Kayığın güneyde olmasının yarattığı boşluktan istifade, Lotus'un eski seyir defterlerini dijital ortama indiriyoruz. Arşivlerden çok ilginç notlar ve fotoğraflar geliyor... ))) Bakınız http://www.lotusseyirdefteri.com/ içinde 2004 ve 2005 seyirleri. Sırada 2006 ve 2007 var...
11 Kasım 2011 Cuma
31 Ekim 2011 Pazartesi
Yelkende Balıkavı Teknikleri
Lotus Seyir Defteri'nde yelkenle balık avı tekniklerine değindik. Bu konuda azılmış oldukça detaylı incelemeler (i.e: Korhan Sökmen), kitaplar (i.e: Ali Pasiner) veya internet ortamında paylaşımların (i.e: Raşit Gerçeker veya Oktay Şaktimur) yanında bizim yaptığımız belki de çok yüzeysel ancak, yaşadığımız iyi-kötü tecrübeleri aktarmak dürtüsüne engel olamadık.
Linki aşağıdadır: http://www.lotusseyirdefteri.com/balik_avi.html
Linki aşağıdadır: http://www.lotusseyirdefteri.com/balik_avi.html
24 Ekim 2011 Pazartesi
Lotus Seyir Defteri'nde yenilikler...
Sezonun kapanmasıyla birlikte, -gerçi hala Lotus'u Istanbul'a getiremedik ama-köşemize çekildik...
Artık Yunan Adaları'nda tavernalar ve Ege'nin mavi sularında yelken yaptığımız günler geride kaldı. Bir süre bu güzellikleri bilgisayar ekranında yaşayıp/yaşatacağız sanırım )))
Bu arada eskiden beri planlarını yaptığımız bölümlerde Lotus Seyir Defteri'ni güncelliyoruz.
En son yenilenmelerle beraber Demir Yerleri ve Türkiye Kıyıları için rotalar hazırlandı, bitti.
Linkleri http://www.lotusseyirdefteri.com/demir_yerleri.html ve http://www.lotusseyirdefteri.com/rotalar.html
Artık Yunan Adaları'nda tavernalar ve Ege'nin mavi sularında yelken yaptığımız günler geride kaldı. Bir süre bu güzellikleri bilgisayar ekranında yaşayıp/yaşatacağız sanırım )))
Bu arada eskiden beri planlarını yaptığımız bölümlerde Lotus Seyir Defteri'ni güncelliyoruz.
En son yenilenmelerle beraber Demir Yerleri ve Türkiye Kıyıları için rotalar hazırlandı, bitti.
Linkleri http://www.lotusseyirdefteri.com/demir_yerleri.html ve http://www.lotusseyirdefteri.com/rotalar.html
21 Ekim 2011 Cuma
Lotus Tamir Günlüğü
2004-20011 arası'nda Lotus'ta yaptığımız tamirat-bakım ve onarımların notlarını internet ortamına taşıdık.
"Teknik" bölümünün altında bulabilirsiniz. Bu tür dertlerin hiçbir tekne sahibinin karşılaşmaması dileğiyle )))
"Teknik" bölümünün altında bulabilirsiniz. Bu tür dertlerin hiçbir tekne sahibinin karşılaşmaması dileğiyle )))
10 Eylül 2011 Cumartesi
Kaş-Kekova Seferi
Uzun zamandır hayalini kurduğumuz kendi teknemizle, Kaş ve Kekova'ya yapacağımız yelken seyahatini sonunda gerçekleştirdik. Detaylar için http://www.lotusseyirdefteri.com/2011_agustos.html
5 Eylül 2011 Pazartesi
Yunan Adaları 2011
Her sene klasik hale getirdiğimiz Yunan Adaları seyahatimiz www.lotusseyirdefteri.com/2011_temmuz.html'de...
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Bodrum-Dirsek Bükü Seyri
Sevgili Ali Özer'in ağzından Lotus'ta 3 günün hikayesi...
Okumak için http://www.lotusseyirdefteri.com/2011_temmuz.html
Okumak için http://www.lotusseyirdefteri.com/2011_temmuz.html
29 Haziran 2011 Çarşamba
Istanbul-Ayvalık Eğitim Seferi
İhsan Z. Aksu ve Nurkan Törer'in ağzından Lotus'ta seyahatin hoş anlatımı için http://www.lotusseyirdefteri.com/2011_haziran.html tıklayınız...
30 Mayıs 2011 Pazartesi
Yeni web sayfamız!
Uzun uğraşlar ve gidip-gelmeler sonucunda karar verdik ve web sayfamız artık yayında! lotusseyirdefteri.com'dan ulaşabilirsiniz...
Şimdilik blog ile ne ölçüde devam edip etmeyeceğimizi bilmiyorum.
