MİKONOS VE YOLA ÇIKIŞ
Sabah erkenden tekrar havaalanına gittik, her gidiş tek yön 10 Euro. Yine kimsenin nasıl çıkış işlemi yapacağından haberi yok. Sonuçta terminalin önündeki polis karakoluna gitmemiz gerektiği ortaya çıktı. Fakat bize gerekli memur öğleden sonra 4’te gelecekmiş. Mecburen geri döndük. 10:30 gibi mazotu tamamladık, 30 Euro. Şehri dolaşmaya gittik, hediyeler aldık, 15:45 te taksi durağında buluştuk ve hayatımızın en uzun süren taksi beklemesi başladı, tam bir buçuk saat!!! Saat 17:15 gibi havaalanına vardık ve bizim adam gitmişti… Neyse ki 18:00 gibi yeniden gelecekmiş, biz de terminale gidip orada oturup bekledik. 18:00 de adam geldi, işlemleri yaptı, hemen tekneye gittik. Hava çok sıkı ama bir an önce yola çıkmamız lazım ertesi gün saat 12:30 da İzmir’den uçağımız var. Tüm hazırlıkları yaptık, tekneyi neta ettik, çok sallanacağız, giyindik kuşandık, çok ıslanacağız. Burnu döndükten sonra Mikonos-Tilos boğazında tam kafadan yiyeceğiz firtınayı, tekne tutunabilecek mi bilemiyorum. Sonra’da yelken açınca 38O’yi Çeşme için tutturabilecek miyiz? Yola çıktık. Botu iyicene tekneye yapıştırdık. Sancak tarafına bağladım. Barınaktan çıkar çıkmaz havayı ve dalgayı yemeğe başladık. Bir süre sonra Pınar sırılsıklam oldu onu içeri yolladım. Herkes 0.5-1 civarı dramamin aldı. Burna doğru gidiyoruz. İyi sallanıyoruz ama esas zorluğu burun civarında boğazda göreceğiz. Burna geldik, hava azgın, 3-3.5 m dalga derinliği var, serpinti tekneye paralel geçiyor ve tam burundan alıyoruz. Bir ara Nazife kafayı uzatıp manzaraya baktı ve “geri mi dönsek?” dedi. Biraz sonra yelken açınca rahatlayacağımız söyledim. Herkes endişeli. Boğazı geçince, 1/3 yarım arası cenovayı bastım tekne boştayken 6.5 knot hız yapıyor. Hızlı gitmemiz lazım diye 1900-2000 devirde motoru bıraktım, 7.5 knot la 40OC yi tutturduk. İstikamet Çeşme, moralım çok yerine geldi. Sert havada güzel bir seyir yapıyoruz. Teknenin içinde ayakta durmak çok tehlikeli, yerler ıslak olduğu için çok kayıyor. 12 gibi nöbeti Mustafa’ya devrettim. 02 de bana geri verdi, 03 de Pınar’a devrettim, yolu daha yeni yarılayabilmişiz. Pınar beni 06.00 gibi Sakız burnunda uyandırdı. Türk karasularına çok yakınız. Boğazda Çeşmeyi tutturamıyoruz. Ancak 70o ile karşıya geçiyoruz. Türkiye’de yunuslar karşıladı bizi, kocaman bir sürü geldi, bir süre sonra karaya iyice yaklaşınca Yunan bayrağını gurcatadan indirdim. Artık Türkiye’deyiz ama Çeşme’ye vakitli varmamız imkansız. Sağolsun Maria hanim uçağımızı ertesi sabah 08:45 e aldı. Mustafa’lar zaten akşam gidiyor, onlara sorun yok. Acaba bir ara Alaçatı’ya mı gitsek diye düşündüm sonra yine de hedefe kilitlenip Çeşme’ye doğru rota tutmaya çalıştım.Sabah 08:00 gibi liningde vuruntu çok arttı, devri 1500 e düşürdüm ses kesildi ama 1500 devirle boğazı geçmemiz akşama kadar sürer. Alaçatı’ya çok yakınız. Alarm ötmeye başladı, fırladım motoru kapattım, açtım bir baktım ki sarj dinamosu düşmüş ve her yer siyah bir sıvı… Dinamoyu taktım bir şekilde, motoru bir çalıştırdım ki acayip yağ atıyor, hemen geri kapattım. Motor çalışmaz halde…
