Patmos’a gidelim diyor, çok zor bir rota, ben de gelmişken adayı iyi bir dolaşalım diyorum ve kuzey doğudaki Vathi’ye gitmeyi istiyorum. Göl gibi daracık girişi olan, komple kapalı bir koy, haritada çok ilginç duruyor, sonuçta batıya doğru ilerleyip adanın batısından kuzeye doğru çıkacağız, sonra da doğuya yol alıp Vathi’ye gitmeye karar verdik. Kuzeyde yüksek dalga olacağını tahmin ediyorum ama sadece 5-6 mil dalga göreceğimizi düşünüyorum ve yelkenle gidebileceğiz.
Skala’nın batısında güzel plajlar var, korunaklılar da, nihayet bir yerde demirleyip kendimizi denize attık. Sonra oradan çıktık, batıda ıssız bir yerde daha demirledik, çok hoş bir yerdi. Sonra kuzey batıya doğru, Ak Tiliaros’dan önce bir demir yeri daha var, orada da demirledik, hoş bir yer. Sonra haydi dedik, dayak yemeye ufaktan çıkalım. Önce adayı güneyden kuzeye motorla çıkacağız. Yol haritada temiz gözüküyor, gel gör ki her yer inanılmaz sığlıklar ve kayalıklarla dolu gece kesinlikle geçilmemeli. Mecburen geçilecekse kıyıdan 1 mil açıktan seyredilmeli. Sevimsiz bir çıkış oldu, sığlık ve kayalıklar sürekli bizi tedirgin etti. Denizin ortasında diş diş kayalar sudan azıcık çıkmışlar, dalgalar üstünde patlıyor, beyaz köpükler yok olunca bir an siyah siyah gözüküveriyorlar.
Neyse daha kötüsü kuzeyi çıkıp doğuya dönüp adanın iki kelebek kanadının arasındaki boşluğa girince başladı. Deniz tahmin ettiğimden daha yüksek. Rod Heikell Fokia adasının arasının ortasından geçiş vermiş rota, rüzgar ve dalga açısından oradan geçmek en uygundu. Sadece cenovayı az açtık, apaz seyirle çok hızlı Fokia’ya doğru ilerliyoruz. İdil pek iyi değil, içerde yatıyor. Dalga oldukça yüksek. Fokia’ya çok hızlı yaklaşıyoruz, geçişi görmeye çalışıyorum.
Gel gör ki geçiş meçiş yok, her yer kaya. En güneyde ana adayla arasında da geçiş varmış Heikell’in haritası, ulan inşallah vardır diye pupa dalgalarla aşağıya akıyoruz, eğer yoksa tüm Fokia’yı bu dalgada yukarı çıkmak hiç sevimli olmayacak. Ana ada Astypalia ile Fokia arasındaki 20-30 m lik dar bir geçiş var gibi, pupa’dan orsaya döneceğiz, n’olur n’olmaz motoru çalıştırdım geçişe yaklaşırken, sığda olsa 4-5 den geçiliyor. Sonrasında orsa yukarıya. Cenovayı tam açtım. Yelkenle ilerlerken, cenova en yukardan yırtıldı ve aynı zamanda kilitten çıktı ve aşağıya kaydı. Hemen motora geçip, cenovayı kapadım. Vathi’nin girişini kestirmeye çalışıyorum, etraf kayalık, yüksek dalga var ve dalgalar kayalara doğru şiddetle ilerliyor. O arada motor da stop etse napacağız diye düşünüyorum çünkü çok yakınız, ama yelkeni açana kadar bizi kayalara çarpabilir akıntı. Neyse motor tabi ki durmadı ve kestirdiğim yer de Vathi’nin güneşi çıkınca içeri daldık ve deniz iniverdi.
Meşhur Vathi’ye biraz maceralı da olsa girdik.
Ama değdi mi?? Hiç mi hiç çekici bir yer değil. Girişte solda terk edilmiş bir taş ocağı, garip bir fabrika bacası, süper çirkin üstünde hala inşaat demirleri olan tavernamsı bir yer ve çok çirkin bir doğa, deniz ise 0.5 metreyi göremeyeceğin kadar bulanık. Üç tekne alargada durmuşlar. Rüzgar da esiyor ama dalga sıfır tabii.
Koyun en dibine en rüzgarsız olan yerine kıçtan kara yaptık. Derinlik koyun içinde 8 ile 2 m arası, kıyılar çok sığ, fazla yaklaşmamak lazım. Biz 3.5 – 4 m ye demirledik., kıçımızı rüzgara verip karaya bağlandık.
Off yani biraz yorulduk, bir de cenova olayı var ama ona ertesi gün sakin kafayla bakacağız. Normalde yarın Kalymnos’a dönüş planlıyoruz ama hava çok sert ve yaralı cenovayla nasıl olacak tam bilemiyorum.
Akşam, yemek, içki, seyir defteri, rakı ve dışardaki inanılmaz zifiri karanlıkta geçti. Öyle karanlik ki hakikaten hiçbir şey gözükmüyor, 5 m ilerdeki bağlandığımız karayı bile göremiyoruz. Bir şey olsa referans alabilecek hiçbir şey gözükmüyor.
Sanıyorum sert rüzgar gündüzleri güneşi adaya az soktuğu gibi gece de hiç ışık adaya bırakmıyor, beraberinde sürükleyiveriyor.