Ama lotusseyirdefteri.com'da buraya ekleyemediğimiz birçok yeni bölümler ve sayfalar bulacağınıza emin olabilirsiniz. Sayfalar arasında küçük süprizler de mevcut!!! Bakalım beğenecek misiniz?
Şimdilik blog ile ne ölçüde devam edip etmeyeceğimizi bilmiyorum.
Ama lotusseyirdefteri.com'da buraya ekleyemediğimiz birçok yeni bölümler ve sayfalar bulacağınıza emin olabilirsiniz. Sayfalar arasında küçük süprizler de mevcut!!! Bakalım beğenecek misiniz?
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Motorun Kalan Eksikleri
Bizim yaptığımız gibi ileri bir motor tamirinden sonra orasında burasında bir dolu problem çıkması gayet normal şeyler... Bir süre onlarla uğraştık.
1-Lotus'un şaft çıkışı Volvo Deep Seal ile sızdırmazlığı sağlıyor. Eski usul salmastra yok. Bu kauçuktan bir sistem, 35'lik şaft ortası delik bir konik yapıdan geçerek teknenin içine giriyor. Motoru çalıştırdık içeri bir baktım, damlatıyor mendebur. Bu tür malzemelerin miyadı dolduğunda hiçbir tamir işe yaramıyor maalesef, ancak bizimkinin sadece 2 yıl önce değiştiğini biliyorum, neden bozuldu bu diye uzun uzun düşündük. Muhtemel sebep kaplini ayırınca ağırlığı ile ileri kalkan şaft, kauçuğa bir kenarından çok yaslandı. Yine Volvo'nun ürettiği küçük tüp greslerle içini yağladık, bir süre çalışınca kesti. Ya içinde oluşan bir kekamoz falan düştü, ya da gres işe yaradı. Nereden baksan 200 Euro'luk malzemeyi değiştirmekten kurtulduk...
2-Separı söktük ama altından damlatıyor. Musluğu bozuk muhtemel. Çok önemli bişey değil şimdilik, altına bir yoğurt kabı, aynen
devam )))
3-Mazot tankının kapağını söktüm, içi gayet temiz çıktı. Aynen kapattım.
4-Motor giriş vanasını değiştirdik. Her an elimizde kalabilirdi... Suda vana sökmekten hazetmem ama yapacak bişey yok.
5-Her iş bittikten sonra sintineyi bir güzel temizledim. Pırıl pırıl oldu.
1-Lotus'un şaft çıkışı Volvo Deep Seal ile sızdırmazlığı sağlıyor. Eski usul salmastra yok. Bu kauçuktan bir sistem, 35'lik şaft ortası delik bir konik yapıdan geçerek teknenin içine giriyor. Motoru çalıştırdık içeri bir baktım, damlatıyor mendebur. Bu tür malzemelerin miyadı dolduğunda hiçbir tamir işe yaramıyor maalesef, ancak bizimkinin sadece 2 yıl önce değiştiğini biliyorum, neden bozuldu bu diye uzun uzun düşündük. Muhtemel sebep kaplini ayırınca ağırlığı ile ileri kalkan şaft, kauçuğa bir kenarından çok yaslandı. Yine Volvo'nun ürettiği küçük tüp greslerle içini yağladık, bir süre çalışınca kesti. Ya içinde oluşan bir kekamoz falan düştü, ya da gres işe yaradı. Nereden baksan 200 Euro'luk malzemeyi değiştirmekten kurtulduk...
2-Separı söktük ama altından damlatıyor. Musluğu bozuk muhtemel. Çok önemli bişey değil şimdilik, altına bir yoğurt kabı, aynen
devam )))
3-Mazot tankının kapağını söktüm, içi gayet temiz çıktı. Aynen kapattım.
4-Motor giriş vanasını değiştirdik. Her an elimizde kalabilirdi... Suda vana sökmekten hazetmem ama yapacak bişey yok.
5-Her iş bittikten sonra sintineyi bir güzel temizledim. Pırıl pırıl oldu.
25 Nisan 2011 Pazartesi
Blogun Kaderi ve Alternatifler...
Uzun bir süredir yoktuk.