Mikonos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mikonos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ağustos 2005 Pazartesi
28 Ağustos 2005 Pazar
BODRUM-MİKONOS-ALAÇATI/2005-VIII
MİKONOS VE DELOSDelos Mikonos’un çok yakınında Yunanistan’ın en önemli arkeolojik yerlerinden birisi. Antik Yunan’in en önemli kutsal adalarından biri. Ancak tur teknesiyle gidilebiliyor, kendi teknenle gidersen en yakın 500 m ye demirleme hakkın var. Bizim icin bu çok zor, ayrıca da tekneyi evvelki akşam koyduğumuz yerden çıkarmayı zaten istemiyorum. Saat 10:10 da tekneyle Delos’a gittik. Buralardayken mutlaka görülmesi gereken bir yer. Çok güzel bir ada ve nefis bir antik kent. Apollo ve Artemis’in doğdukları ada. Çok keyifli ama yorucu bir gezi oldu. Dönüşte koskocaman tekne azgın denizi zor geçti, biz bakalım küçücük teknemizle ne yapacağız. İnternette hava durumuna baktık, daha da kuvvetlenecek gibi. Mazot alıp pasaport işlemlerini yapalım diyorduk ki Pazar her yer ve her şey kapalı. Mazot bulamadık. Port Police’de işlemleri tamamladım. İmigration Havaalanındaymış, oraya gittik, kimse hiçbir şey bilmiyor. Uzun uğraşlardan sonra sabah gelmeye karar verdik.
27 Ağustos 2005 Cumartesi
BODRUM-MİKONOS-ALAÇATI/2005-VII
MİKONOS
Süper Paradise’da plaj günü ilan ettik. Çıplaklar tarafında güneşlendik, Mustafa’lar gelince normal tarafa geçtik. Öğleden sonra 5 gibi çıkalım derken sefa pezevenkliği tuttu 19:00 da demir aldık ama çok keyifli bir gündü. Izgara kalamar, hem de mürekkep balığının tümü ızgara süper bir şey ve 10 Euro. 7 şiddetinde yıldızda çok hızlı şekilde batıya doğru seyredip, adanın tamamını katedip, burnu dönüp kuzeye vurunca, burundan yedik fırtınayı, 2500 devir de 3 m. dalgaya karşı gidiyoruz, serpinti tekneye paralel geçiyor. Karanlık olduktan sonra Yeorgio kayalığının oraya geldik, oradan içeriye döneyim diyordum sonra bir kayalık daha çıktı ve ışıkları düzgün yakılmamış bir balıkçı! 180 derecelik bir dönüşle kayalıklardan çıkıp kuzeye biraz daha çıkıp koya öyle girdim, bir ara balıkçıyla çarpışacak şekilde aynı rotada gittik, sonra ona yol verdim, o geçince içeriye kırdım. Sırılsıklamım, milleti de deniz tuttu, sert hava ve karanlık ve kayalar. Burnumuzu marinaya dikmiş giriyorum, fenerini görmemiz lazım, yok… GPS’le kontrol ettim, direkt girişi tutturmuşuz, ama marina falan yok. Resmen yok… Nereye gideceğiz şimdi, gece, fırtına, sonra Pınar bak balıkçı bir yere giriyor dedi, balıkçı barınağı, peşinden biz de. Marinanın yerinde henüz balıkçı barınağı gibi bir yer var. Usturmaçaları dizdik, süt liman içeriye girdik. Feneri çok soluk, ancak 200 m den falan biraz gözüküyor. İçerisi tıklım tıklım dolu, hiç yer yok. Boş boş dolanırken, birisi bağırdı bir teknenin üstüne yönlendirdi. İskeleden bağlanacağız, usturmaçalar, palamar halatları iskeleye. Çok güzel yanaştık ve bağlandık. Baktım Mustafa 40 yıllık dostuyla muhabbet eder gibi birisiyle konuşuyor, adam “I am the fisherman, I know, I know” diyor. Bize yol gösteren açıktaki balıkçıymış. Ertesi sabah ona teşekkür ettim. Tekneyi oraya güvenli bir şekilde bağlayıp durmamız, gezideki en sevindiğim 2. olay oldu. Süppeer. Gece Mikonos’a çıktık. Çok güzel bir kasaba, çook güzel heer şeeeey…