Doğrusu daha önceleri, blogun hayatımda bu kadar önemli bir yer tuttuğunu farketmemiştim. Başka yöntemlerle girip yazmak mümkündü gerçi ama kişiliğimdeki pasif-agresif yön ağır bastı sanırım ve resmen küstüm... )))
Ancak bu tip aksilikler ve engeller insan hayatında büyük değişikliklerin de yolunu açabiliyor bazen. Günlük koşturmaca içinde devam eden yoğunluk ve rutinin içinde hepimiz fazla düşünmeden ve kafa yormadan yolun gittiği yere doğru koşturuyoruz. Ama kafamızı kaldırıp, "nereye doğru gidiyoruz biz" sorusunu da pek sormuyoruz veya bazen cesaret edemiyoruz. Böyle bir aşamaya gelmek için belki "yolun" kapatılması ya da kazılması gerekebiliyor. )))
Dolayısıyla önce kızgınlıkla başlayan süreç-belki de büyük bir şans eseri, gerektiğinden uzun sürünce- "ne yapabilirim" sorusunu gündeme getirdi. Bulduğum cevaplar, belki bu blogun kaderini de etkileyecek. Bakalım her yenilik bir ilerleme midir, onu hep beraber izleyip göreceğiz )))
Doğrusu daha önceleri, blogun hayatımda bu kadar önemli bir yer tuttuğunu farketmemiştim. Başka yöntemlerle girip yazmak mümkündü gerçi ama kişiliğimdeki pasif-agresif yön ağır bastı sanırım ve resmen küstüm... )))
Ancak bu tip aksilikler ve engeller insan hayatında büyük değişikliklerin de yolunu açabiliyor bazen. Günlük koşturmaca içinde devam eden yoğunluk ve rutinin içinde hepimiz fazla düşünmeden ve kafa yormadan yolun gittiği yere doğru koşturuyoruz. Ama kafamızı kaldırıp, "nereye doğru gidiyoruz biz" sorusunu da pek sormuyoruz veya bazen cesaret edemiyoruz. Böyle bir aşamaya gelmek için belki "yolun" kapatılması ya da kazılması gerekebiliyor. )))
Dolayısıyla önce kızgınlıkla başlayan süreç-belki de büyük bir şans eseri, gerektiğinden uzun sürünce- "ne yapabilirim" sorusunu gündeme getirdi. Bulduğum cevaplar, belki bu blogun kaderini de etkileyecek. Bakalım her yenilik bir ilerleme midir, onu hep beraber izleyip göreceğiz )))
9 Ocak 2011 Pazar
Bakırköy-Kuruçeşme
Sabah erkenden kalktık. Kadir, Alper'in teknede yatmış zaten. Sahilden aldığımız 220V ile güzelce ısındık. Hiç sorunumuz olmadı...
Bakırköy Balıkçı Barınağı, yıllarca bu işe gönül vermiş kurt denizcilerin, hikayelerinin ve gönüllerinden kopan sıcaklığı ile, sabahın bu erken saatinde bile iyiyce ısınmış... Biz girdiğimizde hepsi selam verdi, "hoşgeldiniz" dediler. Bir yere denizden varmakla, karadan gelmek arasında sanırım bu fark var! Gerçek deniz adamlarının gözünde, hemen farklı bir açıdan değerlendirilmeyi sağlayan şey gelinen yolun uzunluğu ya da tehlikelrle dolu olması falan değil. Sadece deniz! Tüm bu algılamayı sağlayan şey, tek başına O!
Hava güzel, güya zemherilerdeyiz ama sıcacık güneş içimizi ısıtıyor. Alper erken kalkmış dostlarıyla balıkta.
Biz de güzel bir kahvaltı ve içmizi ısıtan çay ocağı sohbetini kısa tutup tekneye geçtik. Biraz tamirat ve öteberi ile uğraştıktan sonra, mazot almak ve vakitlice yolumuza koyulmak için erkenden avara olduk.
Ataköy'den mazot ikmalinin hemen akabinde, hafif esen Lodos'un katkısından yararlanmak için Boğaz'a doğru balon bastık.
Güverte temizliği tüm kışın kirini atmak için yeterli değil.
Alçalan güneşin, Ayasofya ve Sultanahmet üstünde oynadığı ışık oyunlarını seyrederek Boğaz'da kuzeye doğru yükseldik. Akşam olmadan demir yerimizdeyiz. Giriş düşünülenden kolay oldu.
Bakırköy Balıkçı Barınağı, yıllarca bu işe gönül vermiş kurt denizcilerin, hikayelerinin ve gönüllerinden kopan sıcaklığı ile, sabahın bu erken saatinde bile iyiyce ısınmış... Biz girdiğimizde hepsi selam verdi, "hoşgeldiniz" dediler. Bir yere denizden varmakla, karadan gelmek arasında sanırım bu fark var! Gerçek deniz adamlarının gözünde, hemen farklı bir açıdan değerlendirilmeyi sağlayan şey gelinen yolun uzunluğu ya da tehlikelrle dolu olması falan değil. Sadece deniz! Tüm bu algılamayı sağlayan şey, tek başına O!
Hava güzel, güya zemherilerdeyiz ama sıcacık güneş içimizi ısıtıyor. Alper erken kalkmış dostlarıyla balıkta.
Biz de güzel bir kahvaltı ve içmizi ısıtan çay ocağı sohbetini kısa tutup tekneye geçtik. Biraz tamirat ve öteberi ile uğraştıktan sonra, mazot almak ve vakitlice yolumuza koyulmak için erkenden avara olduk.
Ataköy'den mazot ikmalinin hemen akabinde, hafif esen Lodos'un katkısından yararlanmak için Boğaz'a doğru balon bastık.
Güverte temizliği tüm kışın kirini atmak için yeterli değil.
Alçalan güneşin, Ayasofya ve Sultanahmet üstünde oynadığı ışık oyunlarını seyrederek Boğaz'da kuzeye doğru yükseldik. Akşam olmadan demir yerimizdeyiz. Giriş düşünülenden kolay oldu.
8 Ocak 2011 Cumartesi
Dragos-Bakırköy
Sağolsun Nazım Usta, bizim gaz kolu göbeğini iki günde bitirdi. Sık sık soruyorlar bana neden yenisini almıyorsun diye? Bu sistem içinde çalışan bir dişli grubunun buunduğu aluminyum bir kapalı sistem. Usta-daha önce diğer Lotus'ta da yapmıştı-aluminyum gövdeyi kesip ayırıyor, içini tamir edip bu sefer vidayla kapatıyor. Tekrar bozulsa bile açması çok kolay...
Aleti temin edince, haftasonu işlerini yola koyduk ve ver elini Lotus.
Ömer ve Kadir (Kurtbayram) misafirlerimiz. Erol Ağabey ciddi rahatsız, hava da soğuk. Bir doktor olarak evde istirahat etmesini ve kesinlikle çıkmamasını önerdim, "aklı bizde kalacakmış" ama ne yapalım bu sefer böyle.
Eyüp Ağabey'ler de uğradılar ama onlarda hem vakit hem de araba sıkıntısı var, belki akşama buluşacağız.
Aleti monte ettik, çalışıyor ama ters bağlamışız! Neyse şimdi uğraşamayacağım deyip günü kaçırmamak adına avara olduk.
Kuruçeşme'nin çıkışı hep bir alengirli tabi ama ekip iyi olunca sorun olmadı. Boğaz'da sert lodos var. Acaba çıkışta nasıl diye sorduk, Dragos grubu palpa liman olduğunu söylediler.
Henüz nereye gideceğimize karar vermiş değiliz.
Dragos'ta sağolsun, Serhat sabahtan ciğer yapmış. "Biz hala buralardayız,
bekleriz sizi" deyince rotayı Doğu'ya kırdık. Motor rodajda, 2000 devri geçmiyoruz. Onun için varmamız 9'u buldu.
O soğukta ciğerler pişmeye hazır bizi beklemişler. Heykeli dikilecek adam şu Serhat! Bir söz verdi mi bil ki olur...
Gece 23.00'e kadar tatlı sohbeti bir türlü kesemedik. Hoş bize kalsa sabaha kadar dururduk zaten ama, çocukların işleri-güçleri var. Biz de o zaman palamar çözüp Bakırköy tarafına geçelim dedik.
Ömer yattı uyudu. Kadir dümende, ben de dolanıyorum kedi gibi.
Aylar sonra ilk defa çıkartmışız kızı yerinden, tekneyi derleyip topluyorum. Her yer dağılmış vaziyette tabi, ama kısa sürede pırıl pırıl olacak eminim.
Sis basması ihtimaline karşılık dümdüz bir rotada Bakırköy'ü tutmadık, sahile yakın geçtik. Ahırkapı açıklarında demirdeki teknelerin aralarından sıyrılarak bizi karşılamaya çıkmış Müfit (Çıkrıkçıoğlu) ve Alper ile buluştuk. Saat gecenin 1'i!
Bu adamlar ne zaman uyur? Ne zaman kalkar?
Rahat bir manevrayla bizi pontonun ucuna iliştirdiler. Ömer'in de uyanıp bize katılmasıyla gecenin ilerleyen saatlerine kadar sohbetin dibini bulduk.
Aleti temin edince, haftasonu işlerini yola koyduk ve ver elini Lotus.
Ömer ve Kadir (Kurtbayram) misafirlerimiz. Erol Ağabey ciddi rahatsız, hava da soğuk. Bir doktor olarak evde istirahat etmesini ve kesinlikle çıkmamasını önerdim, "aklı bizde kalacakmış" ama ne yapalım bu sefer böyle.
Eyüp Ağabey'ler de uğradılar ama onlarda hem vakit hem de araba sıkıntısı var, belki akşama buluşacağız.
Aleti monte ettik, çalışıyor ama ters bağlamışız! Neyse şimdi uğraşamayacağım deyip günü kaçırmamak adına avara olduk.
Kuruçeşme'nin çıkışı hep bir alengirli tabi ama ekip iyi olunca sorun olmadı. Boğaz'da sert lodos var. Acaba çıkışta nasıl diye sorduk, Dragos grubu palpa liman olduğunu söylediler.
Henüz nereye gideceğimize karar vermiş değiliz.
Dragos'ta sağolsun, Serhat sabahtan ciğer yapmış. "Biz hala buralardayız,
bekleriz sizi" deyince rotayı Doğu'ya kırdık. Motor rodajda, 2000 devri geçmiyoruz. Onun için varmamız 9'u buldu.