Süper Paradise’da plaj günü ilan ettik. Çıplaklar tarafında güneşlendik, Mustafa’lar gelince normal tarafa geçtik. Öğleden sonra 5 gibi çıkalım derken sefa pezevenkliği tuttu 19:00 da demir aldık ama çok keyifli bir gündü. Izgara kalamar, hem de mürekkep balığının tümü ızgara süper bir şey ve 10 Euro. 7 şiddetinde yıldızda çok hızlı şekilde batıya doğru seyredip, adanın tamamını katedip, burnu dönüp kuzeye vurunca, burundan yedik fırtınayı, 2500 devir de 3 m. dalgaya karşı gidiyoruz, serpinti tekneye paralel geçiyor. Karanlık olduktan sonra Yeorgio kayalığının oraya geldik, oradan içeriye döneyim diyordum sonra bir kayalık daha çıktı ve ışıkları düzgün yakılmamış bir balıkçı! 180 derecelik bir dönüşle kayalıklardan çıkıp kuzeye biraz daha çıkıp koya öyle girdim, bir ara balıkçıyla çarpışacak şekilde aynı rotada gittik, sonra ona yol verdim, o geçince içeriye kırdım. Sırılsıklamım, milleti de deniz tuttu, sert hava ve karanlık ve kayalar. Burnumuzu marinaya dikmiş giriyorum, fenerini görmemiz lazım, yok… GPS’le kontrol ettim, direkt girişi tutturmuşuz, ama marina falan yok. Resmen yok… Nereye gideceğiz şimdi, gece, fırtına, sonra Pınar bak balıkçı bir yere giriyor dedi, balıkçı barınağı, peşinden biz de. Marinanın yerinde henüz balıkçı barınağı gibi bir yer var. Usturmaçaları dizdik, süt liman içeriye girdik. Feneri çok soluk, ancak 200 m den falan biraz gözüküyor. İçerisi tıklım tıklım dolu, hiç yer yok. Boş boş dolanırken, birisi bağırdı bir teknenin üstüne yönlendirdi. İskeleden bağlanacağız, usturmaçalar, palamar halatları iskeleye. Çok güzel yanaştık ve bağlandık. Baktım Mustafa 40 yıllık dostuyla muhabbet eder gibi birisiyle konuşuyor, adam “I am the fisherman, I know, I know” diyor. Bize yol gösteren açıktaki balıkçıymış. Ertesi sabah ona teşekkür ettim. Tekneyi oraya güvenli bir şekilde bağlayıp durmamız, gezideki en sevindiğim 2. olay oldu. Süppeer. Gece Mikonos’a çıktık. Çok güzel bir kasaba, çook güzel heer şeeeey…
26 Ağustos 2005 Cuma
BODRUM-MİKONOS-ALAÇATI/2005-VI
MİKONOS Öğlen gibi Ayios Annas’dan yola çıktık, yelkenle Paradise-Süper Paradise, Elias Beach’e doğru yola çıktık. Hava çok rüzgarlı, çok korunaklı süt liman bir yer yok bu adada. Bayağı dolandıktan sonra Süper Paradise’a demiri koyalım dedim. Sahile iyice yaklaşıp uzun kaloma bırakarak demir attık. Bizden başka bir Norveç yelkenlisi var, yanından geçerken selamlaştık. Denizci 2 direkli küçük bir kırmızı tekne, belli ki çok dolaşmış. Çok solugan var, ikinci demiri de atmaya karar verdim, sancak burun tarafından botla demiri bıraktık. Yürüyüşe çıktık, domates aradık, bulduk, süper makarna yaptık.