O soğukta ciğerler pişmeye hazır bizi beklemişler. Heykeli dikilecek adam şu Serhat! Bir söz verdi mi bil ki olur...
Gece 23.00'e kadar tatlı sohbeti bir türlü kesemedik. Hoş bize kalsa sabaha kadar dururduk zaten ama, çocukların işleri-güçleri var. Biz de o zaman palamar çözüp Bakırköy tarafına geçelim dedik.
Ömer yattı uyudu. Kadir dümende, ben de dolanıyorum kedi gibi.
Aylar sonra ilk defa çıkartmışız kızı yerinden, tekneyi derleyip topluyorum. Her yer dağılmış vaziyette tabi, ama kısa sürede pırıl pırıl olacak eminim.
Sis basması ihtimaline karşılık dümdüz bir rotada Bakırköy'ü tutmadık, sahile yakın geçtik. Ahırkapı açıklarında demirdeki teknelerin aralarından sıyrılarak bizi karşılamaya çıkmış Müfit (Çıkrıkçıoğlu) ve Alper ile buluştuk. Saat gecenin 1'i!
Bu adamlar ne zaman uyur? Ne zaman kalkar?
Rahat bir manevrayla bizi pontonun ucuna iliştirdiler. Ömer'in de uyanıp bize katılmasıyla gecenin ilerleyen saatlerine kadar sohbetin dibini bulduk.

6 Ocak 2011 Perşembe
Motor Tamiri VIII-Marş!
Elektrik de bittikten sonra artık motorda sadece ufak-tefek bişeyler kaldı. Egzost hortumunu, paslanmazdan yeni manifoldu yerine taktık, yağ devrelerini bağladık. Yağını suyunu ekledik. Mazotun havasını aldık.
Rıza Usta motorun başında, Erol Ağabey kokpitte kumandada..
"Bas bakalım" Bastık Harrrr!!!
İlk seferde çalıştı güzelim makine )))
Keyfim gıcır. Biraz ayarlarıyla oynadık.
Herşey yolunda gibi, su-yağ falan kaçırmıyor. Herşey temiz.
Gaz koluna geçtim, ileri vereceğim, çat etti bu sefer de gaz kolu göbeği sıyırdı. Gaz veriyorsun ama şanzımana geçmiyor lanet!
Hediyesi-ertesi gün öğrendik 350TL- söktüm aleti yerinden, Nazım Usta'ya atölyeye gidecek mecbur. Bu kadar para veremem, o kesin!
Ama hala gayr-ı menkulüz... Şimdilik!!
Rıza Usta motorun başında, Erol Ağabey kokpitte kumandada..
"Bas bakalım" Bastık Harrrr!!!
İlk seferde çalıştı güzelim makine )))
Keyfim gıcır. Biraz ayarlarıyla oynadık.
Herşey yolunda gibi, su-yağ falan kaçırmıyor. Herşey temiz.
Gaz koluna geçtim, ileri vereceğim, çat etti bu sefer de gaz kolu göbeği sıyırdı. Gaz veriyorsun ama şanzımana geçmiyor lanet!
Hediyesi-ertesi gün öğrendik 350TL- söktüm aleti yerinden, Nazım Usta'ya atölyeye gidecek mecbur. Bu kadar para veremem, o kesin!
Ama hala gayr-ı menkulüz... Şimdilik!!
4 Ocak 2011 Salı
Motor Tamiri-VII: Elektrik
Motorun son dakikada çıkan eksiklerini beklerken, bir yandan da elektrik işine giriştik. Sağolsun Erol Ağabey ciddi bir tesisat planladı.
Motor elektriğine ait tüm kablolar değişti, pabuçlar sıkıldı, makaronlar-yan keskiler etrafta uçuşuyor ))
Motor kumanda panelini de değiştiriyoruz. Motordan o tarafa geçen kabloyu 16X2,5 olanı ile yeniledik. İki ucunda klemensler, röleler adapte edildi. Paneldeki stop butonu, ısıtma bujilerinin devresi, anahtar, göstergeler ve alarmlar pleksiden kesildi ve sisteme uyarlandı.
Ömer sağolsun gecenin bir vakti elinde dremel takımıyla çıktı geldi, tüm panonun şeklini alması sadece 1 saat sürdü. Bayılıyorum bu adamın yeteneğine...
Gece yarısına doğru Erol Ağabey, "artık tamam, paydos esiyoruz" dedi. Eleketrik tamam! Marşa basacağız, bakalım koca kız bir arıza daha çıkarmadan çalışacak mı?
Motor elektriğine ait tüm kablolar değişti, pabuçlar sıkıldı, makaronlar-yan keskiler etrafta uçuşuyor ))
Motor kumanda panelini de değiştiriyoruz. Motordan o tarafa geçen kabloyu 16X2,5 olanı ile yeniledik. İki ucunda klemensler, röleler adapte edildi. Paneldeki stop butonu, ısıtma bujilerinin devresi, anahtar, göstergeler ve alarmlar pleksiden kesildi ve sisteme uyarlandı.
Ömer sağolsun gecenin bir vakti elinde dremel takımıyla çıktı geldi, tüm panonun şeklini alması sadece 1 saat sürdü. Bayılıyorum bu adamın yeteneğine...
Gece yarısına doğru Erol Ağabey, "artık tamam, paydos esiyoruz" dedi. Eleketrik tamam! Marşa basacağız, bakalım koca kız bir arıza daha çıkarmadan çalışacak mı?
23 Aralık 2010 Perşembe
Motor Tamiri-VI: Yerleştirme
Motor Rıza Usta'nın atölyede toplandığı ve çalıştırıldığı için, artık çıkarttığımızdan daha ağır... Yaklaşık 150kg kadar olduğunu sanıyorum.
Ölçtük biçtik, sökmeden içeri alabiliyoruz ancak salona sokarken merdiveni yerinden çıkartmamız gerekebilir.
Önce tekneye alma. Yine aynı sistem tekneyi iyice karaya yanaştırıp, balançina ile direğe bastık. Sahilden aldığımız bir emniyet ile, motoru havaya kaldırdık.
Önce havuzluğa taşıdık, oradan aynı şekilde kaldırdık ve merdiveni sökerek genişlettiğimiz ana girişten motoru salona indirdik.
Kıçtankara sahile bağlı Boğaz'daki bir tekne, yaşamayan pek gözünde canlandıramaz belki, ciddi sallanır. Büyük tonajlı şileplerin dalgalarından birinde, salonda uçuşan motorun pandül gibi sallanmasına engel olamayıp, harita masasına çakmamız haricinde bir komplikasyon olmadı! ))
Yerine taşıdık. Rıza konuya gayet hakim. Arka kulakların yerleştirilmesi sırasında zorlandık. Bütün işi kısacık zamanda bitirdik.
Tam çalıştıracağız motoru, içimize sinmedi, egzost hortumunu söktük. Altından çıkan egzost manifoldu delik deşik olmuş, hiç farketmemiştim.
Nasılsa elektrik düzeneğimiz yok, acelemiz de. Çalıştırma işini şimdilik erteledik...
20 Aralık 2010 Pazartesi
Motor Tamiri-V: Toplama ve Rektifiye.

Motoru tüm parçaları ile tekneden dışarı taşıyıp, atölyeye götürdüğümüz için toplama kolay olmuştu. Rıza Usta'ya bu konuda güvenimiz tam.
Piston kollarının, krankın, biyellerin sorun çıkarmadığını. Sadece segman ile kurtulunmayacağını, yatak-gömlek değişmeyen Perkins Prima M60'ın rektifiyeci tarafından düzeltildiğini söyledi.
Subaplar, guidelar değişti. Takım conta almadık ama kapak contası orjinali aldık.
Enjektörlerden teki kapağa kaynamış, o değişti, diğerlerinin memeleri değişti. Pompa ayarlandı. Krank ön keçesi değişti. Isıtma bujileri kontrol edildi.
Marş motoru söküldü bakıma gitti. Marş solenoidi yeniydi.
Motor kazındı boyandı. Tatlı su ve yağ kuleri yakın zamanda değişmişti zaten. Deniz suyu pompası yeni ayarlanmıştı. Tatlı su devri daimi sorunsuzdu.
Egzost manifoldu neredeyse parçalanmış. Egzost borusu ile beraber değişti.
Separın filtresi değişti.
Hararet ve yağ müşiri değişti.
...ve motor monte edilecek hale geldi!!
8 Aralık 2010 Çarşamba
Motor Tamiri-IV: Alternatifler

Perkins Prima M60, Volvo 2020 bloğu ile aynı. 4 silindir, ısıtma bujileri olan, dizel bir makina. Detaylı özellikleri ve servis manueli internetten de bulunabilir. Sağolsun Nusret (Başaran) bize orjinalini verdi.
Bizim makinayı önce yenilemekle ilgili konuştuk. Perkins'in ana distribütörü Oto Orman. Yerleri Sirkeci'de, linki http://www.otoorman.com/perkinssabre.asp.
M60 Perkins'in yenisi için şanzıman ve motor paneli dahil 13.ooo TL istediler. Kulakların yerleri değişmeyeceği, şaft ve pervane ile ilgili en az sorun yaşayacağımız için tercih edilir diye düşndük.
Perkins'in bir de 85HP modeli var. Aslında o da aynı blok ancak turbo olduğu için gücü arttırılmış. Dolayısıyla yere adaptasyonu ile ilgili yine çok az sorun yaşanır o modelle de. Ancak tabi yakıt tüketimi daha fazla olacak ve meblağ da 17000TL'ye çıkıyor.