Etiketler:
Elias Beach,
Mikonos,
Paradise,
Super Paradise
25 Ağustos 2005 Perşembe
BODRUM-MİKONOS-ALAÇATI/2005-V
PATMOS – MİKONOS
Hafif bir rüzgarda Patmos’un arkasına ıssız bir koya gittik. Kıyıda bira içip bir şeyler yedik minik bir tatlı su kaynağı olan sevimli bir yerdi. Devir daim hala damlatıyor ama çok zararlı değil gibi. Akşam 19:00 gibi Mikonos’a doğru yola çıktık hesaplarıma göre 10-11 saatte varmamız lazım. Ben 20:00 gibi yattım. Naife 12:00 ye kadar kitap okuyarak nöbet tuttu. Rüzgar yok, yüksek ölü dalga var, tekne bayağı sallanıyor. İkaria feneri 25 milden gözüküyor. İnanılmaz bir fener, eminim bir çok gemiciye çok yardımcı olmuştur. Bizi eliyle tutup diğer fenere kadar elleriyle teslim etti. Ben saat 03:00 gibi nöbeti devir aldım. Rüzgar esiyor. Katapodia feneri hafiften belli oldu. Yelkenleri bastım, hızımız motordan 0.5 saat kadar yüksek ve rotamız çok iyi. Bıçak gibi, Katapodia fenerinin hafif güneyine rota tutuyoruz. Mikonos’a yaklaştıkça çam ve bitki kokuları gecenin içinden bize kadar geliyor. Yelkenle çok hızlı geldik. Hava aydınlanınca yanaşalım diye düşünmüştüm ama saat 05:00 haritadan Ayios Annas’a girelim diye düşündüm ve GPS yarıdımıyla koya girip demir atik. 06:00 da yattik.
Hafif bir rüzgarda Patmos’un arkasına ıssız bir koya gittik. Kıyıda bira içip bir şeyler yedik minik bir tatlı su kaynağı olan sevimli bir yerdi. Devir daim hala damlatıyor ama çok zararlı değil gibi. Akşam 19:00 gibi Mikonos’a doğru yola çıktık hesaplarıma göre 10-11 saatte varmamız lazım. Ben 20:00 gibi yattım. Naife 12:00 ye kadar kitap okuyarak nöbet tuttu. Rüzgar yok, yüksek ölü dalga var, tekne bayağı sallanıyor. İkaria feneri 25 milden gözüküyor. İnanılmaz bir fener, eminim bir çok gemiciye çok yardımcı olmuştur. Bizi eliyle tutup diğer fenere kadar elleriyle teslim etti. Ben saat 03:00 gibi nöbeti devir aldım. Rüzgar esiyor. Katapodia feneri hafiften belli oldu. Yelkenleri bastım, hızımız motordan 0.5 saat kadar yüksek ve rotamız çok iyi. Bıçak gibi, Katapodia fenerinin hafif güneyine rota tutuyoruz. Mikonos’a yaklaştıkça çam ve bitki kokuları gecenin içinden bize kadar geliyor. Yelkenle çok hızlı geldik. Hava aydınlanınca yanaşalım diye düşünmüştüm ama saat 05:00 haritadan Ayios Annas’a girelim diye düşündüm ve GPS yarıdımıyla koya girip demir atik. 06:00 da yattik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)