Aynı gce sahip diğer markalara bakıldığında Yanmar 75HP makine, şanzıman ve panel için 24.000, Volvo ise 22.000TL talep etti.

Perkins'in piyasada bulunan, marinize edilmiş modelleri de mevcut. Kara taşıtları özellikle de traktör için kullanılan modellerini marinize etmişler. Daha çok balıkçılar ve yer darlığı sorunu yaşamayan teknelerde yaygın olarak kullanılıyor. Ancak sadece blok 200 kg civarında. Daha da önemlisi oldukça büyükler. Bizim koltuk altına sığmaları mümkün değil. Fiyatları 7000 TL civarında olmasına rağmen vazgeçtik.
Aynı grupta Yanmar'ın forkliftler için ürettiği makineler var. Marinize etmek mmkün. Bunlar "fındık" motor olarak biliniyorlar oldukça küçük ve hafifler. Ancak orjinal birşeyi bozup yerine adapte bir sistem yapmak istemedik.
Bu arada Rıza Usta'dan rektifiye için çok makul bir fiyat gelince, kendi motorumuzu toplamaya karar verdik.
28 Kasım 2010 Pazar
Motor Tamiri-III
Şu son kalan enjektör için Rıza ustadan rica ettim. Boşmuş o gün, hemen atladı geldi sağolsun. Enjektörlere giriştik, çektirme de var, hepsini aldık ama teki kaldı.
Bu arada Erol Ağabey de geldi...
Ne yapsak? Ne yapsak? düşünüyoruz ama mesele belli, biz bu motoru sökeceğiz ))
Aynen giriştik, önce ıvır-zıvır. Zaten, kayışı, ön kasnakları, pompayı falan sökmüşüz. Kapağı da alalım, hem motorun içini görürüz, zaten rektifiyci de söker enjektörü diye düşündük.
Ok! Tamam!
Kapağa giriştik aynen. Önce üst kapak ve egzantrik.
Ben diğer tarafta egzost, kuler ve manifoldla uğraşıyorum. Rıza Usta solda elektrik aksamını alıyor...
Neyse dağıttık makinayı ama kapak civataları anlamsız. 15 metrik kafalara soktuğumuz lokma ucu, (mutlaka 6 köşeli olacak, yıldız olmayacak, sert metal marka bilinen bir ürün) olacak. Neyse 4 adet lokma uzatma kolunu uc uca ekleyerek, sonra da ayakla kaktrıdık. Mümkün değil, 3 lokma elimizde kırıldı
Taş motoruyla, sallanan kabinde, altımız mazot etrafa fışkıran kıvılcımların mazotla iştiraki olmamasına en büyük gayret göstererek civata kafalarını çürüttük. Keskiyle ve ağır çekiçle-her zamanki gibi- çıkarttık.
Motor silindrler ve pistonlar düşündüğümüzden kötü çıktı.
İş büyüyecek gibi, Rıza Usta ve Erol Ağabey'le bir küçük fikir teattisi: Motoru dışarı alacağız! Atölyeye gidecek mecbur:
Volan koruması, kulaklar, şanzıman, kaplin vs derken zaten dağıtmışız motoru, 50-70 kiloluk bloğu balançina ile kaldırdık, doğru güverteye. Direğin tepesine bağlı motoru kıçtankara bağlı Lotus'un güvertesinde hoppadanak dışarı almamız yarım saat sürmedi.
Bu arada bir de küçük mevzuu oldu, Sanatçı Geçinen Kesim'den birileriyle ama burasının konusu değil. Neyse, dilimiz ısırıp işimizi bitirdik...
Bakalım bu motor işini nasıl yapacağız?
Bu arada Erol Ağabey de geldi...
Ne yapsak? Ne yapsak? düşünüyoruz ama mesele belli, biz bu motoru sökeceğiz ))
Aynen giriştik, önce ıvır-zıvır. Zaten, kayışı, ön kasnakları, pompayı falan sökmüşüz. Kapağı da alalım, hem motorun içini görürüz, zaten rektifiyci de söker enjektörü diye düşündük.
Ok! Tamam!
Kapağa giriştik aynen. Önce üst kapak ve egzantrik.
Ben diğer tarafta egzost, kuler ve manifoldla uğraşıyorum. Rıza Usta solda elektrik aksamını alıyor...
Neyse dağıttık makinayı ama kapak civataları anlamsız. 15 metrik kafalara soktuğumuz lokma ucu, (mutlaka 6 köşeli olacak, yıldız olmayacak, sert metal marka bilinen bir ürün) olacak. Neyse 4 adet lokma uzatma kolunu uc uca ekleyerek, sonra da ayakla kaktrıdık. Mümkün değil, 3 lokma elimizde kırıldı
Taş motoruyla, sallanan kabinde, altımız mazot etrafa fışkıran kıvılcımların mazotla iştiraki olmamasına en büyük gayret göstererek civata kafalarını çürüttük. Keskiyle ve ağır çekiçle-her zamanki gibi- çıkarttık.
Motor silindrler ve pistonlar düşündüğümüzden kötü çıktı.
İş büyüyecek gibi, Rıza Usta ve Erol Ağabey'le bir küçük fikir teattisi: Motoru dışarı alacağız! Atölyeye gidecek mecbur:
Volan koruması, kulaklar, şanzıman, kaplin vs derken zaten dağıtmışız motoru, 50-70 kiloluk bloğu balançina ile kaldırdık, doğru güverteye. Direğin tepesine bağlı motoru kıçtankara bağlı Lotus'un güvertesinde hoppadanak dışarı almamız yarım saat sürmedi.
Bu arada bir de küçük mevzuu oldu, Sanatçı Geçinen Kesim'den birileriyle ama burasının konusu değil. Neyse, dilimiz ısırıp işimizi bitirdik...
Bakalım bu motor işini nasıl yapacağız?
Motor Tamiri derken Arama-Kurtarma
Cumartesi işim erken bitti, gidip şu krank keçesine bakayım dedim. Ama bu işte geniş portföye sahip tiplerin hepsi (Taksim'de Perşembe Pazarı'nda veya Sirkeci'dekilerin) bayağı ekabir tipler. Çoğu öğlen işi kapatıyor...
Kös kös geri geldim.
Erol Ağabey, Kaan teknedeler. Esma ve Tayfun Güler de yürüyüşteymişler Boğaz'da uğramışlar bize, sağolsunlar. Yapacak bişey yok, bari sohbet falan derken telefon çaldı.
Ali (Özer) aradı:
-Mehmet?
-Evet?
-Pendikten çıktık, Adalara doğru yükseldik...
-Eeee?
-Motor durdu!
-Ne diyorsunnnn? Şaka mı?
-Evet evet...
-Neredesiniz tam?
-Cırtt.. Pırtt... sesleriyle telefon bağlantısı kesildi.
Haydaaa buyrun buradan yakın.
Ciddi Lodos var, Marmara tarafı bu havada kesin çok sallıyordur. Kesin ya hava yaptı, ya da pislik tıkadı. Ama neden yelkenle gitmiyorlar ki bu havada?
Neyse, olan olmuş...
İrtibat için Daksar'ı aradık. Telsiz teması istedik. Bence yapılacak şey geri dönüp, Burgaz'ın kuytusunda bir tonoza bağlanmak.
Burgaz lokantalarını arayıp hatta birini organize bile ettik. Teması Daksar sağlayacak, bekliyoruz...
Neyse hemen aradılar, sağolsunlar.
Temas kurmuşlar, durumu anlatmışlar.
Bu arada motor da çalışmış ama, onlar da rotalarına (Boğaz'a gelmek istiyorlar) devam etmişler. Tam girişte bir kere daha stop etmiş mendebur, bir daha aç, üfle falan açmışlar pisliği... Neyse bir şekilde çalıştırmışlar, Kuruçeşme'de durmayıp Poyraz'a yollandılar.
İşin selametle bittiğine çok sevindik hepimiz
Kös kös geri geldim.
Erol Ağabey, Kaan teknedeler. Esma ve Tayfun Güler de yürüyüşteymişler Boğaz'da uğramışlar bize, sağolsunlar. Yapacak bişey yok, bari sohbet falan derken telefon çaldı.
Ali (Özer) aradı:
-Mehmet?
-Evet?
-Pendikten çıktık, Adalara doğru yükseldik...
-Eeee?
-Motor durdu!
-Ne diyorsunnnn? Şaka mı?
-Evet evet...
-Neredesiniz tam?
-Cırtt.. Pırtt... sesleriyle telefon bağlantısı kesildi.
Haydaaa buyrun buradan yakın.
Ciddi Lodos var, Marmara tarafı bu havada kesin çok sallıyordur. Kesin ya hava yaptı, ya da pislik tıkadı. Ama neden yelkenle gitmiyorlar ki bu havada?
Neyse, olan olmuş...
İrtibat için Daksar'ı aradık. Telsiz teması istedik. Bence yapılacak şey geri dönüp, Burgaz'ın kuytusunda bir tonoza bağlanmak.
Burgaz lokantalarını arayıp hatta birini organize bile ettik. Teması Daksar sağlayacak, bekliyoruz...
Neyse hemen aradılar, sağolsunlar.
Temas kurmuşlar, durumu anlatmışlar.
Bu arada motor da çalışmış ama, onlar da rotalarına (Boğaz'a gelmek istiyorlar) devam etmişler. Tam girişte bir kere daha stop etmiş mendebur, bir daha aç, üfle falan açmışlar pisliği... Neyse bir şekilde çalıştırmışlar, Kuruçeşme'de durmayıp Poyraz'a yollandılar.
İşin selametle bittiğine çok sevindik hepimiz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




